Devlet neden var?

Abone Ol

Günümüze kadar tüm devlet anlayışlarının nihai amacı insan olmuştur/olmak zorundadır. İster Platon ve Farabi’nin ideal devlet tasavvuru olsun, ister Hobbes’in Leviethan’ı olsun; ister geleneksel devlet anlayışı olsun, isterse ulus devlet olsun insan olmadan yaşayamayacağını bilir. Yöntemsel yaklaşımları da insan anlayışlarına bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu yüzden ideal devlet erdem üzerinden devlet tasavvurunu gündeme alırken, Hobbes gibiler ise çatışma üzerinden devlet modeli tasarlar.

Bireyin önem kazandığı günümüz dünyasında da devletin mutlak önceliği insandır. Az ya da çok, gerçek ya da değil devletler insanı öncelediğini iddia ederler. İnsanı yaşat ki devlet yaşasın ya da devleti yaşat ki insan yaşasın zıtlığında bile insanın varlığı yadsınamaz. Her ne kadar temel amaç her ikisinde de devletin yaşaması olsa da insanla mutlaka bu isteği taçlandırmak zorunda olduğu da aşikâr. Devletler ancak bu şekilde ayakta kalabileceğinin farkındadır.

Hem İslam hem de tüm insanlığın ortak değerleri bize insanın bazı temel haklarından bahseder. Bu hakların en başında elbette yaşama hakkı gelir. Bir insanın yaşayabilmesi için öncelikle olarak yeme, içme, barınma ve giyinme gibi temel ihtiyaçların giderilmesi gerekir. Her bir ferdin diğer insanlar üzerinde bunu gerçekleştirebilme gücü olmadığını düşündüğümüzde bu görev adına devlet dediğimiz kurumsal yapıya aittir.

Hangi devlet modeli olursa olsun neticede vatandaşının en temel ihtiyaçlarını gidermek zorundadır. Bunu sosyal devletle falan açıklamamıza gerek yok, bu aslında bizzat devlet olmanın zaruri bir işlevidir. Bu somut gerçekliğin dışında devleti sadece bu dar alanda değerlendirmek de doğru değil. Devlet insanı sadece yaşatmakla vazifesini yerine getirmiş olmaz. Olması gereken nokta insanın ontolojik kaygısına uygun bir şekilde vakarıyla yaşamasını sağlamaktır.

Son günlerde yaşadığımız süreç hepimizin malumu. İnsan/insanlık zorlu bir süreçten geçiyor. Bundan dolayı insanların kendilerine güven verebilecekleri bir kapıya ihtiyacı var. İşte tam bu noktada devletin varlığı bizi bu kapıya götürüyor. Dünyadaki tüm devletler bir şekilde vatandaşlarının yanında olduğunu göstermek istiyor. Devletlerin bu güveni halklarına aktarabilme kabiliyetine göre, bu süreçten sonra devlet üzerinde yeni tartışmalar da gerçekleşecektir.

Bu tür kriz dönemlerinde devletin başarısı halkının kendisi ve geleceği hakkındaki endişelerden anlaşılabilir. Bu güven duygusunu nutuklar üzerinden vermek değil, eylemler üzerinden hissettirmek önemlidir. Alınan önlemler ve getirilen yasaklar kimler için önem arz ediyor, açıklanan paketler kimleri hedef alıyor, yapılan açıklamalar kimi ne kadar tatmin ediyor? İşte bu soruların cevapları devletlerin varlık amacıyla ne kadar uyumlu olduğunu gösterir.

Başlıkta sorduğumuz soruya tekrar dönersek; “devlet neden var?”

Tarihte bu soruya çok farklı cevaplar bulunmuştur ama biz günümüz için şunu söyleyebiliriz: Devlet, insanların bir arada yaşaması için gerekli toplumsal ahengi sağlamakla sorumludur. Bunun için insanı sadece yaşatması yetmez, varlık gayesi doğrultusunda onuruyla birlikte yaşatması da gerekir. Her şey devletten beklenilmesin, doğru; ama her insanın da ferdi olarak güç yetiremeyeceği işlerin olduğu da unutulmasın.