Bismillahirrahmanirrahim;
OSMANLI sonrası toplumumuz manevi değerlerinden uzaklaştırıldı. Kendi kavramlarıyla düşünemeyen aydınlar büyük bir düşünce kısırlığı yaşadılar. Zihinler Batılı terimlerin işgali altındaydı. Hayat ve olaylara Müslümanca bakamaz duruma getirilmişti. Bazı mütefekkirler bir mücadele içine girmişlerse de, sosyal ve sistematik bir ortamdan yoksundular. İşte, böyle bir dönemde, dikenler içinden bir gül açtı: Milli Gazete.
12 Ocak 1972 günü yayın hayatına başladı. O güne kadar basında görmediğimiz evrensel bir bakış açısını logosuna yerleştirdi: “Hak geldi, batıl zail oldu.” Milli Gazete 44 senedir bu logo ile çıkıyor. Logosundaki evrensel manaya bağlı kalarak! İlk günden beri hep hakkı ve hakikati haykırdı. 2 gün sonra da 45. yayın dönemine başlayacak. Süreli bir yayın organı için ne büyük bir mutluluk!
Milli Gazete’nin hizmete sunulmasında Erbakan Hoca’nın plan ve emeği büyüktür. Bu yönüyle Milli Gazete, Hoca’nın Müslüman ümmete bir hediyesidir. Erbakan Hoca siyaset, sermaye ve medyayı hayata ve dünyaya yön veren 3 önemli alan olarak görüyordu. Bu alanları da, “müspet siyaset, müspet sermaye, müspet medya” olarak tamamlamak gerektiğine inanıyordu. Milli Gazete’yi “müsbet medyanın öncüsü” olarak görürdü. 12. 1. 2010’daki kuruluş yıldönümünde şunları söylemişti: “Bir sürü yayın organı, emperyalizm tarafından çeşitli şekillerde desteklenmektedir. Onların propagandasını yaparak, işbirlikçilik yapmaktadır. Bunlara karşı yiğitçe Milli Görüş’ü savunan öncü gazete, Milli Gazete’dir.”
YAYIN ÜSLUBU ORİJİNAL
MİLLİ GAZETE kendine has bir yayın yöntemi oluşturdu. Hiçbir gazetenin kopyası olmadı. Üslubu, olaylara yaklaşımı, değerlerimizden vazgeçmeyen net çizgisi ile hep özgün bir gazete oldu. Bu, daha çok temsil ettiği misyonun hak ve haklı oluşundan kaynaklanıyordu.
Müslümanların Osmanlı sonrası unuttuğu değerleri yeniden hatırlattı. Hayata ve olaylara Müslümanca bakış yöntemini benimsedi. Müslümanların bir ümmet ve kardeşler topluluğu olduğunu haykırdı. Kendi problemlerini elbirliği ile çözmeleri gerektiğini anlattı. Dünyayı fesat yuvasına çevirmiş olan küresel güçlerin planlarını deşifre etti. Onlara karşı güç oluşturabilmek için İslam Birliği’nin kurulmasının zorunluluk olduğunu savundu.
Türkiye ve dünyanın geçmekte olduğu hassas süreç, Milli Gazete’nin savunduğu fikirlerin doğruluğunu daha iyi anlatmaktadır. Türkiye sevdasıyla İslam dünyasına karşı sorumluluğu olduğunu hissedenler, gazetelerine her zaman sahip çıktılar.
Milli Gazete arka arkaya vermeyi planladığı promosyon ve diğer çalışmalarıyla tiraj ve etkinliğini en iyi noktaya getirmeye çalışmaktadır. Bu bir davadır; hepimizin meselesidir. Davamızı birlikte sahip çıkacağız.
Batı’ya özenmiş Osmanlı aydınlarının basiretsiz tutumları sonucu, ülkemizi parçalamak isteyenler, gazeteleri ifsat aracı olarak kullandılar. Akif, bunu şöyle anlatır: “Türlü adlarla çıkan namütenahi gazete / Ayrılık tohumu bol bol atıyor memlekete.”
Son kalemiz durumundaki Anadolu’muz üzerinde ciddi hesaplar yapılıyor. Bu dönemde Milli Gazete’nin birleştirici, kaynaştırıcı, uyarıcı yayınları o kadar önemli ki!.
ÜLKEMİZİN SİGORTASI
TÜRKİYE basınında Milli Gazete’nin çok farklı yeri var. Okuyucusu samimi ve seviyeli! Bunu dost düşman herkes bilir. Erbakan Hoca günlük gazeteleri incelerken Milli Gazete’yi en üste koydurtur; ilk okumaya özellikle Milli Gazete’den başlardı.
Osmanlı’nın son medrese ulemasından Medine’de yaşayan Erzurumlu Hattat Mustafa Efendi vefat ettiği 1992 yılına kadar Milli Gazete’nin düzenli okuyucusuydu.
Büyük Allah dostlarından Yalova’da medfun “Sultan Baba” unvanıyla meşhur İhsan Tamgüney Hocaefendi vefat ettiği 24. 11. 2009 tarihine kadar Milli Gazete’yi hem okudu; hem de okunmasına teşvik etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan 2. 6. 2016 günü Bingöl’deydi. Yolda gazeteleri inceledi ama Milli Gazete yoktu. Danışmanlarına şehirdeki bayilerden Milli Gazete arattı. Bütün Milli Gazeteler satılmıştı. Bulamadılar. Valilik aracılığıyla Saadet Partisi İl Başkanı Nusrettin Aytunç Bey arandı ve Milli Gazete bulundu.
AGD Genel Başkanı Salih Turhan anlatıyor: “Bir evde bir sürü eşya vardır. Ancak küçücük bir sigorta bütün eşyaları korur. Milli Gazete de evlerimizin ve ülkemizin sigortası gibi yayın yapar, önceden uyarır; alarm verir.” (Milli Gazete, Ahmet Yavuz, 22. 11. 2016)
Bu örnekler Milli Gazete’nin farklılık ve vazgeçilmezliğini ortaya koyuyor. Her Milli Gazete okuyucusu aynı zamanda “Milli Gazete gönüllüsü”; bütün dünyada huzur ve barış elçisidir. Milli Gazete bu saygınlığıyla daha nice yayın dönemlerine ulaşmayı hak ediyor.