Dinimin düşmanı cami yapsa içinde namaz kılmayız

Abone Ol

Şeytanla İsa aleyhisselamanisbet edilerek anlatılan bir konuşma vardır. Ama ben öyle anlatmayacağım.  Çünkü Sevgili Peygamberimiz, kendisinin söylemediği bir sözü peygamber sözü olarak anlatan yalancıların cehennemde yanacaklarını haber veren meşhur bir hadis vardır.

Kur’an-ı Kerim’de olmayan bir şeyi “Kur’an böyle diyor” diye  nakletmek, hadis kitaplarında olmayanı Hadis diye anlatmak, nasıl yanlışsa geçmiş peygamberler için de aynı yanlışı yapmamak lazım.

Ben o olayı şeytanla salih bir zat arasında geçmiş diye anlatayım:

Şeytan bir gün salih bir zata, “Bugüne kadar bir defacığına da olsa sözümü tutmadın” demiş.

Salih zat da, “Bir defa olsun doğru bir istekte bulunmadın ki” demiş. Şeytan, “Peki haydi “La İlahe İllallah, MuhammedünRasülüllah” de bakayım” deyince, Salih zat, “Şu anda bu dünyanın en doğru sözünü sen istediğin için söylemeyeceğim. Senin bu isteğinde benim aklımın ermediği bir hile var” demiş.

Hani Beydaba’nın, Feridüddini Attar’ın, La Fontaine’nin ve diğer hikâyecilerin bir gerçeği anlatmada kolaylık osun diye hikâyeleştirmeleri vardır ya işte siz de bu olayı Ayet, Hadis olarak almayın.

Hikaye yaşanmış mı yaşanmamış mı diye düşünmeyin ama dinime düşman olan bir adam, kurum veya devlet, cami yapıverse  Kur’an’ın ifadesiyle  o “Mescid-i Dırar”dır.

İçinde namaz kılmayınız. Medine’deki münafıklar, Hayber Yahudileri ile Bizans Hıristiyanlarının ajanlık merkezi olarak bir mescid açarlar ve imam olarak da ashabın en güzel Kur’an okuyanlarından Mecma’ b. Cariye’yi imam olarak görevlendirirler.

Sevgili Peygamberimiz, Tebuk seferine hazırlandığı günlerde mescide gelip bir namaz kılarak mescidi şereflendirmesini isterler. Tebuk seferi dönüşünde kıldırabileceğini söyler.

Tebuk seferinden dönerken Tevbe süresinin:

107- Zarar vermek, inkârı yaymak, mü›minler arasında tefrika çıkarmak, daha önce Allah ve Rasülüne harp açanın (yolunu) beklemek üzere mescit edinenler var. Onlar :»Bizim iyilikten başka bir isteğimiz yoktu» diye yemin ederler. Allah şahittir ki onlar yalancıdırlar.  108- Hiç bir zaman onun (zararlı mescidin) içinde (namaza) durma. İlk günde temeli takva üzerine kurulan (Kuba) mescid içinde (namaza) durman elbette daha layıktır. Orada öyle erkekler vardır ki onlar temizlenmeyi severler. Allah da temizlenenleri sever.

109- Binasını Allah korkusu ve Allah rızası üzerine kuran mı hayırlı, yoksa binasını, yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarın kurup, onunla cehenneme yıkılan mı daha hayırlı? Allah zalim kavme hidayet vermez.

110- Yaptıkları bina (mescid) kalpleri parçalanıncaya kadar, kalplerinde bir şüphe olarak kalacaktır. Allah bilendir, hükmedendir.”

Ayetleri nazil olur ve Sevgili Peygamberimizin emriyle “Zararlı Mescid” yıkılır ama imamının onlardan olmaması ve değerli biri olması nedeniyle başka yerlerde değerlendirilir.

Amerika, Rusya, Çin, Avrupa Birliği ülkeleri hepsi bir olsalar veya her biri ayrı ayrı “Kabe’nin duvarlarını altından, örtüsünü ipekten yapalım, Altın suyuyla Kur’an-ı Kerim basalım…” diye teklifte bulunsalar, onlara teklifimiz “Önce insanın insana tapınmasını engellemek, dünyada yaşayan her insanın yalnız Rabbine kulluk etmesini sağlamak için gel, gönülden iman ederek dilinle “Kelime-i Şehadet” getir yeter” diyelim.

“Ama hocam onların servetiyle çok şeyler yapılır…” denebilir.

Biz, insanların sömürerek kazandıkları servetlerine talip değiliz.

Canlarının cehenneme gitmemesi için cehennem yolunu kapatmaya çalışan, cennete giden yola yönlendirmeye uğraşan Müslümanlarız.

Kişinin gönlü kazanıldıktan sonra Hazreti Ebubekir gibi kendi de, serveti de İslam’ın olur.