Fransız hukuk sisteminden esinlenerek 1973‘te Türkiye‘de faaliyet göstermeye başlayan Devlet Güvenlik Mahkemeleri 1975‘te Anayasa Mahkemesi kararıyla kapatıldı. 12 Eylül sonrası, "Devletin milletiyle bölünmez bütünlüğü" bahanesiyle asker üyeleriyle de sivilleri yargılamak üzere tekrar faaliyete başladı. "Olağanüstü hukuk" kavramının en çok işaret edilen örneği olan DGM‘ler Necmettin Erbakan‘dan Recep Tayip Erdoğan‘a, sosyalistlerden, İBDA-C örgütü mensuplarına kadar on binlerce kişiyi yargılayıp mahkûm etti.

Cihat Arpacık

Türkiye‘yi çok uzun süre meşgul eden, gazete sayfalarından düşmeyen ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinde "olağanüstü hukuk" adını ilk duymamıza neden olan mahkemeler hiç kuşkusuz Devlet Güvenlik Mahkemeleri‘ydi. Kısa adıyla DGM olarak bilinen bu mahkemeler 1973‘te Anayasa‘nın 136. maddesine yapılan ayarla ortaya çıktı. 1773 Sayılı Kanun‘la faaliyete geçen DGM‘ler 1975‘te Anayasa Mahkemesi‘nin bu kanunu anayasaya aykırı bulmasıyla kapatıldı. 12 Eylül askeri darbesinin ardından yapılan kanunla, 1985‘te tekrar faaliyete başladı.

DEVLETİN MİLLETİYLE BÜTÜNLÜĞÜ İÇİN

Zaten 1982 Anayasası‘nın 143. maddesinde belirtilen vazifeyi ifa etmek üzere bu tür bir mahkemenin kurulacağı belirtiliyordu. İfadeye göre, ‘Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, her demokratik düzen ve nitelikleri Anayasa‘da belirtilen, cumhuriyet aleyhine işlenen ve doğrudan doğruya devletin iç ve dış güvenliğini ilgilendiren suçlara bakmakla görevli Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurulur‘ şeklinde belirtiliyordu.

FRANSA‘DAN GELDİ

Esasında bu mahkemeler Türkiye‘ye Fransız hukuk sisteminden ithal edildi. Fransa‘da 1963‘te faaliyete giren ancak 1981‘de ortadan kalkan Devlet Güvenlik Mahkemeleri, Fransız yargılama usullerine göre hareket ediyor, Türkiye‘deki gibi gücünü "olağanüstü hukuk" diye tabir edilen kanunlardan almıyordu.

TC‘NİN İLK OLAĞANÜSTÜ MAHKEMESİ

Devlet aleyhine suç işlediği iddia edilen kişileri yargılamak için faaliyet gösteren DGM‘ler, özellikle "siyasi suç" diye nitelendirilen eylemlere bakıyordu. İşlendiği iddia edilen suçları yargılayıp, evrensel adalet ölçülerine göre cezalandırması beklenen bir mahkemenin, asli vazifesini bırakıp devletin güvenliğini sağlamaya çalışması ve ayrı kanunlarla iş görmesi bunun bir "olağanüstü mahkeme" olduğu tezini güçlendiriyordu. Bunu destekleyen görüşlere göre, "Devletin güvenliğini mahkemeler değil kolluk kuvvetleri sağlar, mahkemeler adaletin tecelli ettiği yerdir."

ASKER-SİVİL HUKUKÇULAR BİR ARADA

DGM‘lerin "olağanüstü" mahkeme olarak nitelendirilmesine neden olan bir başka durum ise bu mahkemelerin üyelerinin arasında askeri hukukçuların  olmasıydı. Askeri yargılamanın ayrı bir formasyon gerektirdiği ve ayrı bir nosyona sahip olmasına rağmen bu mahkemelere asker üyelerin de atanması tepki çekmiş ve bu mahkemelerin "tarafsızlığına" gölge düşürmüştü. 1999‘da DGM‘lerin sivilleştirilmesi kapsamında yapılan yasayla asker üyeler bu mahkemelere veda etti.

GAZETECİLER DE YARGILANDI SİYASETÇİLER DE

Bu mahkemeler 1999‘a kadar asker üyeleriyle birlikte varlığına devam etti, ancak on binlerce sivili yargılayıp mahkum etmeyi de ihmal etmediler. Yazarlar kitapları, gazeteciler haberleri siyasiler ise konuşmaları yüzünden bu mahkemelerin kapısını aşındırdı. Refah Partisi Lideri Necmettin Erbakan‘ın 1994‘te Bingöl‘de yaptığı, "Çocuklar okula besmeleyle başlardı. Bunu ‘Türküm, doğruyum, çalışkanım‘ diye değiştirdiler. Okullarda ‘Türküm doğruyum çalışkanım‘ diye söyletirseniz, başkaları da ‘Ben Kürd‘üm daha çalışkanım, daha doğruyum deme hakkını kendinden görür" şeklindeki konuşma Diyarbakır 1 No‘lu Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılandı.

Başbakan da ceza aldı

Dönemin Fazilet Partili İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayip Erdoğan da Siirt‘te okuduğu ve içinde "Minareler süngü, kubbeler miğfer, camiler kışlamız, müminler asker" ifadeleri geçen şiir yüzünden Diyarbakır DGM‘de yargılanarak ceza aldı. DGM‘ler faaliyette olduğu süre içinde İslamcı ve sosyalist kesimlerden on binlerce kişiyi yargıladı. 2004‘e kadar faaliyet gösteren DGM‘ler AB Uyumu çerçevesinde kapatıldı. Ancak yeni açılan Özel Görevli Mahkemeler (ÖGM) "DGM‘nin devamı olduğu" eleştirileriyle karşı karşıya kaldı.

DGM‘NİN GÜCÜ: 312. MADDE

DGM‘ler gücünü Türk Ceza Kanunu‘nun 312. maddesinden alıyordu. Söz konusu maddeye göre; "Kanunun cürüm saydığı bir fiili açıkça öven veya iyi gördüğünü söyleyen veya halkı kanuna itaatsizliğe tahrik eden kimse altı aydan iki yıla kadar hapis ve iki bin liradan on bin liraya kadar ağır para cezasına mahkum olur.  Halkı; sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik eden kimse bir yıldan üç yıla kadar hapis ve üç bin liradan on iki bin liraya kadar ağır para cezasıyla cezalandırılır. Bu tahrik umumun emniyeti için tehlikeli olabilecek bir şekilde yapıldığı takdirde faile verilecek ceza üçte birden yarıya kadar artırılır."

YARIN: ÖZEL GÖREVLİ MAHKEMELER

Muhabir: Haber Merkezi