Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize âline ve sahabelerine olsun.
Devlet yönetmek, milleti idare etmek önemli bir iştir. Bu iş, Allah için yapıldığı zaman sahibine fayda verir. Adalet mülkün temelidir ve devlet idare etmenin de esasıdır. İnancımıza göre yönetmenin gereklerinden birisi de “Yaratan Allah’ı tazim etmek, mahlûkata da sevgi ve şefkatte bulunmaktır.” Yaratan Allah’a tazim etmek, rızasını gözetmektir. İslam’ca düşünen insanlar algılara, nefislerini ilah edinmişlerin buyruklarına itibar etmezler. İslam’ca düşünen kimseler, Kur’an ve Sünnete tabi olarak, Allah ve Resulünün emir ve yasaklarını baş tacı ederler ve bütün insanlığın dünya ve ahiret saadeti için ifsatçı insan ve cin şeytanlarına karşı hakkını eda ederek Allah yolunda cihad ederler. Günümüzde kimi aydınlanmış din adamları ile kişisel çıkarlarını korumak için yalana kulak veren toplum önderleri “Kur’an Nizamı” dendiğinde kör, sağır ve dilsiz kesiliveriyorlar. Faizci Kapitalist nizamı yürütmeyi modern dünyada izzet ve şeref sahibi olmanın gereği sayan muhafazakâr demokrat kadroları, saptıkları bu yanlış yoldan döndürmek için nasihat ve ıslah görevlerini unutanlar, bu kadrolarla birlikte bu milleti helak olmaya taşıyorlar. Denilebilir ki iyi şeyler de yapıyorlar. Bir şeyin temeli çürük ve bozuksa yapıldığı söylenen iyi şeylerin de bir faydası olmaz.
GERÇEK ŞUDUR Kİ
Şu gerçekleri bilmek ve görmek zorundayız. 1. “Ben Allah’ın azabından korkarım” deyip Allah’ın kesin haram kıldığı şeyleri işlemeye devam eden kimseye bu sözünün hiçbir faydası olmaz. 2. “Ben Allah’tan sevap istiyorum” deyip insanlığın yararına ve saadetine yönelik hiçbir faydalı iş yapmayan kimsenin bu sözünün kazandıracağı hiç bir sevap olmaz. 3. Kasıtsız niyetin, yani “Adil Bir Düzen” kurmaya niyet etmiş, ancak bu niyetini gerçekleştirmek için hiçbir şey yapmamış ve aksine “zulüm düzenini” fiilen yürütmüş olan bir kimsenin bu niyetinin kendisine hiçbir faydası olmaz. 4. Gayretsiz duanın, yani Allah’tan kendisini hayırlı işlerde başarılı kılmasını dileyip, bunu gerçekleştirmek için hiçbir çabası bulunmayan, aksine sürekli olarak şer işler peşinde koşan kimsenin bu duasının da bir faydası olmaz. 5. “Ben Allah’tan bağışlanmamı istiyorum” deyip işlediği günahlardan pişmanlık duymayan, nefsine ve milletine zulmetmeye devam eden kimsenin istiğfarının da kendisine bir faydası olmaz. 6. Görünürde ibadet ehli, muttakidir, işlerini düzeltme yoluna gider, gerçekte ise riyasız yararlı hiçbir işi yoktur. Bu kimsenin, görünürde bu yararlı işlerinin kendisine ve başkasına hiçbir faydası olmaz. 7. Allah rızası için değil de gösteriş, dünyevi bir maslahat için yapılan hiçbir faydalı işin sahibine bir hayrı olmaz. Bu insanlar dini alet ederek dünyayı yerler. Ebu Hüreyre (r.a) Peygamberimizin şöyle dediğini rivayet eder: “Dünyayı sağmak için bir takım insanlar çıkar. Tıpkı koyun sağar gibi sağarlar” (tembih) Allah Teâlâ bir kimsenin helakini dilerse onu şu üç şeyle cezalandırır. A- Ona ilim verir, ancak ilmi ile amel etmekten mahrum eder. B- Salih zatlarla sohbet etmeyi nasip eder, ama onların hakkına riayet etmeyi nasip etmez. C- Kulluk kapısını açar, ama ihlâs yolunu kapatır. Bütün bunlar bu kimsenin başına kötü niyeti sebebiyle ve içinin bozukluğundan dolayı gelir. Yönetirken Allah’tan korkan bir kimse milletine zulmetmez. Ne yaparsa Allah rızası için yapar. Faize, zulüm vergilerine, materyalist eğitime, AB ahlakına, ABD ve İsrail ile stratejik ortaklığa, batı hukukuna Allah Teâlâ’nın rızası yoktur. Bunu bilen bir kimse bu yollara sapmaz. Bilir ki Allah’ın rızası “din ve düzen” olarak ancak İslam’dadır.
Adil Düzen
“Adil Düzen” faizin, haksız verginin, israfın, yolsuzluk ve rantçılığın olmadığı bir düzendir. Bu düzende üretim vardır, sanayileşme vardır, Allah’ın verdiği nimetleri milletin hizmetine sunmak vardır. Bu düzende faiz yoktur ama kâr etmek vardır. Adil düzende çalışan ve üreten emeğinin karşılığını alır. Adil Düzen bolluk ve bereket demektir. Bu düzen milletimizin lehine, faiz ve haksız vergilerden beslenen zalimlerin aleyhinedir. Adil Düzen’de devlet denk bütçeyle çalışır. Adil Düzen, Milli Görüş’ün teklif ettiği bir düzendir. Milli Görüş milletimizin kendi görüşüdür ve yerli ve fıtri bir görüştür. Milletimiz asırlar boyu kaba kuvveti değil, hakkı üstün tutan bir zihniyetin temsilcisi olmuştur ve yanlış görüşlere karşı hep mücadele etmiştir. Milli Görüş, yönetimde Allah korkusunu esas alır. Bu özelliği sebebiyle Milli Görüş 1. Kaba kuvveti değil, hakkı ve adaleti üstün tutar 2. Yönetimde şefkat ve sevgiyi esas alır. 3. Milli Görüş, en ilerici görüştür. 4. Milli Görüş Anadolu’ya hakkı, adaleti getiren görüştür. 5. Milli Görüş, 80 milyon memleket evladının ve yeryüzündeki 7 milyar insanın hepsinin saadetini temin etmek için “Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden büyük Türkiye, Yeni bir Dünya” kurmanın mücadelesini vermektedir.
Milli Görüşün tek temsilcisi Saadet Partisi iktidara geldiğinde önde yürüyen bayrağı “Önce Ahlak Ve Maneviyat” olacaktır. Oyalama değil, köklü icraat yapacaktır. Laf değil, hizmeti esas alacaktır. Konuşan değil, inanan ve yapan bir iktidar olacaktır. Saadet Partisi iktidarında iç barış, kardeşlik, huzur, devlet ve millet kaynaşması, insan hakları ve adalet toplumda ikame edilecektir. Saadet Partisi iktidarında milli, güçlü, süratli, yaygın kalkınma yapılacak, Türkiye’nin bütünüyle kalkınması sağlanacak, herkese iş, herkese refah imkânı sunulacaktır. Köylü, işçi, memur, esnaf, dar gelirliler; faize, haksız vergiye ezdirilmeyecektir. Saadet iktidarı, Türkiye’nin ülkesiyle ve milletiyle bütünlüğünün ve bölünmezliğinin teminatı olacaktır. Selam hidayete tabi olanlara…