Büyük felâketler, büyük ve toplu acılar derin izler bırakır. Uzun yıllar bellekten silinmeyen durumlar olur.
Büyük depremler, büyük uyarılar metafizik sarsılış insanı daha etkiliyor. Bu hâli yaşayanlar uzun süre travma yaşıyor. Her sallanış büyük ürperti olur. Bazen öyle oluyor ki insan ölümünü göz göre göre yaşıyor. Sağlığı, bilinci yerinde olduğu hâlde hiçbir şey yapamıyor. Çaresizlikle teslim olmaktan başka bir seçeneği olmuyor.
İnsan teki o an sadece kendi telâşında bir kıyamet sahnesinde gibi.
Elâzığ ve çevresinde yaşanan büyük deprem, ölçeği bakımından çok şiddetli, ancak sonuçları bakımından atlatılmış bir büyük felâket. Bu şiddette bu büyük ölçekte bir depremin sonucuna şükredilebilecek bir durum. Çünkü bununla bir şehrin yerle bir olması bile kaçınılmaz olurdu. Uyarılar bir bakıma bir lütfa dönüşebilir. Dönüşebilir, eğer bundan iyi sonuçlar çıkarılabilirse.
Tedbir zorunlu bir durum, olması gereken. Tedbirler bazen kazaların sonuçlarını hafifletebilir bazen de insan iradesini aşan sonuçlar yaşanabilir.
Duygusal veya politize olunmuş hâller insanın sağlıklı bakış açısını daraltır. Kör bir bakışa dönüştürebilir. İnsanlığın kör kuyusu olur bu durumlar. Ne yaparlarsa onlar İlâhi iradenin önünde dururlar. Neden ve sonuçları başkalarının üstüne yıkarlar.
Kıyamet geldiği an ya da çok büyük felâket yaşandığında hiçbir insanî güç onun önünde duramaz. En gelişmiş ülkelerde yaşanan felâketlerin nasıl sonuçlar doğurduğunu görüyoruz.
Bu metafizik uyarılara kulak kesilmek gerekiyor. Her an ve duruma hazırlıklı olunmayı zorunlu kılıyor. Sonuçlar tedbire uygun olabilir, olmayabilir de. Kaderin tecellisi her şeyin üzerindedir. En büyük felâket insanların duyarsızlıkları, ilgisizleri ve körlükleridir.
İnanmanın gücü insan iradesini denetime alabilir ya da travmatik durumlardan koruyabilir. On katlı bir binanın en üst katında yaşayan biri için depremde kurtuluş sadece İlâhî iradenin tecellisine bağlı. Çünkü kişinin o an kaçacağı, kurtuluşa ereceği bir adım atmasına imkân olmuyor. Depreme dayanıklı yapılar büyük sarsıntılarda da insan belleğinde derin izler bırakır.
Acılar büyük, sarsılışlar derin ve unutulmaz oluyor. Büyük depremleri ya da felâketleri yaşayanlar için zor bir süreç oluşturur. Manevi rehabilitasyon onlar için daha sağlıklı sonuçlar getirir. Çünkü ne olursa olsun kaçınılmaz olan bu gibi durumları atlatmanın başka bir yöntemi olmuyor.
İnsan olarak asıl kıyametimize hazırlıklı olmalıyız. Felâketlerin geleceği an ve zamanlar önceden kestirilemez. Bunu salt depremlerle sınırlayamayız. Dünyayı saran bir virüs de bir felâket, büyük boralar, seller, toprak kaymaları ya da fırtınaların ne sonuçlara neden olduğunu görüyoruz zaman zaman.
İnsanlığın oluşturduğu büyük felâketler asla göz ardı edilemez.
Elâzığ’da yaşanan deprem büyük bir coğrafyada hissedildi. Ürdün ve daha başka çevrelerde.
İnsanların kimi takıntıları, bağnazlıkları insanî duyguları aşmaya neden oluyor. Ne yazık ki kimi durumlar en beklenmedik körlüklere neden olabiliyor.
Sosyal medyanın genel anlamda yararlı durumları olduğu gibi, kötülüklerin ve çirkinliklerin yayılmasına da neden olabiliyor. İnsan bağnazlıkları her dönem ve zamanda insanlığın çirkinliği, ayak bağı. İnsanî durumları bile göremeyişin körlükleri.
Allah, Elâzığ’ı büyük bir felâketten korudu. Büyüklüğü bakımından sonuçlarına şükredilebilecek bir durum var. Bu da insanlık için bir uyarı.
Yedi yıl yaşadığım, soluklandığım, her açıdan beslendiğim bir kent Elâzığ. İlk andan itibaren içimde özel olarak derin bir acı yaşadım. İnsan, doğal olarak en önce yakınlarına ulaşmaya bakar. Biz de öyle yaptık. Elbette ki yaşanan acılar ortak. İnsanı derinden etkileyen de en yakınları oluyor ister istemez. Allah’ın bağışı ve lütfu ile gene de ucuz atlatıldı. Şükrolsun.