Despina ve bakanın acı itirafı

Abone Ol

Bu ülkede akıl tutulması yaşamadığımız gün yok gibi,

Bu kez Yunan şarkıcı krizi.

Türklerin şarkılarını severek dinledikleri Despina Vandi.

“NaTi Xerese”yi telefonlarına alarm yapacak kadar.

Bir eğitim vakfının yardım gecesine çağrılıyor.

Sahnede Atatürk posteri ve Türk bayrakları var.

Despina çıkmıyor sahneye.

Kıyamet kopuyor,

Beyinleri ilkokul müsameresi seviyesinde kalmışlar, başlıyor linçe.

Hiç empati yetenekleri yok.

Despina haksız değil ki.

Hangi Türk, sahnede Yunan bayrakları ve Venizelos posteri altında sahneye çıkar.

Aynı ilkokul müsameresini Arabistan’da bir futbol müsabakasında da sergilediler.

Atatürk baskılı formalarla Suudilere ironi yapmaya kalkıştılar.

İyi de sen, sevdiğini kalbinde taşı.

Başkasından sevdiğini, sevmesini bekleme.

Sonuç zaten iki ülke arasındaki ilişki pamuk ipliğine bağlı,

Yeni bir krize evrilmesi gecikmedi.

Daha vahim trajediler saklı kolektif bellek, bin yara almaya devam etti.

Yardım organizesine Despina’ yı neden çağırdıklarını sorgulamayıp, onu linç edenler,

Millî Eğitim Bakanı’nın acı ifşasına sessiz kaldılar,

Bu ifşa, hiç mi kimsenin yüreğine paslı bir hançer olup saplanmadı?

Lozan imzalanınca bu anlaşmayla yabancı okullar var,

Cumhuriyetin kurucu kadroları ve Atatürk’ ün onayıyla o günden beri bu okulların ihtiyacı görülüyor.

12 yabancı okul.

Fransız okulları, Alman okulları, İtalyan…

Lozan’da taahhüt edildiği için bugüne kadar bu okullara problem çıkarmamışız.

Fakat Fransa, mektuplarda olmayan sadece müstemleke ülkelerine yakışan şekilde davranarak iki tane daha okul açmışlar.

Açarken de biz buraya sadece Fransızları alacağız demiş olmalarına rağmen.

Şu an öğrenci sayısı yüzde doksan oranında Türk vatandaşı.

Millî Eğitim’in kaydında olmayan o iki okulda öğrenciler var.

Fakat resmi olmadığı için çocuklar okullaşmamış görünüyorlar.

Fransız elçiye yaptığınız doğru değil diyoruz,

Oyaladılar bizi, “ya evet haklısınız”,

Okula müfettiş gönderiyoruz, Türk öğrenci var mı bakalım diye,

Müfettişimizi okula almıyorlar, siz bizi denetleyemezsiniz diyorlar.

Sonra oradan çocuklar mezun oluyor, diplomasının denkliğini bize getiriyor,

Diplomamın denkliğini ver, vatandaşla bizi karşı karşıya getiriyor,

Yetmedi bu çocuklar ayrıcalıklı bir pozisyonda göç sınavlarına giriyorlar,

Yani yabancı öğrenciler için yaptığımız, yükseköğretim kurumu sınavlarına giriyorlar. Yani bir kere daha adaletsizlik var ortada,

Şimdi diyoruz ki bunlara gelin konuşalım, işte geliriz, yarın geleceğiz, öbür gün geleceğiz,

Büyükelçiyi davet ettik,

Geldi, ilk fırsatta çözeceğiz,

Ne zaman konuştuk bunu, aralık ayında, sekiz ay geçti,

Hâlâ lütfedip bizi muhatap almıyorlar,

Ben de diyorum ki, biz sizin sömürdüğünüz ülkeler gibi değiliz,

Biz bağımsız ve milli bir devletiz,

Gelin bu okulları meşru hale getirelim,

Bunun karşılığında sizden Fransa’daki Türk vatandaşları için bazı taleplerimiz var,

Sen benim oradaki vatandaşlarımın taleplerini reddet, Türkçe, Türk kültür derslerini engelle, burada kafana göre hareket et, ondan sonra da biz resmi yazı gönderip okullara Türk öğrenci alamazsınız dediğimizde,

Şimdi de büyük köşe yazarlarına yazılar yazdırıyorlar,

Çok büyük bir gazeteci diyor ki: “Millî Eğitim, bu okullarda din kültürü dersi veremediği için okulları kapatıyor.”

Suratımızda patlayan tokat gibi sözler,

Ama biz Despina’ya saymakla meşgulüz, bakanın acı itirafını duymuyoruz,

Belki de bu vahim tabloyu idrak yoksuluyuz.