Din Gönülden Çıkmıyor

Abone Ol

Z kuşağı, bozulması en az olan gençlerimizdir.

Fıtratı İslam’a ayarlı doğan gençlerimizin iyilikleri kötülüklerinden çoktur.

Türkiye’de her türlü kötülüğün organizatörleri, kırk yaşın üstündedirler.

Kötüleri ve kötülükleri teşvik eden kanunları çıkaranların yaş ortalaması da kırkın üzerindedir.

Babasının gazete büfesini işleten Z kuşağından bir delikanlı, yazın kendisinden bir şey isteyen yabancı müşteriye, önce bir litrelik suyu uzattı, tam eline verecekken geri aldı ve yerine koydu, İngilizce bir şeyler söyledi. Yabancı adam çekip gitti.

Ne oldu? Dedim.

-Sonradan anladım. Adam İsrailli Yahudi. Suyu onun için vermedim” dedi.

Filistin’de her gün öldürülen Müslüman kadın, erkek ve çocukların haberleri o Z kuşağından olan delikanlıdaki etkisidir bu.

Yaşı kırkın üzerinde olan babası, Filistinli çocukların beynini kurşunla akıtan Siyonist’ten bu suyu geri alır mıydı bilemem.

Siyasetten uzak, gencecik bir delikanlının ticari gelirinden daha önemli başka şeyleri olduğunu görüyoruz.

Hava Kuvvetlerinden emekli bir pilot anlatıyor: “İsrail’den yolcuları aldık, Antalya hava alanına doğru gelirken, Akdeniz’in üzerinde hosteslerimizden biri, düşüncelerini sesli olarak yapıyor ve Siyonistler hakkındaki kanaatlerinin sonucunu söylüyor” diyor ve hostesin teklifini bana söyledi.

Bir zamanlar masonlar ve dönmeler listesinin en başında yer alan insanların gazeteleri, bu günlerde sağcı, milliyetçi, İslâmcı damgası yiyen insanlara hizmet etmekte.

Sayın Deniz Baykal’ın, “Şeyh Edebali’lerin, Hacıbektaş’ı velilerin, Yunusların, Mevlanaların yolunu izleyeceğiz” anlamındaki sözleri bir süre CHP seçmenini memnun etti ama somut adımlar atmadığı gibi karşı tavırlar sergilemesi sağladığı sempatiyi yok etti ve düşürüldü.

İnsanlık gemisinin yönü kıbleye doğru dönmeye başladı.

İnsanlık gemisinin yönü kıbleye döndü de biz niye hissetmiyoruz? Denebilir.

Eğer hissedilirse sarsılırız, başımız döner, kargaşa olur. Biz, hiçbir insanın teninin sarsılmasını istemediğimiz gibi, gönül telinin bile titremesini istemeyiz.

Vatikan bu dönüşün farkında ve dünyayı tersine döndürmek, İslâm’ın önünü kesmek için bir milyar dolar ayırdığını bütün basın yayın organları önünde söylemişti. Misyoner faaliyetlerinin artması bunun işaretidir. Misyonerlerin etkili olması mümkin değildir.

Bir milyar dolar harcayarak Papa’nın yaptığını, George W Bush bir günde yok etti.

Hıristiyan olmayan milyarlarca insan, kana doymayan Hıristiyan Bush’la, Biden’le Hıristiyanlığı tanımaya çalışıyor.

“Zalim Saddam’ın kötülükleri İslâm’a mal edilemediği gibi Bush’un yaptıkları da Hıristiyanlığa mal edilemez” denemez.

Çünkü dünyadaki bütün Müslümanlar, Saddam’ın, Esed’in zulmünü lanetlemişler ve yanında yer almadıklarını ilan etmişlerdi.

Ama Vatikan, Fener Patrikhanesi, İskenderiye Patrikhanesi ve bütün misyonerler, yüz binlerce Müslüman öldüren, işkence ettiren, köyler yaktıran, şehirleri yerle bir eden Bush hakkında tek kelime etmedikleri gibi, Amerika’ya gittiklerinde kendisini ziyaret etmeleriyle destek bile vermiş oluyorlar ve böylece misyonerlerin samimi olmadığını bütün insanlar anlamış oluyor.

Onun için biz, görevimizi yapalım. “Din elden gidiyor” gibi laflara aldırmadan yolumuza devam edelim.

Rehavete kapılmayalım.

Dinimizi öğrenme ve öğretme ibadetine ağırlık verelim.

Bir gün içinde, politikacıları savunan kelimelerimizin sayısı, dinimizi öğrenen ve öğreten kelime sayımızın önüne geçmemeli.