Dış Politikanın İç Politikaya Etkisi

Abone Ol

İletişim ve ulaşım imkânlarının artışı birçok konuda olduğu gibi siyasal sahada da önemli etkileri beraberinde getirmektedir.

Bunların başında gelen hususlardan birisi ise ülkelerin yaşadığı seçim süreçlerinde dış politikada yaşanan gelişmelerin seçim sonuçlarına çoğu zaman doğrudan etkide bulunmaya başlamasıdır.

Esasında belirtilen bu etkinin geçmişte de geçerli olduğu bilinmektedir. Kıbrıs Barış Harekâtı’nın hemen ardından Ecevit’in MSP ile yaptığı koalisyonu bozarak harekâtın olumlu etkisinden faydalanmak için erken seçim istemesi buna örnek verilebilir.

Ancak günümüzde medyanın da etkisiyle dış politikanın seçim süreçleri üzerindeki belirleyiciliği oldukça önemli hale gelmiştir. Nitekim buna işaret eden çok sayıda örnek bulunmaktadır.

2009 seçimlerinden kısa bir süre önce Davos’ta meydana gelen “One Minute” olayı, 2017 referandum sürecine sayılı günler kala Hollanda ile Türkiye arasında yaşanan kriz ilk anda akla gelen örnekler olarak ifade edilebilir.

Dış politikada yaşanan bir olay, medya aracılığıyla çok kısa bir süre içerisinde en ücra köşede yaşayan bir insana dahi ulaştırılmakta ve çerçevelenen haberler yoluyla da kişilerin algıları yönetilir hale gelmektedir.

Bu hadiseleri hatırlatmamızın sebebi, neredeyse tüm dost meclislerinde, kahvelerde vs ortamlarda seçimlerin ve adayların konuşulmaya başlandığı son günlerde Avrupa ülkeleri ve ABD’nin doğrudan Türkiye’ye dönük hamlelere yönelmesidir.

İsveç’te Mushaf’ın Türk Büyükelçiliği önünde devlet kontrolünde yakılması, çeşitli ülkelerin konsolosluklarının gerekçe ve süre sınırı gösterilmeksizin kapatılması, ABD gemisinin Gölcük’e geliş şekli gibi gelişmeler kısa sürede şahitlik edilen hadiseler olarak kayıtlara geçti.

İşte tam da bu noktada, dış politikanın iç politikada belirleyiciliğinin etkisi biliniyorken, ilgili ülkelerin tam da seçim sürecinde bu hamlelere yönelmesi soru işaretlerine neden olmaktadır.

Zira örneğin konsoloslukların kapanması hadisesi dahi tek başına ciddi bir olay olarak ele alınmak zorundadır. Toplumda infiali artıracak ve “Acaba seçimi sabote edecek şekilde kötü bir şeyler mi planlanıyor?” sorusunu sorduracak bir gelişmedir.

Ne var ki, bu konu kutuplaşmanın arttığı bir dönemde yaşandığından kamuoyunda hakkıyla ele alınamamaktadır.

Normal şartlarda aleni olarak böyle bir hamlenin gelmesi durumunda Türkiye’deki tüm kesimlerin bir ve beraber görüntüsü vermesi, ülke bütünlüğünü hedef alan bu adım karşısında ortak bir ses çıkarması gerekmektedir.

Ancak bu gelişmelerin seçim sürecine girildiği dönemde olması buna engel teşkil etmektedir. Çünkü bu hadiselerin seçim sürecinde olması tersinden bir propaganda programının yürütüldüğü ve aslında iktidara destek manasına geldiği izlenimini oluşturmaktadır.

Zira ortalama seçmen açısından Türkiye’nin doğrudan hedef alındığı saldırılar, mevcut iktidara karşı yapılmış saldırı olarak algılanmaktadır. Bu saldırılar, ilgili ülkelerin iktidarın politikalarından rahatsız olduğunun ispatı olarak görülmektedir.  

Hâlbuki Türkiye’nin büyümesini ve aslına dönmesini istemeyen güçler açısından esas önemli olan iktidardaki partilerin söylemleri değil yaptıklarıdır.

Eğer iktidardaki parti ya da partilerin yaptıkları; çıkartılan kanunların AB normlarına ve uluslararası sözleşmelere(!) uygun olduğu, ahlak ve maneviyatın öncelenmediği, faizci kapitalist ekonomik anlayışın devam ettirildiği, ABD’nin stratejik müttefik olarak görüldüğü, Filistin’in iki devletli çözüme mecbur bırakıldığı, Büyük Ortadoğu Projesi’nin devam ettirildiği bir yönetim anlayışını içeriyorsa dış güçler açısından sorun yok demektir.

Dolayısıyla dış kaynaklı bir saldırı varsa bu saldırıların gerçek amacını sağlıklı bir şekilde tahlil etmek gerekmektedir. Ne var ki, bu saldırıların seçim sürecinde yaşanması hadiselerin doğru zeminde konuşulmasını dahi zorlaştırmaktadır.

Not: Saadet Partisi’nin yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızı ilgilendiren konulara yönelik gerçekleştirdiği çeşitli çalıştaylar vesileyle tanıştığımız ve Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarıyla yakından ilgilendiğine şahitlik ettiğimiz gazeteci Oktan Erdikmen beyefendinin bir rahatsızlık geçirdiğini öğrendim. Kendisine acil şifalar diliyorum.