Demokratikleşme paketi ile paketlendik

Abone Ol

 

Bismillahirrahmanirrahim

 

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi,

kullarına İslam ı bir nizam olarak gönderen Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve

selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine,

O na uyanlara, O nun yolundan giden müminlere olsun.

Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN, 30 Eylül 2013 tarihinde

demokratikleşme paketini bir balkon konuşmasıyla açıkladı.  Bir Milli Görüşçü olarak bu konuşmayı

dikkatlice okumaya çalıştım. Bugüne kadar bu paket hakkında fikir beyan

edenlerin yazılarına göz attım ve yorumlarını dinledim. Görülen şey şudur. Bu

yorumcuların büyük bir bölümü, batı düşünme kalıplarına göre yorumlarını

yapmışlardır. Bir kısım yorumcular da yine batının bize dayattığı ılımlı İslam,

dinler arası diyalog, medeniyetler arası ittifak anlayışına uygun olarak

yorumlar yapmışlardır.

Bu yorumcuların tamamına yakını ben Müslüman ım

diyenlerden olmalarına rağmen İslam ı referans kabul edip, bu raporu İslam ın

temel kaynaklarına göre değerlendirmekten dikkatle kaçınmaktadırlar. Çünkü

onlar, yenilmiş saydıkları tevhid medeniyetinin evlatları olarak, kendilerini

üstün ve galip medeniyet saydıkları batı ve medeniyet değerlerine teslim

etmişlerdir. Batının değerleriyle barış sağlanmaz, huzur ve saadet bulunmaz.

Batının itibar ettiği hak anlayışı sakat bir anlayıştır. Bu anlayış esas

alınarak insanlığın hiçbir meselesi çözülemez. Bu idrak edilmeden de insanlık

hak ve doğru olana kavuşup saadet bulamaz. Çünkü İslamsız saadet olmaz.

NEDİR DEMOKRATİKLEŞME

Demokratikleşmeyi kavrayabilmek için Demokrasinin ne

olduğuna bakmamız gerekir. Bu kavram batılıların ürettiği bir kavramdır. Bu kavramın

toplumlarda uyandırdığı şey, halkın kendi kendisini idare etmesi, hür

iradeleriyle yöneticilerini ve düzenlerini belirleme hakkı algısıdır. Bu algı

yanlış bir algıdır. Demokrasi öyle halkın kendi kendisini yönetmesi,

yöneticilerini ve düzenini hür iradesiyle seçmesi olayı değildir. Üstün

insanın, ırkçı emperyalizmin kurduğu faizci kapitalist nizamın yürütülmesine

alet edilmesidir.

Demokrasi bir rejimdir. Bu rejim, İslam ın münker yanı

kötülük saydığı ve haram kıldığı şeyleri meşrulaştırma, normalleştirme

rejimidir. Üstün insanın kendisi için tehdit olarak gördüğü toplulukların

arasına, hak ve hürriyetleri genişletme bahanesiyle fitne sokma rejimidir. Bu

rejimde geçmişte milletlerin helak olmasına neden olan erkekle erkeğin, kadınla

kadının birbirleriyle yetinmesi bir insan hakkı olarak görülmektedir. Batıda,

bu anlayışın bir ürünü olarak erkekle erkeğin nikâhı kiliseler tarafından

kıyılmaktadır. Fuhuş yapmak, demokrasi rejiminde bir temel insan hakkı olarak

benimsenmiştir. Böyle bir rejim, bir Müslüman ın taraf olabileceği bir rejim

değildir.

Demokratikleşme ise, toplumların bu rejimin temel

kurallarını benimseyen kimseler olmasını sağlamaktır. Ülkemizde açıklanan son

demokratikleşme paketin referanslarına baktığımızda her şeyi daha net görmek ve

okumak mümkündür. Başbakan bu paketi açıklarken yaptığı konuşmanın bir yerinde

referanslarla ilgili olarak şunları söylemiştir: Seçim beyannamelerimiz,

Hükümet programlarımız, kongrelerimizde açıkladığımız yol haritalarımız, bizim

referansımızdır. Evrensel hak ve özgürlükler, altına imza attığımız

uluslararası anlaşma ve şartlar bizim referansımızdır. Katılım müzakerelerini

başlattığımız, aday ülke olduğumuz Avrupa Birliği Müktesebatı bizim

referansımızdır. Bugüne kadar, çeşitli sorunlar için yaptığımız Çalıştaylar,

hazırlanan raporlar, Akil İnsanlar Heyeti nin çalışmaları referansımızdır.

Başbakanın açıkladığı bu referanslar, hakkı üstün tutmadığı, nefis terbiyesini

esas almadığı, maneviyatçılığı dışladığı, doğru hak anlayışını reddettiği için

bu paketin görünmeyen muhatap kitlesi dışında, ülkenin Müslüman çoğunluğuna

hiçbir fayda sağlamayacağı bilinmeli ve görülmelidir. Bu ülkenin Müslüman

çoğunluğu bu paketle paketleniyor ve ırkçı emperyalizmin eline teslim ediliyor.

PAKETTE NE VAR

Başbakanın pakette açıkladığı hususlara Milli Görüş

açısından bir okuma yapmak kanaatimce faydalı olacaktır. 1- SEÇİM BARAJI: Üç

teklif sunulmaktadır. Bunlar; a- Mevcut yüzde 10 barajlı sistemin devam etmesi,

b- Barajın yüzde 5 e çekilmesi, 5 li daraltılmış bölge seçim sistemine

geçilmesi, c- Ülke barajının tamamen kaldırılması, dar bölge seçim sistemine

geçilmesi. Bu üç teklif de seçimlerde adaleti sağlamak yerine adaletsizliği

daha da derinleştiren tekliflerdir.  Bu

üç teklif de Milli Görüşün tek temsilcisi Saadet Partisinin meclis dışı

kalmasına, AKP nin yeniden tek başına iktidarına ve muhalefetinin de aynen

meclise girmesine yönelik olarak tasarlandığı gözlerden kaçmamaktadır. 2-

DEVLET YARDIMI:  Siyasi Partilere devlet

yardımı için yüzde 7 olan mevcut oran yüzde 3 e çekilmektedir. Adaletsizlik

biraz olsun hafifletilmektedir. Demokrasinin vazgeçilmez unsuru olan partilerin

hepsine yardım yapılması adaletin gereğidir. 3- PARTİLER ÜYELİK: Üyelik için

bazı engellerin ortadan kaldırılması, bu amaçla, 11 inci Maddenin B Bendindeki

6 kısıtlayıcı engeli ortadan kaldırılmaktadır. Bu kısmı birlikte okuyalım B)

1- Kamu hizmetlerinden yasaklılar, 2- Zimmet, ihtilâs, irtikâp, rüşvet,

hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas

gibi yüz kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan

kaçakçılık suçları, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya Devlet

sırlarını açığa vurma suçlarından biriyle mahkûm olanlar, 2. (Değişik: 4778 -

2.1.2003 / m.7) Basit ve nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık,

dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolaylı iflas gibi yüz

kızartıcı suçlar ile istimal ve istihlak kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık

suçları, resmi ihale ve alım satımlara fesat karıştırma veya Devlet sırlarını

açığa vurma suçlarından biriyle mahkûm olanlar, 3- Herhangi bir suçtan dolayı

ağır hapis veya taksirli suçlar hariç üç yıl veya daha fazla hapis cezasına

mahkûm olanlar, 3. (Değişik: 4778 - 2.1.2003 / m.7) Taksirli suçlar hariç beş

yıl ağır hapis veya beş yıl ve daha fazla hapis cezasına mahkum olanlar, 4-

Türk Ceza Kanununun ikinci Kitabının birinci babında yazılı suçlardan veya bu

suçların işlenmesini alenî olarak tahrik etme suçundan mahkûm olanlar, 5- Türk

Ceza Kanununun 312 nci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı halkı sınıf, ırk,

din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik

etme suçlarından mahkûm olanlar, 5. (Değişik: 4778 - 2.1.2003 / m.7) Terör

eyleminden mahkum olanlar, 6- (...) (12.8.1999 tarih ve 4445 sayılı Kanunun 4. maddesi

hükmü gereğince yürürlükten kaldırılmıştır.) siyasi partilere üye olamazlar ve

üye kaydedilemezler. Burada sayılanlar siyasi partilere üye olabilecekler.

Muhtemelen seçilmeleri de sağlanmış olacaktır. Vay bu memleketin haline.

Takdiri insaf sahiplerine bırakıyorum. 4- NEFRET SUÇLARI: Belirli suçlar,

kişinin, dili, ırkı, milliyeti, rengi, cinsiyeti, engelliliği, siyasi

düşüncesi, felsefi inancı, dini veya mezhebi nedeniyle işlenirse, cezaların

daha da ağırlaştırılması. Bu düzenlemeyle Siyonizm in aleyhinde konuşmak suç

haline getirilecektir. 5- YAŞAM TARZINA SAYGIYI: Eşcinsellik ve benzeri

eğilimler, batıl ve sapkın dini anlayışlar üzerine bina edilecek olan yaşam

tarzları kanunen güvence altına alınmaktadır. Ahlaksızlığa hürriyet tanımak,

batıl inanışları koruma altına almak bu paketin en garip konusudur. 6-

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI: Yönetmeliğin 5 inci maddesi değiştiriliyor, kadın

çalışanların giyimleri üzerindeki ayrımcı ihlalleri kaldırıyor. Ancak Resmi

Elbise giymek zorunda olan, Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları, Emniyet

mensupları, Yargıda Hâkim ve Savcılar bunun dışında tutularak başka bir

ayrımcılık yapılıyor. Kadınlarımıza tesettür hakkı yine tanınmıyor.

7-İLKOKULLARDA ÖĞRENCİ ANDININ KALDIRILMASI: And da kaldırılıyor. Ancak muhteva

korunuyor. Besmelesiz eğitime devam ediliyor. İşte demokratikleşme paketinin

önemli konu başlıkları bunlar.

DEMOKRATİKLEŞME DEĞİL     İSLAMLAŞMA

Batının esaslarıyla ve dayatmalarıyla yapılmak istenen

işlerden hayır gelmez. Bunu, Allah ın kulları olarak idrak etmemiz gerekmektedir.

İslamsız saadet olmaz. Olsaydı Allah bizlere İslam ı göndermezdi. Ey Allah ın

bu dünyada imtihan ettiği kulları, bilelim ki mülkün sahibi Allah tır. Onun

rızası İslam dır. Allah batıla gazap eder. Batı ve medeniyet değerleri, Allah

ile savaş halindedir. Allah ile savaş halinde olan bir batı ve değerleri ile

Rabbimizin rızası kazanılmaz. Toptan İslam a dönmek zorundayız. Bizim

sıkıntımızın temelinde İslam dan uzaklaşmamız bulunmaktadır. Kurtulmak

istiyorsak İslam a dönmeye mecburuz. Ya İslam a döneriz, ya da helak olup

gideriz. Bu gün sahih İslam ı Milli Görüş temsil etmektedir. Kendimize yazık

edenlerden olmayalım. Rabbimiz buyuruyor: Ali İmran 85: Kim, İslam dan başka

bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din, hayat nizamı) asla kabul

edilmeyecek ve o, ahirette ziyan edenlerden olacaktır. vesselam.