Demokrasi ve İngiliz Stratejisi - 2

Abone Ol

Cumhuriyet tarihimiz bunun örnekleri ile doludur. Görünüşte halk iktidarı olmasına rağmen gerçekte batı iktidarı oluşmuştur. Ülke aslında batı tarafından yönetilen bir sömürge durumuna düşmüştür. Fakat biz bunun farkında değiliz. Mücadele sömürgeci güçler ile bağımsızlık elde etmek isteyen arasında yapılmaktadır aslında…

İngilizler, tüm dünyadaki monarşileri yıkma mücadelesi verirken kendi ülkelerinde hâlâ monarşi hüküm sürmektedir ve İngiltere’nin gerçek adı İngiliz krallığıdır. İngilizlerin milli marşı da hâlâ “Tanrı kraliçeyi korusun” diye başlar. Tüm dünya İngiltere’de krallığın aslında sembolik olduğunu düşünmesine rağmen gerçekte öyle değildir. Ülkeyi ve dünyayı kraliçe yönetmektedir. Hükümet daha çok icracı işler yaparak önde görülürken, kraliyet üst akıl olarak strateji belirlemektedir. Bir Amerikan başkanı İngiliz kraliyet mensubu çocuğun önünde diz çökmekte, İngiliz başbakanı kraliçenin önünde reverans yapmaktadır. Ama bize ve çocuklarımıza da monarşinin (padişahlığın) kötü olduğu empoze edilmektedir.

Çünkü meşruti monarşiler, dış etkiye açık değildir. İktidar değişimi, batının kontrolünde olmamaktadır. Bir üst stratejik akıl bulunduğundan yönetim istikrarı sürmektedir. Yönetici zümrenin meşruiyeti bulunduğu gibi halk üzerinde birleştirici bir etkiye sahiptir. Yöneticiler tesadüfen değil, uzun süre yetiştirilerek oluştuğundan devlet yönetiminde acemilik ve beceriksizlik oluşmamaktadır. İşte bu nedenle batı önce bu tür yönetimleri yıkmakla işe başladı.

Halbuki demokrasi ile istikrarsız yönetimler oluşmaktadır. Daha da kötüsü, demokrasi sayesinde Batı kendisi dışındaki tüm ulusları yönetebilme imkânını elde edebilmektedir. Çünkü lider olarak ortaya çıkanların hepsi onların desteğini almakta, onların desteğini almayan hiçbir iktidar uzun süre ayakta kalmamakta, es kaza yönetime gelenler bir şekilde tasfiye edilmektedir. Tasfiye için ülke önce ekonomik krizlerle teslim alınmaya çalışılmakta, bu da başarılı olmadığında istikrarsızlaştırılmakta, bunda da sonuç elde edilmediğinde iç savaş çıkartılmakta ve ordu yönetime el koymaktadır.

Peki, Batıda demokrasi var, orda neden istikrarsız yönetimler oluşmuyor? Diye itiraz edenlere Bolivya devlet başkanın sözleriyle cevap verelim. “Dünya’da darbenin olmayacağı tek ülke Amerika’dır, çünkü orada Amerikan konsolosluğu yoktur” diyerek durum tespiti yapmıştır. Yani, sistemin sahipleri batıdır. Batı ise demokrasiyi yani yönetimi şansa bırakmaz. Orada devletin arka planındaki görünmeyen sahipleri demokrasiyi yönlendirmekte, istemedikleri kişilerin yönetime geçmesinin önünü kesmekte, istikrarsızlığa fırsat vermemektedirler. Ülkelerini karıştıracak bir başka ülke olmadığından sorun da çıkmamaktadır.

Bizim gibi ülkelerde istikrarlı yönetimler oluşması için demokrasi değil, meşruti yönetim yani İngilizlerin şu andaki yönetim sistemi daha uygun görülmektedir. Çünkü bu sayede yönetim, belli güç odaklarının eline geçmesi engellendiği gibi, tecrübesiz kişilerin de ülke yönetimine geçmemesi sağlanır. Belli bir elit zümre, ülke yönetimi konusunda eğitilir ve onlar ülkeyi yönettiği gibi dış güçlerin içimizdeki ajanları da olmamış olur.

İngilizler, ülkeleri ele geçirmenin yolunun buralardaki milli yönetimleri, yani monarşiyi yıkmakla sağlayabileceklerini gördüklerinden hep savaşlarını onlara karşı yaptılar ve başarılı oldular. Bunun sonucunda dünyada istikrar ve huzur kalmadı. Çünkü zayıf kişiler ve zayıf yönetimler oluştu. Onlar da iktidarda kalmanın yolunun batıya biattan geçtiğini gördüklerinden onların her dediğini yapan birer sömürge valisi konumuna düştüler.

Bugün dünya hâkimiyeti demokrasi sayesinde Batının eline geçmiştir. Sömürgeden kurtulmak için istikrarlı yönetim kurmamız ve bir yönetici elit zümre oluşturmamız gerekmektedir. Ama bu zümrenin başka güçlerin kontrolüne geçmesini engellemek için yanında ehli hal vel akd ile şûra meclisini de oluşturmalıyız. Tabi ki demokrasinin getirmiş olduğu halkın yönetime katılması ilkesi güzel bir ilke olduğundan halkın temsilcilerinin olduğu bir parlamentonun da bulunmasını sağlamalıyız. Bu parlamento bir anlamda şûra meclisi görevini görecektir. Fakat gerçek bir şûra meclisi görevini görmesi için ehil insanları buraya getirmeliyiz.

Sonuç olarak, İngilizler tüm dünyada monarşiyi kaldırdılar ama kendileri hâlâ uyguluyorlar. Dünyanın en büyük kraliyetçi ulusudurlar. Milli marşları bile tanrı kraliçeyi korusun diye başlar. Çünkü istikrar için bir seçkin yönetici zümrenin ve stratejik aklın olması gerekir. Yani istikrar için bir üst aklın varlığı gerekir. Ehli hal vel akt gerekir. Bunun için seçkin bir akil zümre ile halkın da yönetime katıldığı bir şura meclisli yönetim projesi olmalıdır. Bu meşruti ya da İngiliz tarzı icracı hükümet ile üst aklın birlikte olduğu yönetim sentezi olabilir. 

Demokrasi bir sömürü aracıdır ve istikrarsız yönetimler oluşturur. İslam dünyasını ve diğer ulusları istikrarsızlaştırmak ve sömürmek için bir araçtır. Batıda demokrasi belli bir zümrenin kontrolündedir. Kontrol dışına çıkılmasına izin verilmez. Doğuda ise batının kontrolündedir. Onların devşirdiği kişilerin yönetime gelmesi için bir araçtır. Gerisi istikrarsız yönetimler oluşturur.