Dev misin, dev aynasında mısın ?

Abone Ol

Sivil toplumun aynada kendisine yeniden bakması, aksiyon

ortaya koymak isteyenlerin de gerçeklerle yüzleşmesi gerekiyor. Sivil topluma

yönelik yapılan eğitimler ve anketler ışığında ortaya çıkan sonuçlar, STK ların

kendisinden bekleneni neden veremediğini açıkça ortaya çıkarmaktadır. Bu

açıdan, belki de malumun ilanı sayılacak bu başlıkları yeniden sıralamak,

sorunlarla yüzleşmek ve bunu yaparken kişi ve konu bazlı yaklaşımlar

geliştirerek yol almak zorundayız.

Sivil topluma kişi bazlı baktığımızda yaşanılan en

önemli açmazın; bir kişinin birçok dernekte yönetici olması hususudur. Bir

gönüllü birçok derneğe üye olabilir, olmalıdır ama sadece birinde yöneticilik

yapmalıdır. Çünkü kendisinden bekleneni ancak bu sayede verebilir. Bu konu,

dernek yönetimlerinde gündeme alınmalı, doğru bir üslupla karara bağlanmalı ve

kişilerden istifade etme modelleri geliştirilerek bir sonuca bağlanmalıdır.

Sivil toplumun diğer bir önemli sıkıntısı da genelde

çalışanlarının pasif olmasıdır. Kira, demirbaş ve faaliyet harcamalarında limit

gözetmeyen derneklerin kaliteli yönetici istihdamında asgari düşünmesi

düşündürücüdür. Bu soruna bir de çalışanlarda ya da yöneticilerde vakıf

kültürünün yetersiz olması eklendiğinde sorun derinleşmekte, nitelikli insan

kaynağından yeterli istifade edilememesini de tetiklemektedir.

Karar alıcıların işi yaşamamaları, sivil toplum yolculuğunda

yaşanan israfların başında gelmektedir. Geçmişin tekrarı ya da sadece vitrine

oynama hastalıklarına yol açan bu sorun, hizmet içi eğitimlerle ve tecrübe

transferleri ile aşılabilir. Her dernek yöneticisi, ayda bir kez, kendisine

faydalı olabilecek başka bir dernek yöneticisi ya da yönetim kurulunu misafir

etmeli ve tecrübelerinden istifade etmelidir.

Sivil toplumun katma değer üretmesine en büyük engel ise,

kurum içerisinde çok başlılık olmasıdır. Zamanla kurum içinde rakipleşmeye yol

açan ve genel kurullarda bölünmeye sürükleyen bu sorunun temelinde siyasi

kaygıların olması yatmaktadır. Bu kaygıları bertaraf etmek ise temsil ile

fonksiyonun dengelenmesine bağlıdır. Bu dengenin yakalanması sivil toplumun

konu başlıklarında aranmalıdır.

Sivil topluma konu bazlı baktığımızda yaşanılan en

önemli açmazın, hedef belirleyememe olduğunu görüyoruz. Yeni kurulan

derneklerde yaşanan bu sorun ancak uzmanlarla yapılacak arama toplantılarıyla

aşılabilir. Mazisi uzun olan derneklerin yaşadığı hedef belirleyememe husus

ise, mevcut hedeflerin yeni versiyonlara olan ihtiyacından kaynaklanmaktadır.

Bu noktada da, geçmiş yöneticilerle gelecekte görev verilebilecek insanların

buluşturulması ve birlikte çalışma kültürünün geliştirilmesi büyük önem

taşımaktadır.

Sistemsizlik, hedef belirlemeden sonra ilk sırada gelen

diğer bir sorundur. Derneklerin hedefleri ne kadar büyük ve anlamlı olursa

olsun bir sistem dahilinde yol alınması mecburidir. Hedefler konusunda yapılan

toplantılar kadar nasıl bir sistem takip edileceği hususunda da toplantılar

gerçekleştirmek ve alınan kararları yazılı olarak takip etmek gerekiyor. Bu

uygulama sayesinde, sistemli bir çalışma oluşturulması yanında zamanla

İhtisaslaşmanın gerçekleşeceği de görülecektir.

Sivil toplum aynaya baktığında, bu konuları çoktan

aştığını görüyorsa kendisini dev ilan edebilir. Aksi taktirde dev aynasına

baktığını bilmelidir. Yükümüzün ağır olduğunu öğrendiğimiz gibi, nasıl ayağa

kalkacağımızı ve dimdik doğrulacağımızı da öğrenmeliyiz. Yarınlar, bunu

öğrenenlerin olacaktır. Cahilliğinde devam edenler içinse, sadece gün doğmuş ve

gün batmış olacaktır.