ASLINDA dünyanın birçok yerinde ömürleri asırlar süren
gazeteler vardır. Ama aynı performans benim ülkemde pek yaşanmaz. Hele hele
1980 darbesinden sonra sapır sapır bir dökülme meydana gelmiştir. Kökten gazete
patronları, yani ya babadan miras, ya da gazetecilikten gelme patronlar
özellikle de kağıttan sübvansiyonun kaldırılması ile eski deyişle Bab-ı Ali yi
tüccarlara teslim etmek zorundu bırakılmışlardır. İşte ülkenin her kesiminde
büyük deprem etkisi yapan bu değişim bugünün Türkiye sinin temelini de yerinden
oynatmıştır, ne yazık ki...
Evet, giriş paragrafının dikkatle okunması halinde, Milli
Gazete nin 42. yılını idrak etmesinin çok ama çok büyük bir anlam taşıdığı da
kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Sevgili dostum genel yayın yönetmenimiz
Mustafa Kurdaş ın şu cümlesini de dikkatle okuyun, okuyun ki Milli Gazete nin
ülkedeki yerinin ne olduğunu anlayın: Tavizsiz duruşu ile fırtınalara,
kasırgalara, konjonktürlere meydan okuyan Gazete miz, bu kararlığını ve
heyecanını 42. yılına aynı aşkla taşımanın kimseye nasip olmayacak haklı
iftiharını yaşıyor...
İşte böyle... Şimdi izin verirseniz bir anımı dile
getireyim. Değerli hocamız rahmetli Prof. Dr Necmettin Erbakan ın yıllarca önce
Hidiv Kasrı nda düzenlediği bir fikir alış verişi yemeğine icabet etmiştim.
Toplanılırken, haddimi bilerek Sayın Erbakan ın uzağında bir yere ilişmekte
idim ki, bir meslektaş yanıma gelip hocamın beni yanına oturmam için çağırdığı
mesajını iletti. Ekrem Kızıltaş da uzaktan eliyle gel gel yapıyordu. Gittim ve
hocam beni yanlarına buyur ettiler. Sıkıldım, utandım dersen yalan olmaz. Çünkü
ben bir yazardım. Oysa gazetede her gün ter döken dostlarım vardı. Neyse...
Hocam açılış konuşmasını yaptıktan sonra ilk sözü bana vermezler mi Şaşırdım
kaldım. Neyse o an içimden gelenleri söyledim. Hazırlıksız ve programsızdım.
Konuşmamdan sonra hocam, İşte bütün mesele bu... demez mi Haydaaa...
Utansam mı, sıkılsam mı, gurur mu duysam şaşkına dönmüştüm.
Tabii 42 yılı geride bırakmış bir gazetenin bir sütununda
hâlâ ahkam kesebiliyorsam, ne mutlu bana Meslekte 45 yılı bitirdik. Yani
gazeteden üç yaş yaşlıyım meslekte... Peki, o gün hocamın da alkışladığı
konuşmamım en çarpıcı cümlesi hangisiydi diye sorarsanız, şuydu: Hocam; son
seçimlerde sayenizde ve bu gazetenin öncülüğünde yaklaşık 6, 5 milyon oy
alındı. Büyük bir zafer... Peki, neden o
zaman gazete bu rakamın yüzde beşini bile satmıyor
Şimdi buna yine ben bir cevap vereyim mi, en azından
bugün için... Bakın bakalım kötü taklitleriyle birlikte felsefenin tirajı
nerede Yine de ülkenin bugünkü koşullarında sapasağlam ayakta...
Şahsında Milli Gazete nin nice 42 senelerine Mustafa
kardeş. Ne mutlu ki Mevlit Kandili ile aynı güne denk geldi. Allah ın hikmetine
bak!
KEMAL BELGİN