Dil ve Edebiyat Derneği

Abone Ol

19 Ekim 2008 Pazar sabahı, "dil ve edebiyat dostu" arkadaşlarımın davetine icabet edip Dil ve Edebiyat Derneği nin 1. Olağan Kongresi ne katıldım. Daha derneğin adını duyduğumda heyecanlanmıştım. Dünya bunca siyasî ve ekonomik hengame içindeyken, dili kendine dert edinmiş insanlar varmış ülkemde... Sevindim.

"Bu güzel insanların davetine icabet edilmez mi hiç " deyip düştüm yollara... Sultanahmet / Ahırkapı daki Armada Oteli ne ulaştığımda, güler yüzlü insanlardı karşılayanlar. Hoş geldiniz diyorlardı gönüllerinin güzelliğini ortaya koyarak... "Hoş bulduk" denmez mi böyle sıcak ve samimi insanlara...

Evet gerçekten "hoş bulduk" Dil ve Edebiyat Derneği mensuplarını... Erken gelenleri açık büfe kahvaltıya davet ediyorlardı. Büyük çoğunluk birbirini tanıyordu zaten... Kahvaltı, birbini özlemiş birçok insanın ilk heyecanlarını almasına da fırsat sağlıyordu.

Sonra kongrenin yapılacağı salona geçildi. Hoşgeldiniz konuşmasından sonra, teklif edilen divan başkanı ve üyeler seçildiler. Onlar masada yerlerini aldılar. Başkan İstanbul milletvekili Halide İncekara, fırsat bu fırsat deyip dilcilere, dilin önemine dair açıklamalarda bulundu. Ardından dernek başkanı Ekrem Erdem i kürsüye davet etti. Erdem derneğin amacı ve kuruluş sebeplerini açıkladı.

Hazır bulunan genel kurulun, "kurucu kurul" yerine "seçilmiş yönetim kurulu"nu oluşturacağını, bir yıllık süreyi doldurduğu için de, derneğin adının kanun gereği "Türk Dili ve Edebiyatı Derneği" şeklindeki değişiklik talebinin genel kurula teklif edileceğini belirtti.

Erdem, dilin önemine vurgu yaptığı konuşmasında, dilin günlük hayattan siyaset ve egemenliğe kadar uzandığını anlattı. Yahya Kemal in "Türkçe nin çekilmediği yerler vatandır" sözüne atıfta bulundu. Mustafa Kemal Atatürk ün "Türk milletinin dil ve din gibi iki fazilete sahip olduğu"na dair sözüyle konuşmasını bitirdi.

İkinci konuşmacı olarak kürsüye Türk Dil Kurumu Başkanı Halûk Şükrü Akalın davet edildi. Akalın topluluğun seçkinliğini dile getirerek, derneğin üyesi olmaktan gurur duyduğunu söyledi. "İnsan kalabalıklarını millet haline getiren dile hizmet için burada bulunuyoruz" dedi.

Atatürk dönemindeki dil çalışmaları ve onun ölümünden sonra gerçekleştirilen dilde tasfiyecilik hareketi üzerinde durdu. Tasfiyecilik hareketinin doğru olmadığına dair çeşitli örnekler verdi. Türk Dil Kurumu nun amacı üzerinde dururken de, Türkçeleşmiş her kelimenin Türkçe olduğu görüşünü benimseyerek hareket ettiklerini belirtti.

Yakın bir geçmişte, kelimelerden zihniyet okuma döneminin yaşandığını hatırlatan Akalın, "sorun, ulus, olanak, olasılık" gibi bazı kelimelerin kullanımı, bazı kimselerin siyaseten nerede durduklarının bir göstergesi şeklinde algılandığını söyledi.

"Benim şahsî hayalim olan, aranılan her şeyi içinde bulabileceğimiz bir sözlüğümüzün olması meselesini, bugün Türk Dil Kurumu olarak gerçekleştirmiş bulunuyoruz. İngilizler in Webster sözlüğü gibi bizim de, Büyük Türkçe Sözlüğümüz olacak bundan sonra... Bu proje hayata geçiriliyor. Yarın (20 Ekim 2008) Ankara da devlet erkânının yanı sıra 34 ülke ve 483 kişinin katılımıyla gerçekleştireceğimiz kongrede bu projemizi açıklayacağız. 617.000 kelimelik Büyük Türkçe Sözlük internette hizmete sunulacaktır. Bu güzelliği sizlerle paylaşmaktan dolayı mutluyum" dedi.

Dil ve Edebiyat Derneği nin, dilimizin halkla bütünleşmesini sağlayacağını; kanunu iptal edildiği için, şu anda hiçbir hukukî dayanağı bulunmayan Türk Dil Kurumu nun bir kanunla kurum kimliği kazanabilmesi için bir an önce bu kanunun çıkarılması gerektiğini ve bu hususta, Dil ve Edebiyat Derneği nden destek beklediklerini söyledi.

Ev sahibi ve ilçe belediye başkanları adına kürsüye Eminönü Belediye Başkanı Nevzat Er davet edildi. Er, esprilerle süslediği kısa konuşmasını, dildeki değişimin evrim mi, devrim mi olduğunu anlayamadığını söyleyerek kürsüden ayrıldı ve büyük alkış aldı.

Ardından İstanbul Milletvekili Mehmet Müezzinoğlu kürseye davet edildi. Müezzinoğlu "Kendi özelimden söz edeyim" diyerek doğum yeri olan Gümülcine ye götürdü dinleyicileri... İlkokulda hüsn-i hat dersi hocasının Osmanlıca yı eskimez yazı olarak tavsif ettiğini ve zihnine de böyle yerleştiğini söyleyerek, gençliğin önemini ve gençlerin diline yönelmek gerektiğine vurgu yaptı. Önemli olmak ile değerli olmak ikileminde "değeri" yitirdiğimizi söyledi. Derneğin "önemli" kurucularının "değerli" olmasını diliyorum" diyerek konuşmasını bitirdi.

Üzeyir İlbak derneğin faaliyet raporunu okudu, web sayfası hazırlıklarının tamamlanmak üzere olduğunu, dergi projelerini de hayata geçirmeyi planladıklarını söyledi.

Teklif ve temenniler bölümünde Ramazan Bakkal, Yahya Kemal konusunda 471. konferansını verdiğini belirttikten sonra, dernekçilerin az ve öz iş yapması tavsiyesinde bulundu. Ebubekir Subaşı da (Osmanlı Arşivi), Osmanlı Türkçesi nin herkes tarafından anlaşılması için gayret gösterilmesini temenni etti. Ardından dernek yönetiminin bütün teklifleri oylandı ve "oy birliği" ile kabul edildi.

Tanıyabildiğim ve tesbit edebildiğim kadarıyla Bayrampaşa, Eminönü, Esenler, Beykoz, Üsküdar, Maltepe, Sarıyer, Zeytinburnu ilçe belediye başkanlarının, bazı eski ve yeni milletvekillerinin, üniversite mensubu akademisyenlerin ilgi gösterdiği kongre, herhangi bir rant amaçlanmadığı için oldukça sakin ve verimli geçti.

Elbette burada Mehmet Kâmil Berse ve Ömer Özdemir i, dile hizmet aşkıyla sâkîlik yapan kahramanlar olarak anmam gerekir.