Dershaneleri ihtiyaç olmaktan çıkarmak

Abone Ol

Dershanelerin ilk gündeme geldiği günlerde bu köşede bu kurumların eğitimin vazgeçilmez bir parçası haline geldiğine, bunun sebeplerinin başında, birbirini takip eden sınavlar ve devlet okullarının verdiği eğitim-öğretimin veliler tarafından yeterli görülmeyişi olduğuna dikkat çekmiştim. Bu bakımdan “Dershaneleri kapattık” demekle meselenin çözüme kavuşturulmasının zor olduğuna, öncelikli olarak dershanelerin ihtiyaç olmaktan çıkartılması, daha doğrusu öğrencilerimiz ve velilerin dershaneye gerek duymamalarını sağlayacak düzenlemelere ihtiyaç olduğunu vurgulamıştım. Ne var ki bu yönde Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı ve yapmakta olduğu çalışmalar kamuoyu ile paylaşılmaya başlandığı andan itibaren bir gazetenin başını çektiği şiddetli bir tartışma gündeme geldi. Bu noktadan itibaren konuya nasıl bir çözüm bulunacağından çok iş bir gövde gösterisine döndü. Bir taraf sahip olduğu tabana güvenerek iktidar üzerinde siyasi bir baskı oluşturma yoluna saparken özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalarda konunu saptırıldığı, bununda ötesinde bir takım yalan haberlerle toplumun kandırıldığı ileri sürüldü. Bu andan itibaren de dershaneciliğin bir hizmet olup olmadığı da tartışılır oldu.

Dershane olayı tek yönlü bir hadise değildir. Çeşitli tarafları vardır. Bunun bir tarafı dershane işletmecileri, bir yanı buralarda çalışan öğretmenler ile öğrenci ve veliler de diğer tarafta bulunuyor. Bakanlıktan yapılan açıklamalarda dershanelerdeki öğretmenlerden isteyenlerin devletçe istihdam edileceği belirtilerek olayın bu boyutuna çözüm sunulmuş oluyordu. Bunun yanında isteyen dershane sahiplerinin de özel okula dönüşebilecekleri, bu hususta devletin teşvik vereceği açıklandı ki, sanıyorum işin bu iki boyutunda mağdur kimse kalmayacak şekilde düzenleme yapılacak. Sorunun diğer boyutunu ise var olan dershanelere ihtiyaç duydukları için giden öğrenciler ve bunların velileri oluşturuyor. Dershanelerin sahipleri ve öğretmenleri kadar öğrencilerin durumu da önem taşıyor. Bu bakımdan öğrencilerin dershanelere ihtiyaç duymasını önleyecek adımların atılması çok önemli. Bunun yolu ise okullardan geçiyor. Ve bir de sanıyorum ilkokuldan itibaren öğrencilerin gidecekleri okulları sınavlarla belirleme uygulamasına son verilmesi gerekiyor. Öğrencilerin gidecekleri ortaokul, lise ve üniversite eskiden olduğu gibi imtihanla belirlenecek ise dershanelere duyulan ihtiyaç son bulamayacaktır. Yapılan sınavların şeklinin değiştirilmesi de bu işe çözüm olmayacaktır. Bu bakımdan dershanelerin kaldırılması için okullarımızda verilen eğitimin kalitesinin artırılması, ülke genelinde belirli bir seviyenin tutturulması gerekiyor. Okullarda konuların işlenmesi yeterli olmuyorsa, okullarda açılacak adında ister kurs deyin ister etüt yoluyla bu eksikliğin giderilmesinin adımları atılmalı.

Çünkü pek çok okulumuzda verilen eğitim ve öğretim maalesef yetersiz. Bu köşede çeşitli kereler ifadeye çalıştım. Açılmış bir Anadolu lisesinin kadrolu bir ya da iki öğretmen ve idarecisi var ve öğretmen açığı diğer okullardan kapatılmaya çalışılıyorsa eğitimde eşitliğin sağlanması mümkün olmayacaktır. Mümkün olmayınca da öğrenciler açığı kapatmak için dershanelere gideceklerdir. Gitmek zorunda kalacaklardır. Bu bakımdan kaldırdım demekle dershaneler kaldırılmış olmayacaktır. Dershane adı ortadan kalksa bile değişik adlar altında bu iş devam edecektir. Olayın bir de büyük bir sektör haline geldiği göz önünde bulundurulursa birlerinin gürültü koparmasını, olayı siyasi bir mücadeleye dönüştürmüş olmasının yadırganacak bir yanı kalmaz. Atılacak adımlarla dershanelere ihtiyaç azalacak olursa kapanma kendiliğinden meydana gelir. Böylece sorun çatışmaya gerek kalmadan çözümlenebilir. Ancak, eğitimde dershanelere ihtiyaç duyulmayacak noktaya gelmek alınacak bir karar ile mümkün değildir, bu gerçeği de kimse unutmamalı.