Saadet Partisi‘nin derdinin tüm dünyadaki Müslümanların barış, adalet ve özgürlüğünü sağlamak olduğunu dile getiren Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş: "Bunu gerçekleştirmek için bütün gücümüzle mücadele etmek zorundayız" dedi.
Medeniyet siyaseti
Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Viyana İslam Federasyonu yöneticileriyle kahvaltılı bir toplantıda buluştu. Saadet Partisi‘nin medeniyet siyaseti yaptığını dile getiren Kurtulmuş, "Biz bir şahsın, bir partinin, bir cemiyetin bir toplumun seçilmiş bir sınıfın elit tabakaların siyasal sözcülüğünü yapmıyoruz. Bizim derdimiz bütün insanlığın özgürlük ve adaletini sağlayacak yeni bir medeniyetin oluşması için gayret etmektir" dedi.
Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Viyana İslam Federasyonu yöneticileriyle kahvaltıda buluştu. Saadet Partisi‘nin medeniyet siyaseti yaptığını belirten Kurtulmuş, "Biz bir şahsın, bir partinin, bir cemiyetin, bir toplumun, bir seçilmiş sınıfın elit tabakaların siyasal sözcülüğünü yapmıyoruz. Bizim derdimizi bütün insanlığı özgürlük adaleti sağlayacak yeni bir medeniyetin oluşmasını sağlamak ve gayret etmektir" dedi.
Dünyanın karanlık bir dönemden geçtiğini dile getiren Kurtulmuş: "Sayıları birkaç milyonu geçmeyen seçkinler sınıfının dışında insanların giderek yoksullaştığı, giderek gelir dağılımındaki adaletsizliğe maruz kaldığı, gelirinin azaldığı, alım gücünün azaldığı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Dünyanın ekonomik devi ABD‘de 48 milyon insan açlık sınırında yaşıyor. Türkiye‘de de maalesef, 2000 yılından itibaren uygulanan yanlış politikalarıyla insanlar yoksullaştırıldı. Gelir dağılımındaki adalet fevkalade bozuldu. Fabrikalar kapanıyor, esnaf dükkânı kapatıyor ve insanlar işsiz hale geliyor. Başkalarının yardımı olmadan yaşayamayacak olan 19 milyon 200 bin vatandaş, sınıf altı vatandaş haline geldi." diye konuştu.
Su akıyor, ovalar duruyor
Kurtulmuş, "Bu kadar çok kaynaklara sahip bir ülke imkânlarını kullanamıyor, su kaynaklarını, ovalarını kullanamıyor. Neden? Çünkü IMF denilen beyefendiler sizin bütçenizde bu alanlarda bir yatırım yapmanıza müsaade etmiyor da ondan. ‘Su akar Türk bakar‘ diye bir söz vardı önceden. Şimdi su akıyor, ovalar duruyor ve Türk bakıyor. Ülkemizde düne kadar 690 bin tütün işçisi vardı. 10 yıl içerisinde bu sayı 90 bine düşürüldü. Niçin? Bitlis‘te Adıyaman‘da Samsun‘da Terme‘de bizim Ahmetlerimiz Mehmetlerimiz tütün ekmesinler diye! Hani liberallik ve serbestlik vardı. Peki, ne olacak? ABD‘deki George‘ler, Michel‘ler kazanacak. Sen tütün ekmeyeceksin Phlips Morris gelecek ve Türkiye‘nin en ücra köşesinde tütün satacak. Anadolu‘yu dolaşıyoruz her yerde maalesef 2 minibüs var birisi Coca-Cola minibüsü diğeri Pihilps Morris‘in minibüsü" ifadelerini kullandı.
Bu, Allah‘tan reva değildir
Dünyadaki hâkimiyetlerini sürdürmeye çalışan kesimlerin can havliyle insanların üzerine abandığını vurgulayan Kurtulmuş, "Bunun için de dünyanın her yerinde bombalar patlıyor, savaşlar oluyor, insanlar ölüyor, maalesef insanlar ölürken de insanlık ölüyor. Çünkü eski savaşlara baktığımızda bir ahlakı olduğunu görüyoruz. Şimdi hiçbir ahlakı olmayan ya da vicdanı olmayan bir savaş hüküm sürüyor. Sadece Irak‘ta 7 yıl içerisinde 1,5 milyondan fazla insan öldürüldü. Daha dün 100 tane insan bir bombayla öldürüldü. Başka tarafta da 40 tane insan öldürüldü. Camilerin içerisinde kimsesiz ve yaşlı insanlar kurşuna dizildi. Kadınlara tecavüz edildi. 300 bine yakın Iraklı kadın dünya fuhuş piyasasına sürüldü. İyi de bu savaş neden çıktı. Biri çıkıp bunu izah edebilir mi? Hangi haklı sebebi var? Bir tek hedefleri var. Biz büyük Ortadoğu projesini kuracağız. Dünyanın dört bir tarafına hâkim olacağız. Bunu yaparken de İsrail, Büyük İsrail‘i kursun, silah tüccarları ve petrol şirketleri de işlerin ortağı olsun. Beyler paralarına para katacak, petrole hâkim olacak diye 1,5 milyon Iraklı katlediliyor. Bu Allah‘tan reva değildir" diye konuştu.
Afrika‘daki insanlar açlıktan ölüyor
"40 sene evvel Afrika‘da kimse açlıktan ölmüyordu ama bugün Afrika açlıktan kırılıyor" diyen Kurtulmuş, "Her bir dakikada bir insan açlıktan ölüyor. Sadece her yıl 5 milyon çocuk aşılanamadığı için çok basit hastalıklardan ölüyor. Sadece Avrupa piyasasında dondurma piyasası 13 milyar dolara çıkmış. Avrupalı 13 milyar doları dondurmaya öderken sadece 15 milyar dolar çocukları açlıktan kurtarmaya yetiyor. Lakin bunu sağlayamıyoruz. Firavunlar zamanında dahi bu kadar büyük zulüm ve yoksulluk ve kölelik yoktu. Bu krizi yapanlar aynı zamanda insanların uyanmaması için insan toplulukların içini boşaltıyor. Akrabalığı ve ahbaplığı yok ediyor. Ve sonunda toplumların ortak hedeflerde buluşmasının önüne geçiliyor. Bunu yaparken de toplumları yönlendirecek araçları ortaya koyuyorlar. Artık Viyana‘daki, Bitlis‘teki, Katmandu‘daki çocuğu da aileleri eğitmiyor. Çocukları eğiten internettir. İnternet üzerinde bir takım küresel şebekeler var. Diğer taraftan Hollywood vasıtasıyla, filmler vasıtasıyla aynı kültür dünyanın çocuklarına verilmeye çalışılıyor. Bizim Ahmet de Muhammet de Asya‘daki bir çocuk da aynı idolleri, kahramanları görerek duyarak onlar gibi olmaya gayret ediyor. Teletabiler, Pokemonlar çocukların örnekleri bunlar. Bu örneklerin ortak konusu ne? Kim güçlüyse o ayakta kalır. 3 yaşından itibaren çocuk bunları görüyor. Sonuç olarak aile yok. Boşanma olayları artmış, evlilik dışı ilişkiler ve bu ilişkilerden doğan çocuklar artıyor" şeklinde konuştu.





