Der Spiegel Mesajı

Abone Ol

2009 yılı Eylül ya da Ekim ayı gibiydi. Ankara’da kurucu başkanlığını yaptığım bir düşünce merkezinin daha kuruluş aşamasında ilk günlerden itibaren ziyaretçileri eksik olmuyordu. Bunlardan biri de yine son dönemde sayıları fazlasıyla artış gösteren Avrupa’dan Türkiye’ye gelen gazeteci-yazarlardan birisiydi.

Elinde bir kitap vardı. Kitap “Yeni Türkiye” ile ilgiliydi ve “Hasta Adam” yerine çok farklı bir Türkiye’yi ön plana çıkarıyor ve özellikle de Almanya merkezli Avrupa’nın bu gerçeği görmesine dikkat çekmeye çalışıyordu. Kitabın değindiği noktalardan birisi de, Türkiye’nin artı köprü rolünü çoktan geçtiğine vurgu yapmasıydı.

Bu gazeteci-yazar bir Alman, kitabı da Almancaydı. Kitabının Türkçeye tercüme edilebileceğini, bundan dolayı da çok mutlu olacağını söylüyordu.

Sene 2015, aylardan Ekim. Aradan tamı tamına 6 yıl geçmiş. Yine Alman gazeteci-yazarlar tarafından hazırlanan, fakat bir dergide yayınlanan bir haber-analiz yazısı var. Konu, yine Türkiye. Fakat değerlendirme 180 derece farklı.

Derginin adı “Der Spiegel”. Ankara’da 10 Ekim’de patlatılan bombayı, Suriye krizini, son dönemde Almanya’nın da “baş belası” haline dönüşmüş olan göçmen krizini ve bu bağlamda Merkel’in Türkiye ziyaretini ele almış. Bunun için de altı tam sayfa ayırmış.

Fakat yazıdan ziyade, manşet daha çok ön plana çıkıyor. Der Spiegel, Osmanlı İmparatorluğu için kullandığı “Eine Zeit Des Zerfalls“ (Dağılma Zamanı) manşetini atmış. Yani, Türkiye’ye “Hasta Adam” diyor. Dolayısıyla, bu altı sayfayı okumanıza hiç gerek yok. Dergi diyeceğini adeta manşetten çakmış ve Alman Başbakan Merkel’in Türkiye ziyaretini boşa çıkarmak istemiş.

Bize göre gayet normal bir durum. Ne de olsa Türkiye’yi son dönemde manşetler üzerinden vurmak moda.

Fakat Allah’tan Türkiye hemen gaza gelmiyor. Gerçek muhataplar noktasında bilgi ve tecrübesinin fazlasıyla artmış olması burada önemli. Bundan ötürü de yazıların yazıldığı, manşetlerin çakıldığı yerlerden ziyade, bunun arkasındaki gerçek iradenin, ülkelerin kim ya da kimler olduğuna bakılarak bir değerlendirme yapılıyor. Bu husus Almanya ve haliyle Der Spiegel Dergisi için de geçerli.

Bu iradenin bizim bildiğimiz Almanya olmadığı kesin. Çünkü gerçek Almanya zor durumda. Zor durumda olmasının nedeni, artık İkinci Dünya Savaşı sonrası statükosundan kurtulmak istemesi ve gerçek anlamda bir bağımsız aktör olmak arzusuyla çok yakından ilgili. Bundan dolayı da başına gelmeyen kalmadı.

Nitekim, önce İslamifobia’yı, beraberinde de ırkçılığı başına bela ettiler. Almanya, bu anlamda Batı’nın günah keçisi haline dönüştürüldü ve PEGİDA hareketi ile de bu işin adı konuldu. Ukrayna-Kırım krizinden de büyük ölçüde yine Almanya etkilendi. Rusya ile ilişkileri darbe aldığı gibi, Balkanlar noktasında da krizlerle yüz yüze gelmeye başladı.

En güçlü olduğu otomobil sanayi üzerinden ekonomisi de nasibini aldı. Volkswagen kriziyle adeta Almanya’ya ölümü gösterilip, sıtmaya razı edilmeye çalışıldı.

Son olarak Suriye krizi üzerinden de bir mesaj verildi. Almanya’ya adeta bir “demografik bomba” atıldı. Gizli bir el, göçmenlerin kulağına “ilk hedefiniz Almanya” fısıldamışçasına göçmenler dalga dalga bu ülkeye yöneldi.

Ve Almanya bir anda sosyo-ekonomik, kültürel bir krizin içinde buldu kendini. Bu durum siyaseten Merkel’e de fatura edilmeye başlayınca, Merkel soluğu İstanbul’da aldı.

Şimdi bu noktada tekrar en başa dönelim. Sizce Der Spiegel bu manşeti niçin Merkel’in Türkiye ziyaretinde attı Almanya’nın Türkiye’ye en fazla ihtiyacının olduğu bir dönemde sizce Alman devleti kendisine harakiri yapar mı Yapmayacağına göre, o zaman bu manşet niye atıldı  

Bu durumda karşımıza şu sorular da çıkıyor: “Hangi Almanya”. Bu soruya bağlı olarak, “Der Spiegel hangi Almanya’nın dergisi ”

Ama bana göre cevap bulması gereken başka sorular da var Örneğin: Hedef gerçekten Türkiye mi Yoksa zamanlaması itibarıyla Türkiye üzerinden Almanya’ya mı bir mesaj verilmek isteniliyor Ya da burada her iki ülkeye bir mesaj mı söz konusu Hatta adı zikredilmeyen bir “üçüncü ülke”ye de gönderme söz konusu olabilir mi

Görüldüğü üzere, ortada çok daha ciddi bir sorun ve yanıt bekleyen çok sayıda soru var…