Devrim sonrası Libya?da durum!

Abone Ol

Libya altı buçuk milyon nüfusa sahip bir ülke. Ülke üç

büyük bölgeden; Trablus, Bingazi ve Fezzan vilayetlerinden oluşuyor.

Otuz ilden oluşan Libya nın başkenti Trablus un nüfusunun

2,5 milyon olduğu tahmin ediliyor.

Devrimden sonra Libya da özgürlükler arttı. Konuşma ve

fikir özgürlüğü kadar, silah kullanma, cinayet, gasp özgürlüğü. (!)

Yükselen apartmanlarla birlikte araçların plakalarındaki

değişim göze çarpıyor. Artık eskiye ait hiçbir şeyi görmek istemiyorlar.

Devrimden geriye kalan, binalardaki kurşun izleri, moloz

yığını olan Başkanlık Sarayı ve şehrin her yerinde asılı olan devrim

sürecinde ölen, şehit fotoğrafları .. Bir de kaybolan huzur..

Kaddafi ilginç bir adamdı. Afrika ülkelerindeki dini

faaliyetleri finanse ediyor, bölge ülkelerindeki Kur an kursları ve camilerin

giderlerini kendisi karşılıyor, imamların maaşlarını ödüyordu.

Bir defasında uçakla seyahat ederken, hosteslere arasına

yüzer (100) Euro koyduğu Kur an-ı Kerim dağıtmıştı.

Dış politikada Müslüman milliyetçisi bir tavrı vardı.

Türkiye ile olan ilişkilere özel önem verirmiş. Hatta gereksiz bulduğu,

eleştirilen yatırımlar için Türkiye Müslüman ülke, bir şey olmaz. Türkler

kazansın ne de olsa onlar Müslüman dermiş.

Libya içinde kendisinin en fazla eleştirildiği konu,

halkı cahil bırakması, eğitimine önem vermeyişi olarak gösteriliyor. Hâlbuki

bölgedeki en yüksek eğitim düzeyi de Libya da.

Kaddafi döneminde su, elektrik, sağlık, eğitim, doğalgaz

gibi her şey bedava imiş. Dahası yeni evlenenlere daire, çeyiz için para dağıtırmış.

Şimdi mi Her şey parayla.

Muammer Kaddafi dengesiz bir adamdı. Kıbrıs savaşında

ülkemize verdiği destek unutulmaz. Merhum Erbakan Hocamızın ziyaretinde

yaşananları da dünya biliyor.

Sevap ve günahlarıyla öldü. Hesabı yüce mahkemede

görülecektir. Ölümünde gördüğü insanlık dışı muameleyi tasvip etmek mümkün

değil. 

Peki, halk devrimden memnun mu   Devrim karşıtları ateş püskürüyor, eski

günleri mumla arıyor. Devrim taraftarları ise Hiçbir şey eskiden kötü olmaz.

Her şey zamanla! diyor.

Mutfaktan da söz edelim. Meşhur Lübnan lokantaları burada

da kendini gösteriyor. Türk lokantaları çok yaygın. Sahil kenti Trablus ta

güzel balık lokantaları var. Her çeşit balık bulmak mümkün, buralarda toplantı

salonları da bulunuyor.

Yüz binlerce vatandaşımızın yaşadığı Libya da halk,

Türkiye den gelenleri en çok müteahhitlik ve yemek uzmanlığı ile biliyor.

Mimaride Türk tarzı damga vurmuş, inşaat-yapı denince akla Türkler geliyor.

Unutmadan çuvaldızı kendimize batıralım. Burada en iyi

işi yapanlar Türkler olduğu gibi, en kötü işleri yapanlar da yine Türkler.

Sahte para, uyuşturucu Türklerde..

Kanaatimce Libya, Türklerin en bol ve en rahat olduğu

yabancı ülke. Kendinizi bu kadar uzakta olup ta, bu kadar yakında, kendi

evinizde hissettiğiniz başka ülke yoktur sanıyorum.

Türkiye nin ihraç ürünleri fuar alanı gibi, her sektörün

hitap edeceği bir kitle var. Yeter ki Tük malı olsun.

Şehirde hâlâ Osmanlı izi hâlâ duruyor. Tarihî binalar,

kapalı çarşı, kışla, Mahmut Paşa döviz alım-satımı yerleri, bakırcılar çarşısı,

kuyumcular çarşısı, hepsi Osmanlı izi taşıyor. Bu arada Turgut Reis türbesi de

hükümet tarafından restore ediliyor.

Özel sektör yatırımları vergi ve devlet kontrol olmadığı

için fazla görünüyor.  Ancak devrimin

devlet kurumlarını rölantiye aldığı, umutların tükenmeye başladığı, özel

alanlarda imar faaliyetlerinin olduğu, kamu yatırımlarının askıya alındığı,

sahipsiz bir devlet, başıboş bir halk görüntüsü göze çarpıyor.

Dua edelim, geçmiş günleri aramasınlar