Günümüz dünyasında yaşayan insanların büyük bir kısmı dört kuşaktan oluşuyor. Bunlar ikinci dünya savaşı sonrası kuşak yani 1946-1964 yılları arasında dünyaya gelenler. X kuşağı yani 1965-1980 yılları arasında dünyaya gelenler. Y kuşağı (milenyum kuşağı) yani 1981-2000 yılları arasında dünyaya gelenler ve Z kuşağı yani 2001 yılından sonra dünyaya gelenler. Bu kuşakların dünyaya geldikleri zaman dilimi itibariyle, o dönemin sosyal, ekonomik ve siyasal gelişmelerine göre özellikleri keskin bir şekilde ayrılık arz etmekte. İkinci dünya savaşı sonrası kuşak günümüz dünyasına en yabancı aynı zamanda yeni nesil ile arasında aşılmaz dağlar oluşmuş, siyasal açıdan ise tercihi en zor değişkenlik gösteren kitledir. Yüz yüze iletişimi tercih eder, risk almayı sevmezler. Düzenli bir hayat, rahat bir emeklilik hayalleridir. Her alanda otorite olmazsa olmazlarıdır. Teknolojik gelişmelere en büyük direnç bu kuşakta görülür. Bugün emeklilik maaşları dâhil birçok açıdan dertli olmalarına rağmen siyasal açıdan tercihleri en zor değişen kuşaktır.
X kuşağı, ekonomik gelişmelerin, ağır sanayinin hız kazandığı, iletişim açısından telefon ve fax kullanımının olduğu dönemin çocuklarıdır. İdealizmin zirve yaptığı topluluktur. Hayatları boyu en fazla birkaç iş değişikliği yaşamışlardır. Ahlâkî açıdan bozulmanın temellerinin atıldığı bir dönemin şahitleridir. Problemler karşısında oturup, konuşup, tartışarak çözüm bulmaya yatkın olan bu kuşak aynı zamanda en çok okuyan son nesil olarak da tanımlanabilir. İş, aile ve hayat dengesini gözetirler. Aldıkları eğitimlerin, iş hayatları ile orantılı olduğu gözlemlenmektedir. Siyasal açıdan genelde en fazla iki defa düşünce değişikliği yaşamış olan bu kuşak farklı fikirlere saygılı olmalarına rağmen tercihleri çok da kolay değişmeyen bir düşünce yapısına sahiptir. Savundukları siyasal düşünceye en fazla sabreden kitle yine bu kuşaktır.
Y kuşağına geçmeden birkaç cümle ile Z kuşağına değinelim. 2001 yılından sonra doğan kuşak tam bir teknoloji toplumudur. Sokak oyunları başta olmak üzere geleneksel dönemin tüm izlerinin silindiği bir kuşaktır. Sosyal hayat denildiği zaman sosyal medyadan başka bir kabulü olmayan Z kuşağının ciddi bir sabır, dikkat ve idealizm problemi vardır. Bu kuşağa kısaca sanal âlemi gerçek olarak yaşayan teknoloji esirleri diyebiliriz.
Şimdi gelelim Y kuşağına. Globalleşme ve individüalizmin etkisi altında, medya bombardımanı ile büyüyen bu kuşak aynı zaman seküler bir düşünce yapısına sahiptir. Egoizm ve hedonizmin en ağır etkilerinin görüldüğü Y kuşağı akıllı telefonlarının ve internet âleminin aktif kullanıcısıdır. Haber alma tercihleri sosyal medya üzerindendir. Facebook, YouTube, Twitter ve Instagram’dan ayrı bir yaşamı hayal bile etmezler. Varoluş düşünceleri yine sosyal medya üzerindendir. İdealist olmamalarına rağmen çok yönlü düşünebilen, araştıran, yetenekli bir nesildir. Grup çalışması ve beyin fırtınasının en aktif kullanıcılarıdır. Gelecekle ilgili çok kaygıları olmamasına rağmen tatminsizdirler ve neyi nasıl yapacakları konusunda genelde kafaları karışıktır. Siyasal açıdan en agresif kuşaktır. Dikey yönetime karşı, emir almaktan hoşlanmayan, baskı ve tahakküm düşmanı, özgürlüklerinden asla ödün vermeyen, tercihlerini en hızlı değiştiren Y kuşağı aynı zamanda “dip dalga kuşağı” olarak da tanımlanabilir.
24 Haziran seçimlerinde herkesin dilinde olan dip dalgaya mutlaka tüm kuşaklardan katkı olacaktır ama kanaatimce şampiyon Y kuşağı olacaktır. Yani bu seçimlerin kaderini belki de Y kuşağının ikinci yarısını oluşturan 18-28 yaş arası milyonlarca genç seçmen belirleyecektir. “Düşün” ve “Değiştir” söylemlerine en hızlı ve dikkatli ilgi yine bu kuşakta görülmüştür. Bu değişim, psikolojik, sosyolojik ve siyasal bilginin ortaya koyduğu bir gerçek olarak da düşünülebilir.