Dine karşı paralel din
Ali Şeriati nin önemli bir kavramı var. Dine karşı din
diye. O bunun neresinde belli değil ama kullandığı kavram yerli yerinde bir
kavram. Dine karşı din deyimiyle mustazaflar karşısında müstekbir anlayışı
kasteder. Karl Marks din milletlerin afyonudur demiştir. Ali Şeriati ise buna
paralel bir deyim üretmiştir. Dine karşı din. Her değer ve sistem insan eliyle
istismara açık olduğundan dolayı yer yer Karl Marks da Ali Şeraiti de haklıdır.
Lakin mutlak haklı olduklarını söyleyemeyiz. Mutlak olmasa bile hakikatinin bir
çapı var. İnsanlar dini doğru anlasa ve samimiyet üzere olsalardı elbette ki
Marks ın bahsettiği mahzur doğmayacaktı. Din birilerinin afyonu veya oyuncağı
olmayacaktı. Hatta Marks ın ifadesinin yerli deyimleri de vardır. Ulema-i su
yani sapıtan ve saptıran (dallu ve edallu) âlimler zümresi gibi. Dini ibadeten
ve ilmen ihata etmek kimsenin harcı değildir. Herkesin kudretinin fevkindedir.
Dine boyun eğilir, eğdirilmez. Bundan dolayı da müminin diğer vasfı, teslim
olmuş insan yani müslimdir. Bundan dolayı Aliya İzzetbegoviç ey İslamiyet
senin adın teslimiyet ifadesini kullanmıştır. Peygamberimiz de mektup
gönderdiği devlet adamlarına eslemteslem buyurmuştur. Müslüman ol selamet bul
demektir. Kulları içinde elbette Allah tan en fazla korkanı âlimlerdir. Bu
âlimler ilmiyle amil olan âlimlerdir.
*
Son sıralarda
tartışmaların odağında olan camia veya anlayışı paralel yapı olarak nitelendirilirken
aslında bu yapının bir diğer özelliği de küresel çapta paralel bir dini yapı
arz etmesidir. Zeytinyağı gibi dini diğer yapılardan kendisini uzak tutarken ve
herkese mesafe koyarken yayılmaya ve genişlemeye de özen göstermektedir. Bu
inbisat yani yayılmaya müsait yapısı sadece ülke içinde değil küresel çapta da
geçerlidir. Bu kadar hızlı yayılmasının bazı nedenleri olmalıdır. Küresel dini
anlayışa uygun yapı arz etmesi gibi. Buna bazıları amiyane tabirle BOP un dini
ayağı da diyebilir. BOP meselesi fazla ayağa düştüğünden ve dillere sakız ve
atışma meselesi haline geldiğinden bu benzetmeye çekince koyuyorum.
Bununla birlikte
Seyyid Kutup bazı araştırmalar yapmak için ABD ye gönderildiğinde burada bazı
tespitleri olmuştur. İran devrimden sonra, Said Havva nın Hizbullah projesini
intihal ettiği gibi Seyyid Kutup un Amerikan İslam ı deyimini de kendine mal
etmiştir. Seyyid Kutup bunu kullanma amaçlı değil samimi bir tespit olarak
yapmıştır. David Frum un The Right Man kitabında olduğu gibi ABD İslam
dünyasında iki şeyin peşinde olmuştur. İslam dünyası çapında Mustafa Kemal gibi veya tipinde milli liderler ve
ayrıca Seyyid Kutup un tespitiyle Amerikan İslam anlayışını hayata geçirecek
dini liderler. Adını vermeye gerek yok ama etrafa bakındığımızda veya kolaçan
ettiğimizde bu yapıya uygun kaç dini hareket veya lider bulabilirsiniz
*
AB dini diğer gruplara karışmayan, bulaşmayan ama
Amerikan çıkarları ekseninde deveran eden paralel dini anlayışlar peşinde
koşmuştur. Bu anlayışın temel karakteristiği İsrail ile barışık olmasıdır. Aksi
takdirde, ona göre radikalleşme eğilimi veya virüsü taşımaktadır. Camia veya hizmetin Arap ve İslam dünyasına
da açıldığı ve gönülleri ve zihinleri kazanmaya çalıştığını görebilmekteyiz.
Bunun dünya ölçeğinde destekçileri olmalıdır. Yoksa ülkelerin giremediği
yerlere küresel bir destek olmadan girmek mümkün değil. Şimdiye kadar bu
hareket karşısında hüsnü zan besliyorduk. Zaman kazanmak ve içten gelişmek ve
zuhur saatini beklemek için böyle davrandığını varsayıyorduk. Lakin son
operasyonlarla birlikte zannımız hüsrana uğradı. Çünkü başkaları hesabına
merkezi tahribe yöneldi. Bu vesile ile müteharrik bizzat olmayan hareketlerden
de sağlıklı fiillerin sadır olamayacağını acı tecrübeyle birlikte bir kez daha
öğrendik. Gerçekten de bütün tabanlar gibi camianın tabanı samimi insanlardan
oluşmaktadır. Hilafını söylemek bühtan olur. Lakin bu güç ya bloke edilmiş ya
da başkalarının lehine istihdam edilmektedir. Arap dünyasında camiaya ait
okullar ve Hira dergisi vasıtasıyla bir yayılma stratejisi izliyordu. Başarılı
modellerin olmadığı günümüzde kabul görüyor ve ummadığınız kimselerden olumlu
akisler alıyordunuz. Paralel dini yapı neredeyse Buti nin veya Ali Cum a
gibilerinin kurumsallaşmış halini yansıtıyor. Aslında hepimiz dinimiz, ülkemiz ve insanımız adına başarılı hizmetleri
alkışlıyoruz. Lakin başkalarının operasyonlarının veya yapılarının parçası
olmuşsa veya böyle bir maşa görüntüsü arz ediyorsa öncelikli olarak paralel
yapının mensuplarının kendilerini ve çalışma tarzlarını gözden geçirmeleri
isabetli olur. Yapılarını bu küresel güçlerin yakasından ve etkisinden kurtarabilirler ve özlerine avdet ederlerse elbette ki gerçek manada hizmetleri inkişaf edecek
ve diğer dini yapılarla kendilerini
barışık hissedeceklerdir. Yoksa başkalarına çamur atmakla, pişkinlikle doğruyu
bulamazlar. Aynıca, en iyi savunma saldırıdır tarzının samimiyet sınavından
geçebileceğini de zannetmiyorum.