Şirk ve zulüm kuyusu ne kadar derin olursa olsun dibi gözükür. Ama fitne kuyusunun dibi gözükmez. Müslümanlar tarihte birçok azgın şirk ve zalim topluluklara karşı kısa zamanda zafer kazanmışlar. Ama fitne içerikli fikir ve eylemler karşısında sükûneti sağlamak ve zafer pek kolay olmamıştır. Hatta çaresiz kalınan; felsefi, siyasi ve inanca dönüşen fitne olayları söz konusudur ki bunlardan ikisi; Cemel ve Sıffın savaşlarıdır.
Fitne; sosyal, siyasi ve ekonomik olduğu gibi dini eksenli olması da söz konusudur. Fitne öncelikle Kur’an ve sünnete muhalif olmanın adıdır. Başka bir tanımla insan ve çevre aleyhine olan, insanın din, can ve mal güvenliğini ihlal eden tüm düşünce, fikir ve eylem biçimleridir.
İslam coğrafyası yüzyıllardır din soslu siyasi fitnenin etkisinde kalmıştır. Bu hal bazen bölgesel olurken bazen de tüm ümmeti etkisi altına almıştır. Aynı zamanda ırkçılık fitne ateşi de Müslümanlardan yakıt edinmeye devam etmiştir/etmektedir. 20. ve 21. Yüzyıl da ırkçı ve din soslu siyasi fitne adeta ümmeti esir almıştır.
Fakihleri, âlimleri ve kanaat önderleri yok edilen Müslümanlar; cühelanın alimliğe soyunarak kanaat önderliğini üstlenmesi; Müslümanları korkunç dalgalar arasında kaptansız gemi ve yolcuları durumuna düşmüştür.
Din soslu fitnenin zirveye ulaştığı günümüzde Müslümanlar; mezhep, tarikat, cemaat ve örgüt, cehalet ve taassubundan çektikleri acıyı, yokluğu, yoksulluğu ve öldürülmeyi; başka din ve felsefe mensuplarından görmediler. Moğol istilası veya Endülüs soykırımı/sürgünü acısı bu kadar yüksek perdede kıyamet acısı verdi mi bilinmez.
Irkçılık fitnesi/ulus algısı tutuşturduğu ateşi sürekli kılmak için; yeryüzünün farklı bölgelerinde; Türkiye’de PKK örneğinde olduğu gibi kan yakmayı sürdürüyor. Belki 300 yıllık projenin son bölümünü uygulamak üzere ihale edilen bu planı PKK üstlenmiştir. Etnik yapısı ne olursa olsun ahiret sorumluluğunu taşıyan Müslümanlar; bu gidişata dur demelidir.
Şeytani ve küresel fitnenin algı operasyonu tüm şiddetiyle devam etmektedir; Afganistan’da Taliban üyeleri öldürülüyor! Irakta el-kaide mensupları imha ediliyor! Suriye’de Daiş militanları yok ediliyor! Afrika’da Boko Haram teröristleri vuruluyor! Avrupa’da aşırı dinciler gözaltına alınıyor! Yemen’de Husiler! Mısırda İhvanı Müslim’in! Kim bunlar Hangi dine mensuplar Küresel şirk akıl yeryüzü sathında Müslümanlara karşı imha operasyonu yürütmektedir. İtibarsızlaştır, böl, parçala ve yut taktiği yüksek perdeden devam etmektedir. Varlıklarını Batının felsefi, ekonomik ve siyasi/askeri uygulamalarına borçlu olan bu şiddet örgütleri üzerinden; aslında tüm dünya Müslümanları ilzam edilmektedir.
“Zalim de olsa Mazlum da olsa kardeşine yardım et” buyuran son nebi (sav) ümmetinin farklı flama, isim ve mezhepler altında öldürmesini/öldürülmesini kabul etmez. Zulme ve şiddete bulaşmış ancak kendisini İslam’a nispet eden bu örgütlerde yer alan gençler; uluslararası güçlerin taşeronu olmaktan kurtarılmalıdır. Din soslu siyasi fitnenin egemen olduğu bu yüzyılda; âlim, entelektüel, aydın ve sorumluluk sahibi Müslümanlar; zalimin zulmüne engel olarak, cühelanın cahilini aydınlık kılarak; ümmetin istiklalini inşa etmek zorundadır.