Dinler Arası Diyalog Darbesi’ne Dikkat!

Abone Ol

BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM;

15 TEMMUZ darbe girişiminin tahribatını hep birlikte yaşıyoruz. Fakat son 50 senedir Dinler Arası Diyalog kılıfına bürünmüş manevi tahribatın oranı daha yüksek.  DİB ve konunun yetkililerine bu tahribatın tamirinde büyük sorumluluklar düşüyor.       

1960’lı yıllarda Papalık hedef belirledi: “1. bin yılda Avrupa’yı; 2. bin yılda Afrika’yı Hıristiyanlaştırdık. 3. bin yıldaysa bütün Asya’yı Hıristiyanlaştıracağız.”

28 Ekim 1965’te 2. Vatikan Konsili Papa 6. Paul başkanlığında toplandı. Hıristiyan olmayan dinlerle iletişim için Dinler Arası Diyalog Konseyi’nin çalışmalarını başlattılar. Papa 2. Paul’un, “Dürüst ateistler cennete gider” sözü Dinler Arası Diyalog’un kaynağını ortaya koymaktadır.

Bu amaçla Graham Fuller 1964’te ABD’nin Türkiye Masası’na görevlendirildi. Vatikan, daha 25 yaşında bir imamken Dinler Arası Diyalog’un Türkiye ayağı görevini Gülen’e verdi. 1965’te, bir ihanet çalışması başlatıldı.

Gülen, Vatikan’a sadık hizmetçilik yaptı. 1969’da üstün hizmeti (!) Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası tarafından “Taltif Madalyası”yla ödüllendirildi.

FETÖ, faaliyetlerini Paralel Din Yapılanması (PDY) olarak başlattı. Buna 1988’de Paralel Devlet Yapılanması (PDY) da eklendi. İhanetin temeli İzmir’de atıldı. İmamlık, vaizlik, din hizmeti kisvesi altında halkın akidesinde tahribat yapmaya giriştiler. Hem de diyalog, hoşgörü, sevgi söylemleriyle.

1975’te, Türkiye Mason Mahfilleri’nin gizli yemin töreniyle masonluğa girdi. Siyasi iktidarları, itibarlı kişileri yanına aldı. Halka karşı darbecileri savundu. TSK, Emniyet, Adalet, Eğitim gibi kurumlara sızmaya çalıştı.

İNANCIMIZI ÖRSELEDİLER

1984’te FETÖ’yeLight (Ilımlı) İslam görevi verildi. O yıllarda üniversitelerde samimi bir başörtüsü mücadelesi veriliyordu. Gülen, Allah’ın muhkem farzına “Başörtü Fürûattır” diyerek bu mücadeleyi kırmaya çalıştı

Gülen, Vatikan’a verdiği söze sadık kaldı. Hedefine ulaşmak için zamanının iktidarlarıyla iyi geçindi. Bütün gücüyle devlet kademelerine sızmaya çalıştı. Büyük mesafeler aldı.

ABD ve diyalogcular Erbakan iktidarından çok rahatsız oldular. Çünkü Erbakan Hoca, İslam’ı Kitap ve Sünnet çizgisinde temsil ediyordu. 1993’teki “İsrail, ABD ve Türkiye’nin Ortak Çıkarları” başlıklı belgeye göre, Türkiye’yle İran savaştırılacaktı. Erbakan, başbakan olunca ABD, “İran’la ilişki kurmamasını” istedi. Erbakan’sa, İran’la ticaret hacmini artırdı; iyi ilişkiler kurdu; ABD’nin planlarını bozdu. Erbakan İslam’ı halka göstererek öğretirdi.

ABD, dönemin Türkiye Büyükelçileri MarcGrossman aracılığıyla Dinler Arası Diyalog kapsamında RP’ye karşı Gülen’i destekledi. Gülen, 1998’de Vatikan’da Papa 2. Jean Paul’la görüştü. Papa’ya bir mektup sundu. Mektubunda, “Dinler Arası Diyalog misyonunun tahakkuk edişini görmek istiyoruz” diyerek sadakat gösteriyordu.

Gülen, nüfuzunu gün geçtikçe arttırdı. Abant Platformları’yla bunu genişletti. Siyasilerin, akademisyenlerin övgüleriyle meşruiyet kazanmaya çalıştı. Türkçe Olimpiyatları’yla misyonunu halka mal etmeye yöneldi. Özellikle AKP döneminde pek çok bakanlık ve devlet kurumunda “cemaatin referansı” olmadan iş görülemiyordu. Onları referans yapıp himaye edenler dikkate alınmadan 15 Temmuz kalkışması anlaşılamaz.

DİYALOGA SEYİRCİ KALINDI

ALLAH’TAN ki, 17 - 25 Aralık Operasyonu’yla birlikte hükümetle FETÖ arasında çıkar çatışması yaşandı da, onların yapmakta olduğu din tahribatı önlendi. Değilse, Ilımlı İslam diyerek yozlaşmış, anlamsız, fonksiyonel olmayan bir din ortaya çıkacaktı.

Dinler Arası Diyalog, Ilımlı İslam Projeleri Vatikan adına Türkiye’de uygulanırken, asıl sorumlular gelişmelere seyirci kaldılar. Milli Gazete tehlikeyi defalarca manşetine taşıdı.

D. İ. Başkanı Mehmet Görmez, 2012’de Kazakistan’ın başşehri Astana’da, “Dinler arası diyalog olmaz. Din adamları arasında diyalog olur. Dinler birbirine dönüştürülemez” diyordu. Bu sözler gündem oluşturmaya yetmedi.

DİB, Ağustos başında “Olağanüstü Din Şurası”nı topladı. Faydalı müzakereler yapıldı. Görmez, FETÖ/PYD, “İslam kisvesi altında sahte bir mehdi; güç ve çıkar hareketidir” diyerek tahribatın boyutunu özetledi: “FETÖ, dinler arası diyalog adına din mühendisliği yapan; sözgelimi Kelime-yiTevhid’in 2. bölümünü göz ardı ederek İslam itikadını parçalayan bir harekettir… Sırlı, gizemli ilişkilerle uluslar arası dünyada Müslümanların aleyhine oluşturulan karanlık projelerin parçasıdır.”

Konunun yetkilileri, ihanetçi başı, “Başörtüsü füruattır”; “Cebrail parti kursa oy vermem” gibi tahribatçı söylemlerini sürdürürken reddiyeler hazırlasaydılar; iş bu noktaya gelmez, halkımız zamanında uyarılmış olurdu. Tahribatı önlemek üzere Avrasya İslam Şurası’nın toplanacak olması ümit verici. Okullarımızdaki din dersleri kitaplarıyla, diyalog etkisindeki kitaplarda bulunan tahribatlar tamir edilmelidir.

ABD bölgedeki menfaatlerinden vazgeçmez. Türkiye her zaman hedeftedir. Şartlar dikkate alınmalı, tedbirde ihmalkârlık yapılmamalıdır.