BİZİM BAHÇELİ’MİZ ÇİZMELİ YUNAN’IN ÜSTÜNÜ ÇİZMELİ
Gazeteci Deniz Zeyrek’in “Bir süre kimse çizmeli görüntülerle KIBRIS TÜRKTÜR mesajının bağını kuramadı” dediklerinden biri de bendim.
Görüntü ve mesajı basit ve en anlaşılır kelimelerle bir üst paragrafında anlatan da Deniz Zeyrek’tir.
“Bahçeli, takım elbisenin altına giydiği siyah çizmeleriyle yürüdüğü görüntüleri ‘KIBRIS TÜRKTÜR’ mesajıyla birlikte sosyal medyada paylaştı.” (Deniz Zeyrek – Sözcü – 21 Ağustos 2023 – Bahçeli’nin çizmeli mesajı)
Bağı neden kuramadım? O anda hangi çağrışımlar üşüşmüştü de beynime, “En sembolik ve en anlamlı adım” tanımıyla hak ettiği övgüsü duyurulan Sayın Bahçeli’nin mesajına doğrudan bağlanamadım? Ceketi 6 düğmeli takım elbiseye, körüklü siyah çizmelere, tesbih elde pozlu Sayın Bahçeli’nin yürüyüşüne...
Baktım, durdum.
“Bu aralar Türkiye ile Birleşmiş Milletler arasında bir Kıbrıs gerilimi var.”
Cümlesiyle günlük yazısına başlayan Deniz Zeyrek’in, Sayın Bahçeli’nin görüntülü mesajını Atatürk yöntemli sayarak, neticesini “Sadece MHP’lilerin değil, Türkiye’nin bütün yurtseverlerin, Atatürkçülerin sevgisini kazanmıştır” tespitiyle, kanaatiyle, izahıyla duyurmasına, kayda aldırmasına bir itirazımız yahut muhalefetimiz olamazdı!
“Koalisyon ortağı Recep Tayyip Erdoğan da” “anlamıştır” dileğine de Deniz Zeyrek’in takılmadık. Muhalif gazeteciliğini böyle göstermiş.
“Bahçeli çizmeleri Ankara’da giydi, sesi Yunanistan’dan geldi” gibi fevkalade başlıklar attığını da iktidarcı gazetelerimizin, sosyal medya sitelerinde okuyunca sevindik ve bu ne güzellik dedik.
Dedik, dedik durduk.
Türkiye siyasetinin geçmişinde “çizme” var. Sayın Bahçeli dolayısıyla, Atatürk’ün ve İsmet Paşa’nın da çizme giydiği, çizmeli espriler yaptığı yazıldı, misallendirildi. İnsan, hafızalı yaratıktır. Hatırlaması olağan sayılmalı. Ya da dökümanların ellerine tutuşturulması..
Lakin eli DP bastonlu Celal Bayar resimlerinin de çoğu çizmeliydi; ondan bahsedilmedi. Hatta 28 Şubat banisi Demirel’in “Arkama bakmam” işaretiyle DYP’den bir sabotaj gücü çıkaran muharrik politikacı Hüsamettin Cindoruk’un Eyüp’te sahnelenmiş bir komedisi vardı; çizmeliliğin en tazesi olmasına rağmen ona da dokunulmadı.
Hafızamın bana oyunu sadece bu sahneler miydi? “Kıbrıs Türktür” bağını kurmaya geç kalmamın sebebini bulmalıydım.
MHP’liler, yurtseverler, Atatürkçüler sevgilerinin ispat belgesi olması için Sayın Bahçeli’nin ceketi 6 düğmeli takım elbisesini, cebine bir elini koyduğu pantolonunu, körüklü siyah çizmelerini, ki sadece efelerin ve ağaların giydiği Söke mamulatıymış onlar, tesbihini ve elbette yürüyüşünü “moda” yaparlar mı, bilemeyiz? Sayın Varank’ın 6 Şubat depreminde “Bir milyon battaniye koptu, geliyor. Üreten Türkiye!” övüncüne de destek olurdu hem.
2023 yazının ağustosunda sımsıkı giyinen Sayın Bahçeli ve ondan mesaj bekleyenleri böyle düşünürken Özal geldi gözümün önüne; hem de resmiyete soktuğu şortuyla.
Şortla dolaşmayı alışkanlık edinen Merhum Özal’ın, “Şortla asker teftişi” milletçe unutulmak istenirken, onun, yani siyasi iradenin, askere üstünlük sağlaması mesajı verdiğini iddia edenlerin en başı Sayın Bülent Arınç, AKP’yi kurdukları günlerde “Yol Ayırımı” kitaplarına geçen şöyle bir cümlesiyle de ünlenmişti.
“Lider dediğin Özal gibi olur. O şortla askeri teftiş etti. Hayatta olsa gider onun şortunu öperdim.”
O günlerde kimileri, Sayın Arınç’ın partisine lider (başkan) olacak arkadaşını eğitmek için söylediğini iddia etse de bu aşkını, gerçek, rahmetli Erbakan’ın “Elbiseyle mesaj verme” görüntülerinin olmamasının yaşattığı hazımsızlıkta saklıydı.
“Dört beş tane, yolun önünü kapatmış koca bir kaya parçası gibi duran insanlar” tanımına hayatının tüm saygı eksikliği sendromunu sığdırarak rahmetli Erbakan ve arkadaşlarına “kıyan” bir tek Sayın Arınç hatırlanır şimdi; politikacıların özel elbiseli mesajları söz konusu olduğunda.
Ve Sayın Arınç’ların ne oldukları merak edilir; politikacılar elbise, şort, çizme gibi giyim kuşam malzemeleriyle mesajlar ilettiklerinde sosyal medyalarda.
Baş yaracak taş mı idi onlar?
Yoksa çakıl, kum ya da mıcır mı idiler? Beton üretiminde, yol dolgusu ve kaplamasında kullanılan?
***
Kaya ve taş kelimeleri, bir Millî Gazete haber başlığını da hatırlatır Necati’ye.
Yağlı yazılarımızın mağazinel kısmı olsun bu anımız da..
İstanbul’un diyanet camiasında “Tam yerini bulan başlık olmuş” diye övülmüş, AKP medyasının diliyle söylersek, beğenilerini toplamıştı.
İstanbul müftülüğündeki görev devri haberine, selef ve halefin soyadları kullanılarak atılmıştı o başlık.
“Kaya gitti, Taş geldi!”,
EVE Mİ DÖNSÜN, SARAY’A KİRACI MI OLSUN.
“Bahçeli, daha önce ‘Eve dön’ çağrısı yaptığı İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e bir kez daha seslendi.”
Medyamızın makale, fıkra ve yorumlu haber yazan gazetecileri, genelde böyle bir cümle kullandılar; Sayın Bahçeli’nin eski davetini tekrarladığını duyurduklarında.
Daha önce yapılan “Eve dön” çağrısının tarihi önemli değil mi? Sayın Bahçeli’nin davetinin tarihsel önemi yok mu?
“Bir kez daha” vurgusu yapanlar, neden geçmişi hatırlama işini okuyucularına havale ediyorlar?
2000’den sonraki seçimleri hep kazanan siyasetçilerin tezatlı demeçleri, birbirine zıt söylemleri sosyal medyada ortalığı toz duman ediyorken, böyle kuş bakışı izahlarla köşelerini dolduranların muhalif medya elemanı olmaları da ayrı bir acıdır.
Üstelik, Sayın Bahçeli’nin daha önceki çağrısı edebiyattan nasiplenmeyi de ihtiva ediyordu: “Dön evine, bitsin bu çile.”
2020 yılının Ağustos ayındaki bu davetin, üstatların şiir kitaplarına ad olmuş, yedi manalı “Çile” kelimesinin gölgesinde yapılmasını biz de “Havada seçim kokusu var” başlığı altında 26 Aralık 2020 tarihinde bu sayfada kayda aldırmışız.
Son yorum cümlemiz de şöyle:
“İYİ Parti Genel başkanı Meral Akşener’e ‘Dön evine, bitsin bu çile’ diyen Sayın Bahçeli, ‘Beni çileden çıkarma’ da demiş oluyor.”
Bu tespitimize katılmayanlar ve “Tutma” testi arayanlar hemen sevinmesin. Bir önceki paragrafın son cümlesinde, “Sayın Bahçeli’nin asabiyetinin Kandilli Rasathanesi kâğıtlarına benzemesi”ni de biz yazdık...
Önceki davetinde “Bitsin bu çile” arzusundaki şiddetin, “Kanadı kırık kuş merhamet ister” mısraındaki yakarmaya ulaşacağını biz de düşünmedik. Son kazandıkları seçim öncesindeki demeçlerinin çoğunu “Serçe, kuzgun, Akbaba” gibi kuş isimleriyle süsleyen Sayın Bahçeli’nin çağrısına şu yorumu yazmışız: “60’lı yıllarda Almanya yollarına düşen insanlarımızın ‘Çile’lerinden birinin, parçalanmış aile ızdırabının seslendirildiği Ali Ercan türküsündeki ‘Dön gel Zeyneb’im, soğan ekmek yiyelim’ yakarmasının, bir siyasinin dilinde hayat bulmasıdır.”
MHP Genel Başkan Yardımcılarından Sayın Özdemir, “Çağırdık dönmediniz yuvaya, yerel iktidarda komşu olalım ülke hayrına” dediğini aktarmış Sayın Bahçeli’nin.
Eve dön.
Komşu olalım.
Geçmişle bağları Tanrı Dağları’ndaki yaşantıya kadar varan ve oralardan hatırladığı, “Askıda ekmek” geleneğiyle Cumhur İttifakına seçim kazandıran Sayın Bahçeli’nin bu davet cümleleri, bazılarımıza belki, erken kalkılan bulutsuz sabahlardaki çocukluğunu hatırlatmıştır; bir mahzuru yoksa tabii.
“Meral, papucu yarım; çık dışarı oynayalım.
Evcilik oynayalım. Komşu olalım!”
***
“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, iktidardan, emekli maaşlarına seyyanen zam istedi.”
Bu cümleyi de okudu insanlar son haftada internetin bilgi stok alanlarında.
“Seyyanen” kelimesiydi dikkatleri çeken.
Belli ve özellikli zamanlarını anlatan kelimeleri vardır siyasetçilerimizin. Rahmetli Erbakan Hoca’mızın, “Kerhen” kelimesini literatüre soktuğu Demirel’in iktidar günleri nasıl unutulur.
“Eşit, denk” manasındaki seyyanen kelimesinin siyasi ortamda, Sayın Bahçeli tarafından canlandırılmasına tanık olunca, başka kelimeleri, deyimleri de yazdı kalemimiz dağarcığımızdan.
Mesela ‘’leyli meccani..’’
“Parasız yatılı” manası verilen eskilerin bu deyiminin siyasi literatürde ne işi var, gibi bir itiraz olur mu, bilmeyiz.
MHP’nin, Cumhur İttifakındaki pozisyonunu çok güzel ifade ettiğine kaniyiz.
İktidarın ‘’Parasız yatılı’’ kısmıdır MHP.
Denecek ki, “Nehari” kelimesi de var. Onlar kim olacak?
“Gündüzlü, yatılı olmayan, hariçten” manasındaki bu kelimeyi de ittifakın diğer küçük ortaklarına tahsis edebiliriz.
Varsın kelimeler “Eski” olsun. Siyasi yükü yeni mi, değil mi siz ona bakın.