Dinlerarası diyalog hizmetkârları-II

Abone Ol

Türkiye’de Dinlerarası Diyalog, İttihatçı ve Sabetaycı, eski Maarif Nazırı Dr. Mehmet Nazım, Ömer Fevzi Mardin, Prof. Dr. Niyazi Öktem, Besim Atalay, Galasaray Lisesi’nde felsefe hocası ve aynı zamanda papaz olan Monsenyör Pierre Dubois’in hizmetkârlıkları ile mesafe kat etmiştir.

Dr. Nazım Bey, Mustafa Kemal Paşa’ya “Küçük Napolyon, Gazoz Paşa ve Sarı Paşa” gibi hakaret içeren lakaplar taktığı iddiası da dahil olmak üzere bazı iddialardan dolayı tutuklandı. Özellikle İzmir suikastındaki rolü sebebiyle 26 Ağustos 1926 tarihinde idama mahkûm edildi.

Bütün bu isimlerin Dinlerarası Diyalog’a hizmeti olmuştur ancak Türkiye’de Dinlerarası Diyalog, Fethullah Gülen’le mücessem hale gelmiştir. Dinlerarası Diyalog fitnesinin yayılması için en fazla çırpınanı, en harisi Fethullah Gülen’dir.

Gülen, 1994 yılından itibaren aktif olarak hizmetkârlığa başlamıştır. Bu tarihi takip eden 27 Ocak 1997 tarihinde Hilton Otel’de Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı şemsiyesi altında “Kültürlerarası Diyalog Platformu (KADİP)” tarafından organize edilen görüşme gerçekleştirilmiş; Gülen, 8 Şubat 1998 tarihinde Vatikan’da Papa II. John Paul’le görüşmüştür.

Fethullah Gülen, 9 Şubat 1998 tarihinde Papa II. John Paul’e sunduğu mektubunda Papa’nın Dinlerarası Diyalog misyonuna ortak olduğunu ve misyonerlik faaliyetlerine katılmaya hazır olduğunu açıkça ifade etmektedir.

Gülen’in Papa’ya yazdığı mektuptaki şu ifadeler, Papa’nın Dinlerarası Diyalog çalışmalarının hizmetkârı olma isteğini açıkça göstermektedir.

 Papa’nın Diyalog misyonuna ortak olma ve hizmetkârlık

Gülen, “Pek Muhterem Papa cenapları” hitabıyla başladığı mektubundaki ifadeler şöyle:

“Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekân kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiz için zatıâlilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.

Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog için Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik...”.

 İbrahimî Dinler İstismarı:

Gülen, “Ehl-i kitap” kavramı üzerinden meşrulaştırdığı Yahudilik ve Hıristiyanlıkla birlikte yürüme iradesini “Ortak ata İbrahim, İbrahimi Heyecan ve İbrahimî Dinler” kavramlarıyla da istismar etmiştir.

13-16 Nisan 2000 tarihinde meşhur soytarılık örneğinin icra edildiği Sırat Köprüsü’nden geçmeyle hafızalara kazınan, Harran’da “Ortak Ata Hz. İbrahim” sempozyumu tertip edilmiş, Fethullah Gülen ekibinin yayın organı Zaman’da “İbrahimi heyecan” başlığıyla aktarılan ve Gülen mensuplarınca günlerce reklamı yapılan söz konusu sempozyumu tam bir Dinlerarası Diyalog hizmetkârlığı örneğidir.

 Hind ve Çin Dinleriyle Diyalog Çabası

Dinlerarası Diyalog’un Türkiye’deki temsilciliğine soyunan Fethullah Gülen, Güney Afrika’nın Başşehri Cape Town’da 1-8 Aralık 1999 tarihinde toplanan “Dünya Dinleri Parlamentosu”na ve 10-11 Kasım 2005 tarihinde Chicago’da Nigara Vakfı tarafından düzenlenen “Yeni Bin Yılda Dinler Arası Diyaloğa Doğru: Ortak Paydayı Bulma” adlı konferansa gönderdiği mesajda, Dinlerarası Diyalog’u “Ehl-i kitap” kavramıyla istismar ettiği Yahudiliği ve Hıristiyanlığı da aşarak pagan Hind ve Çin dinlerini de içine alacak şekilde geliştirilmesinden memnuniyetini dile getirerek şöyle demektedir:

“Öyle inanıyor ve ümid ediyorum ki, yeni milenyum, Batı’da da korkulduğunun aksine, en azından önceki asırlardan daha mutlu, daha âdil ve daha merhametli bir dünya vaad etmektedir. Evet, aynı kökten geldikleri, aynı temel esaslara sâhip bulundukları, aynı kaynaktan beslendikleri hâlde, asırlarca rakip dinler olarak yaşamış bulunan İslâm, Hıristiyanlık ve Musevilik arasında başlayan, hatta eski Hind ve Çin dinlerini de içine alacak şekilde gelişen diyalog teşebbüslerinin olumlu neticeler verdiği müşâhede olunmaktadır.”

(Devam edecek)