BEŞİKTAŞ LA ki, Avrupa Kupası ndan elenen tek büyüğümüz
idi, Galatasaray ki, Şampiyonlar Ligi nden düştükten sonra diğer kupaya devam
eden bir başka büyüğümüz idi... Bunların maçı sadece kendi aralarındaki bir
hedefle ilgili değildi. Yine bir başka büyüğü de yakından ilgilendiriyordu.
Acaba Fenerbahçe bir gün önce oturduğu koltukta sefa sürmeye devam mı edecekti,
yoksa eski sahibi unvanı geri mi alacaktı
İşte böyleydi maç öncesi ortam... Galatasaray Denizli ile
buluştuğundan bu yana her hangi bir aşama yapabilmiş miydi Sorunun evet
olabilecek cevabı derbi için anahtar olabilirdi ama Sarı-kırmızılı ı takım eski
tas eski hamam idi. Yani Eboue, Drogba, Riera, Melo gibi oyuncularını
kaybettikten sonra yerlerine hiç de büyük takım oyuncusu olmayanları koymuş
Galatasaray, bir sezon önce yakaladığı balığı bir daha yakalayabilir miydi
Bence asla! Bunu defalarca yazdım ve söyledim. Peki ya Beşiktaş Beck, Rudolfo,
Gomez ve zaman zaman parlayabilen Quaresma ile takviye edilmişti. Tek sıkıntısı
kaledeydi.
Şenol Güneş yönetiminde öne çıkış riskli takım kurgusu
acaba Galatasaray karşısında da Sporting maçı gibi bir sürprize yakalanabilir
miydi Öyle ya takımda yine hem Sosa, hem Oğuzhan, hem de Quaresma vardı. Ama
bu kurgunun karşısındaki ekipte ön libero çakma idi. Yasin gibi takımla ilgisi
olmadan oynayan bir kanat adamı vardı. Podolski gibi sadece zaman zaman şut
atan bir eskimiş yıldız da vardı. Burak zaten sakatken oyuna girip bir daha
sakatlanmanın faturasını ödemeye mahkûm idi. Ki bendeniz Hamza hoca ile
birlikte yaptığı bu yanlışın bedelinin futbolu bırakma riski taşıdığını bu
ülkede yazan tek yazarımdır. Selçuk ve Sneijder ve de Sabri desteği ile bir
rakibe karşı ne kadar durulabilirdi Beşiktaş ta ise önemli sorun kaleci idi.
Günay ne zamandır kulübeye mahkûm kalmıştı. Ama Tolga nın maça çıkışı bile
Beşiktaş ı, ağırlıklı olarak seyirciyi gereceğinden Günay ın kalede durması
bile yegâne çözüm olarak duruyordu. Öyle de oldu... Gole yedirdi ama bir kaç
pozisyonda da dik durabildi.
Evet, Galatasaray bir kaza golüyle öne geçti ama bugünkü
kadrosu ile öne çabuk oynayan, iyi de top yapabilen hiç bir rakip karşısında
direnemezdi. Golleri hatalı yedi gibi görünen Muslera bunlardan önce yaptığı
kurtarışlarda eksik kalsaydı maç zaten çoktan bitmiş olurdu. Şenol hoca bu defa
kazaya mahal vermemek adına Necip i de oyuna aldı. Quaresma-Gökhan değişikliği
de doğruydu. Şenol hoca o kadar rahat hissetmişti ki kendini, Olcay ı alıp
Kerim bile sahaya sürerek savunma zafiyetine katlanmayı bile göze aldı. Çünkü
rakip, o rakip değildi...
Sonuçta Beşiktaş koltuğu devraldı. Galatasaray ise bundan
haftalar önce bu sütunlarda yazdığım gibi en iyisi beşincilik olabilecek lig
sıralaması için bir yeni adım daha attı. Tabii ki Beşiktaş, şimdilik en riskli makam
kalecilik için kolları sıvayacakken, Galatasaray sanki en azından dört yeni
oyuncuya ihtiyaç duyduğunu bir kere daha haykırdı. Ama yeni derken hakiki
ölçüde büyük takım oyuncusuna tabii ki...