Derin devletten paralel yapılanmaya!

Abone Ol

Derin devletten şikâyet ederek bugünlere geldik. Atılan adımlarla derin devletin kökünün kazındığı söyleniyordu. Bir diğer ifadeyle milletçe bıkıp usandığımız siyasete siyaset dışı güçlerin müdahalesi açılan davalar ve yargılamalarla sanki son bulduğu gibi bir hava estirilmeye başlanmıştı. Birdenbire bu defa da paralel yapılanma ortaya çıktı. Ya da ortaya çıkan bir şey yok da düne kadar kol kola ülkeyi yönetenler arasında iktidar paylaşımına yönelik sorunlar sebebiyle başlayan mücadeleye paralel yapılanma adı takıldı. Her ne ise, belli ki dün olduğu gibi bugün de iktidarın kullanımında sorun var. Birileri ille de seçilmişlerin elde ettiği yürütme erkini birlikte kullanmak ya da paylaşmak istiyorlar. Böyle olunca da iktidarın sahipleri bu işe karşı çıkıyorlar. Günlerden beri devam eden çatışma ya da tasfiyelerin sebebi de bu.Hemen belirteyim ki hiçbir iktidar sahibi iktidarını birileri ile paylaşmak istemez. İstemez ama zaman içinde ortaya çıkan bir takım yapılanmalar iktidara bir ucundan yapıştılar mı da kolay bırakmazlar. Bugün gelinen noktada iktidarın paralel yapılanma olarak tarif ettiği bir kadrolaşmaya dönük tasfiyeden söz ediliyor. Aslında tasfiye demek de pek doğru değil. Çünkü bazı kadrolarda yer değiştirme söz konusu. Şimdiye kadar kimsenin devlet ile ilişiği kesilmiş değil. Belki, aktif görevlerden geri çekiliyorlar. Aslında bu konuda da ortada net bilgiler yok.

Tasfiye denebilmesi için hukuki yollar kullanılarak birtakım görevlilerin ya emekliye sevk edilmesi ya da işlerine son verilmesi gerekir ki bildiğimiz kadarıyla en azından dışa yansımış şimdilik böyle bir durum yok. Bu bakımdan gelişmeleri tasfiyeden çok etkisizleştirme olarak nitelendirmek daha doğru olacaktır.

İşte bu noktada cevabını alamayacağımı bile bile bir soru sormak istiyorum. Bu ülkede AK Parti iktidara gelmeden önce de geldikten sonra da bir derin devletin varlığından söz edilirdi. Hatta bu derin devletin siyasete sıkça müdahale ettiği, iç politikayı belirlemeye kalkıştığı da biliniyor. Ya darbeler yoluyla ya da dolaylı müdahalelerle halkın tecelli eden iradesi ters yüz edilir, siyaset bir takım odakların istediği noktaya çekilirdi. Öyle ise demokrasinin rayına oturması, millet iradesine bir takım dış müdahalelerin bundan sonra olmaması için devlet içindeki derin yapılanmalara son verilmesi gerekiyordu. Peki, bu yapıldı, yapılabildi mi

Bu soruya farklı cevaplar vermek mümkün. Herkesin bakış açısına göre vereceği bir cevabı vardır. Söz gelimi olaya iktidar penceresinden bakıldığında darbecilerin yargıya sevk edilmiş olması bu derin devletin tasfiyesi anlamına geliyor. Ama gelinen noktada sanki iktidar mensupları derin yapılanma ile bir uzlaşma arayışına girmiş görünüyor. Sona ermiş yargılanmaların yeniden ele alınmasını sağlayacak birtakım çalışmaların başlatılmış olması derin devlet denen yapılanma ile sürdürülen hukuki mücadeleden vazgeçmek anlamına gelmez mi

Derin devlet ile mücadele ve devlet kadrolarından bu yapılanmanın tasfiyesinden sanki vazgeçildiği görüntüsü ile devlet içinde var olduğu söylenen paralel yapılanmanın tasfiyesinin başladığı söylemlerinin aynı zamana rastlaması bir tesadüf müdür Yoksa birbirleri ile paralellik mi arz ediyor. Yani düne kadar tasfiye edilmeye çalışılanlarla bugün işbirliği yapılarak derin devleti tasfiye etmeye çalıştığı söylenen paralel yapı mı tasfiye ediliyor

Kanaatimce ülkenin sorunu bu tasfiye çabaları ile giderilemez. Oluşturulacak anayasal bir düzen ve bu düzene paralel yasal düzenlemeler ile devlet içinde adı ne olursa olsun birtakım paralel yapılanmaların ortaya çıkmasını engellemek gerekiyor. Ama yeni bir anayasa konusunda Meclis te temsil edilen siyasi kadrolar istekli değil.