Diriliş neslinin amentüsü -1

Abone Ol

Üstad Sezai Karakoç “İslam Birliği” davasının fikri alandaki sahibi, Erbakan Hocamız ise bunun siyaset meydanındaki uygulayıcısıdır. Hatta denebilir ki Üstad Sezai Karakoç bu anlamda Erbakan Hocamızı da etkileyen bir kişidir. Zira o, Sezai Karakoç’un kitaplarını okuduğu gibi çevresine de tavsiye etmiştir. Nitekim yakın çalışma arkadaşı Bahri Zengin’e; “Sezai Karakoç’un kitaplarını okuyun, zira onlardan ciddi manada istifade edersiniz” diye tavsiyede bulunduğunu merhum Bahri Zengin’in kendisi bizzat -Yavuz Selim Küçük kardeşimizin şahitliğine göre- Üstad Sezai Karakoç’a iletmiştir.

Üstad Sezai Karakoç’un başyapıtı ve bütün ideolocyasını ortaya koyduğu eseri ise DİRİLİŞ NESLİNİN AMENTÜSÜ isimli kitabıdır. Üstadı ve davasını daha yakından tanıyabilmek için bu kitaptan bazı cümleleri nakledeceğim.

“Kendimin bir diriliş eri olduğuma inanıyorum. Bir Diriliş Cephesi bulunduğuna ve kendimin de o cephenin bir savaş adamı olduğuma, olmam gerektiğine inanıyorum… Bu nasıl bir savaştır? Bu bir zihniyet savaşıdır. Karayla (batılla) akın (Hakkın) savaşıdır…

Ruh, sürekli olarak Allah’ı bilme, Allah huzurunda olma savaşı içinde olacaktır… Diriliş ruhun açtığı bu sürekli savaşı sürdürme ve bu savaştan sürekli olarak başarılı çıkma demektir.

Allah’a inanıyorum. Ben bir diriliş işçisiyim. Allah kentinin işçisiyim. Allah’ın övdüğü, beğendiği İslam toplumunu ören toplumun örülen duvarlarında en küçük bir kum tanesi olmaktan öte öğüncüm olamaz.

İnkâr tutsaklık, inanç özgürlüktür. Tanrısız yaşanamayacağına inanıyorum… Benim inandığım ve bağlandığım dava; dünyayı dolduran inkâra karşı özgür inanç gemisinin kaptanı olan Hazreti Nuh’un ebedi kurtuluş sancağını uygarlıklar başkentine diken, ateş imtihanından geçmiş ve Kurban şifasıyla azapların zehrini eritmiş Hazreti İbrahim’in, toplumu yönetecek altın kuralları sütunlar gibi ufkumuzda yükselten ve onları kıyamete kadar tarihin levhası olarak belirleyen Hz. Musa’nın, ölüleri dirilten ölü gönülleri diriltici soluğun sahibi Hz. İsa’nın ve nihayet en büyük insan, en büyük yol gösterici, bütün insanlığa ışık tutan, fiziği ve fizik ötesini aydınlatıcı son peygamber Hz. Muhammed’in davasıdır.

Davamız ve dava için kavgamız hakikat davası, hakikat savaşıdır… Hakikat ilk insandan beri sancaktarlarını bulmuştur. En büyük sancaktarlar, hakikat sancaktarları peygamberlerdir… Bir Diriliş eri olarak onların izinden gitmekten başka bir erlik ve yapıcılık bulunmadığına inanıyorum… Evet, bir diriliş eri olarak Son Peygamberin Sancağı altına sığınıyorum. Bu sancağın yere düşmemesi görevimizdir, varoluş hikmetimizdir.

Tarihi şöyle yorumluyorum: Hakikat savaşı ve hakikate karşı savaşanlar, baş kaldıranlar. Hayatı da şöyle yorumluyorum: Hakikat savaşı ve hakikate karşı savaşanlar, baş kaldıranlar.

İnsanları şöyle bölümlüyorum: Hakikate uyanlar, sağcılar; karşı çıkanlar, solcular; hakikat yolunu sürdürenler, gerekirse bu uğurda bütün çıkarlarını hatta canlarını feda edenler, hakikat yarışçıları, öncüler. İşte bu anlamda sağcıyım. Batılı anlamda sağcılık, solculuktur benim gözümde. Ya da solculuktan farksızdır. Kapitalizm, benim gözümde solun bir yüzü, komünizm öbür yüzüdür. İnsan olan tükürsün ikisinin de yüzüne derim.

Diriliş, şeytanın topladığı ve uğursuzluk saçan her topluluğu dağıtma, Allah’ın ipine sımsıkı sarılan topluluğu kurma yolu, yöntemi, savaşı demektir.

Kur’an ve İslam kıyamete kadar mahfuzdur. Allah buna söz vermiştir. Ancak bu mahfuzluğu yanlı anlamamam ve bu sözü kendi anlamından başka bir yoruma bağlamamam gerekir. Evet, Kur’an ve İslam mahfuzdur, fakat hiçbir kişinin veya toplumun imanını koruyabilmesi taahhüt edilmiş değildir. Her kişi kendi inancını, her mümin toplum kendi Müslümanlığını korumak, devam ettirmek mecburiyetindedir. Bunu yapmadığı takdirde umutsuzlukların, inkârın, isyanın uçurumlarına ve karanlıklarına yuvarlanabilir.

Bir gün gelecek yine Yüce İslam Milleti, bilinçlenecektir. Nerelerden nerelere geldiğini öğrenecek ve bu onu uyandıracaktır. Buna en büyük bir inançla inanıyorum.

Veliler, önder ve kahramanlardan, İslam’ı, İslam insanlığını, İslam Yurdu olan öz ülkeyi savunanlardan bürülü bir halka, bir insanlık halkasının çerçevesi içindedir sürekli olarak ruhum. Onları örnek alır. Onların havasını teneffüs eder.

Geçmişteki büyük İslam yaşantısına hayran olmakla yetinmemeli. O yaşantıyı bugün de gerçekleştirmeyi bir görev bilmeli.”