Deprem, Öncesi ve Sonrası 

Abone Ol

Kaderin ne olduğunu hocalar detaylıca anlatabilir. Hiç bilmiyorsanız YouTube videolarından teferruatlı bilgi alabilirsiniz. Ben size kaderin ne olduğu ile değil de nasıl kullanıldığı ile alakalı birkaç bilgi vermek istiyorum. Deprem ve benzeri felaketlerin kader olduğu açık ve nettir ama “deprem kaderdir” demek hiçbir faniyi sahip olması gereken sorumluluklardan kurtarmaz. Rabbimizin takdiri ayrı bizim almamız gereken tedbirler, bilmemiz gereken konular, yapmamız gerekenler ayrı konulardır. Kader, insanın sorumluluklarından kaçma kapısı değildir. Kul elinden gelen her şeyi tam ve eksiksiz yaptıktan sonra kaderi konuşabilir.

Belki de tarihimizde görülmemiş büyüklükte bir deprem felaketi yaşadık. Allah ölmüşlerimize rahmet eylesin, yaralılarımıza acil şifalar nasip etsin, bölge halkına sabırlar versin, kelle koltukta, canını hiçe sayarak, uyumadan, durmadan, soğuk demeden bir canı daha kurtarmak ümidi ile gayret eden tüm devlet görevlilerimizden ve gönül erlerinden razı olsun. Ayaklarına taş değmesin, Rabbimiz onları en güzel mükafatlarla ödüllendirsin. Yine büyük bir felakete karşı millet olarak destan yazıyoruz.

Bu felaketin ele alınması gereken o kadar çok yönü var ki, ders almamız gereken o kadar çok şey var ki, saymakla bitmez. İnsan olarak kültür haline getirmemiz gereken en önemli konulardan biri başımıza gelen bela ve musibetlerden dersler çıkarmaktır. Ders çıkarmak, üzerine düşünmek, plan program yapmak, gerekli önlemleri almak ve uygulamak için de çalışmak gerekir. Ülkemiz geniş bir deprem bölgesine sahipken, sürekli şiddetli depremler olurken, uzmanlar deprem olacak bölgeler hakkında bilgi verip dururken, deprem yönetmeliği şurada dururken böyle bir felaketi yaşıyorsak üzerine düşünmemiz gereken çok fazla şey var demektir. Biz hala gereken tedbirleri almıyoruz demektir. Bir bölgede deprem oluyor ve bir kısım binalar ayakta kalabiliyorsa orada ciddi sorunlar var demektir. Binaların tamamı yıkılsa neyse ama bir kısmı ayakta ise demek ki diğerleri kesinlikle depreme dayanıklı yapılmamış demektir.

Evet, gerçekten konuşacak çok şey var ama bazı çok önemli, akıl sır ermeyen işleri çok daha fazla konuşmak, tartışmak bizim en büyük vazifemiz olsa gerek. Eğer bir bölgede deprem gerçeği varsa, deprem öncesi ve sonrası diye konuyu ikiye ayırıp ona göre çalışmak gerekir. Öncesinde istediğiniz kadar hazırlık yapın, deprem olduktan sonra oluşacak sorunlara karşı da hazırlık yapmanız gerekir. Deprem bölgesine ulaşım hızı, yardım faaliyetlerinin organize edilmesi, koordinasyon, ulaşım ve benzeri ihtiyaçlar anlamında genel bir sorun olduğunu herkes dile getiriyor. Daha fazla kazanmak için insan hayatını hiçe sayan müteahhit, mühendis, mimar ve iş adamları konusuna hiç girmiyorum. İmar affı gibi deprem tehlikesine çanak tutan akıl almaz uygulamaları hatırlamak bile istemiyorum. Milletimiz tek vücut olmuşken hala siyasi rant peşinde olanları düşünmek bile istemiyorum. Herkes canını dişine takmışken, hala karşı tarafa taş atmaya çalışan, laf sokmaya uğraşan bilinçsiz vatandaşları tamamen görmezden gelmek istiyorum. Depremi fırsata çevirmeye çalışan vicdansızları Allah’a emanet ediyorum. Bu kesimlere insan gerçekten söyleyecek bir şey bulamıyor. Kuldan utanmıyorsunuz bari Allah’tan korkun diyeceğim ama Allah korkusu olan bir adam zaten böyle davranmaz.

Şimdi biz bu saatten sonra ne yapacağız? Gerekli önlemler alınacak mı? Tekrar tek vücut olan milletimizi ilk fırsatta ayrıştırma yoluna mı gideceğiz yoksa böyle devam etmek için gayret mi edeceğiz? Her fırsatta laf ettiğimiz Z kuşağının gayretini, koşturmasını, fedakârlığını görmeyen yoktur, onlara hala haksızca dil uzatmaya devam mı edeceğiz? Bu aziz milletimiz, bu fedakâr, samimi, yüce gönüllü milletimiz çok daha fazlasını hak etmiyor mu? Hem de öyle bir hak ediyor ki, bunu kelimelerle ifade etmek mümkün değildir. Umarız bu son olur. Olur mu? Olur mu olur.