“Para yok” demek zor geldiği için ya da “emekli bize yük” diyemedikleri için farklı bahaneler üretiyorlar…
Ama bu bahanelerin temeli yok.
Allah tekrarından muhafaza eylesin çok büyük bir deprem felaketi yaşadık.
Ölenlerimize rahmet kalanlarımıza sabırlar dileriz.
Şüphesiz deprem felaketinin bütçeye ciddi bir yükü olmuştur.
Ama depremden önce de emekliler mağduriyet içindeydi.
Yani, 6 Şubat öncesine göz atacak olursak bugüne kıyasla pek olumlu bir tablo yok.
Bahane üretecekseniz depremin yükü iyi bir sığınma limanı ama emeklinin perişan haline iyi niyetle çare ararsanız israftan biraz kısmanız dahi yeter.
Sahi, “depremden sonra siz hangi itibardan tasarruf ettiniz hele onu bir söyleyin” desek?
“Sonra da emekli maaşlarını budadınız” desek…
Daha geçen gün NATO zirvesine “uçak filosu” ile gidildi.
Lüks otomobilleri taşıyan uçaklar vardı filoda…
İsrafı taşıyan israf…
Çeyrek asır yönettiğiniz ekonomiyi kendi ellerinizle çamura saplayıp emeklilere de “gidin çıkarın bakalım” demenin anlamını siz düşünün bi zahmet.
Bir de emekliyi “çantada keklik” tabirine çok uygun gördükleri için de bu kadar rahatlar.
İşin bu yönünü de “emekliler düşünsün” artık…
Dört kişiden birinin “tabanda kaldığı” toplumun hali nicedir?
Uzun süren toplantılar sonrası geçen hafta açıklanan en düşük emekli maaşı miktarına bir tarafından bakınca iyileştirme gibi gözükse de aslında içine girilen çıkmazın acı bir tezahürü..
Gelinen noktada “en düşük” kelimesi sadece emekli maaşlarında değil ülkemizdeki resmi maaşların da en düşüğü.
Yani aylık 12 bin 500 lira.
Artık ülkemizde “asgari ücret” değil emekli maaşları taban maaş oldu.
Hatta Abdülkadir Selvi’nin klasikleşen iddiasına göre de Cumhurbaşkanı Erdoğan son anda devreye girerek 500 lira eklemese rakam 12 binde kalacakmış!
Bilindik bir söz var, “rakamlar yalan söylemez, yalancılar rakam söyler” diye…
Ne demek istediğimizi izah edelim isterseniz…
Ülkemizde küsuratları hariç 16 milyon emekli var. Son açıklanan rakamlara göre 3 milyon 700 bin emeklinin maaşı 12 bin 500 liraya yükseltildi.
Ayrıca son enflasyon farkı ile 12 bin 500 lira maaş alacak olan emeklilerin de olduğunu hesaba katarsak en az dört emeklinin biri taban maaş alıyor…
Bu eğer başarı ise bu başarının sahipleri belli!
Taban maaş da asgari ücretin epeyce altında kaldı.
Peki bu emeklilerin kök maaşları yani gerçek maaşları neden bu kadar eridi. Onun da sebebi 2008 yılında mevcut iktidarın yaptığı emekli maşlarının bağlanırken dikkate alınan aylık bağlanma oranlarının budanması…
Yani aslında, iktidar kendi ürettiği mağduriyeti kendi telafi etmeye çabalıyor..
Nokta
Saadet Partisi 23 yaşında… Eline geçirdiği ilk fırsatta Kıbrıs’ı fetheden ruh!
Akşam görüşme, sabah Ayhan Bora Kaplan davası…
Geçtiğimiz günlerde siyasette ilginç bir hareketlilik yaşandı.
Eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü.
Tabi görüşme öncesi ve sonrası kayda değer bir açıklama yapılmadı.
Görüşme sonrasında OdaTV’ye konuşan Soylu, uzun uzun partisine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a bağlılığını tekrarladıktan sonra Külliye’de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’la ne görüştüğü sorulunca da, “Cumhurbaşkanı ile bir görüşmedir. Siz de takdir edersiniz ki mahrem” cevabını vermiş.
Böyle olunca da herkes kendi zaviyesinden bir değerlendirme yaptı.
Hatta Soylu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan görev talep ettiğini söyleyenler de oldu.
En fazla gündeme gelen iddia da bu oldu.
Biz ise konuya biraz eğilince ilginç buluşmanın Ayhan Bora Kaplan davasının duruşmasının hemen öncesine geldiğini fark ettik.
Ayakları yere en sağlam basan iddiayı da biz ortaya atalım o zaman.
Ayhan Bora Kaplan davası ile alakalı uzun uzadıya bir şey yazmaya hacet yok ama konunun Süleyman Soylu ile direkt alakalı olduğunu hepimiz biliyoruz.
Hatta kriminal bir ekip, medyayı da içine alarak bu davayı iktidara darbe girişimi olarak lanse edip bu yöntem ile de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı en hassas noktasından ateşleyeceklerdi.
Hesaplarına göre, sonrasında da Cumhurbaşkanı Erdoğan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’yı koltuğundan indirecekti.
Ama süngüleri boşa çıktı.
Öyle gözüküyor ki, bu davayı hâlâ lehlerine çevirmeye çalışıyorlar.
Bu köşede de birkaç kez 4 polis müdürünün iktidara darbe yapmasının mümkün olmadığını iddia sahiplerinin farklı niyetinin olduğunu dile getirmiştik.
Büyük bir alay-ı vala ile başlatılan davanın ilk duruşması geçtiğimiz Perşembe günü yapıldı.
13'üncü Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ara kararı açıklanmadan önce, "İddianame yetersiz evet ancak artık bu noktaya geldi. Adaletli bir karar vermeye çabalıyoruz" diyen hakim, tutuklu sanıklardan eski Organize Şube Müdürü Metehan İlkyaz'ın tahliyesine karar verirken bir sonraki duruşmayı ise 3 Eylül'e erteledi.
Bizler de bu kritik davayı merakla takip ediyoruz…
Bakalım kime darbe yapılacak?