Demokrasi oyunu

Abone Ol

Aslında bu yazıyı 12 Mart gecesi, Mehmet Barlas ile Emre Kongar ın Yorum Farkı adlı programını izledikten sonra not alıp, yazmaya karar vermiştim Ama, fıkralık bölümleri dolayısıyla yumuşak bir Pazar yazısında değerlendirmek yerinde olur diye düşündüm. Mehmet Barlas, o geceki Yorum Farkı nda, 12 Mart muhtırasının nasıl gerçekleştiğini, demokrasiye nasıl müdahele edildiğini anlatırken, "Büyükşehirlerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Gazetecilerin, aydınların, yazarların evlerine baskınlar yapıldı. Herkes, evimdeki kitaplarda suç unsuru isnat edebilirler diye, mevcut kitaplarını  bahçelerinde yakmaya kalkıştı. İstanbul un her yerinde bahçelerden dumanlar yükseliyordu" şeklinde anılarını anlattı. Ardından evlere yapılan baskınlarda suç unsuru bulunan kitaplarla ilgili fıkra gibi anekdotlar geldi Bir eve baskın yapılmış Bakmışlar "Anti Komunizm" diye bir kitap Demişler, "Bu kitap suç teşkil ediyor" Kitabın sahibi, "Yahu olur mu Bu kitap komünizme nasıl karşı olunacağını anlatıyor Adından belli değil mi, anti, anti" Baskını yapanlar, "Biz antisini, mantisini anlamayız Komunizm var ya, ona bakarız"

Yine bir eve baskın yapılmış Evde, sıra sıra Meydan Laourusse ansiklopedileri Demişler ki, "Bu ne " Adamcağız, "Meydan Laourusse ansiklopedisi" demiş Baskını yapanlar, "Demek öyle Bu ansiklopedi de, Rus lar mı anlatılıyor Toplayın bakalım. Hadi merkeze" Komedi gibi anekdotlar Bu anekdotlara katkı olması için biz de daha önce yazdığımız birkaç fıkra tadında olayı aktaralım: Üniversite öğrencilerinin kaldığı bir eve baskın yapılmış Bakmışlar Eflatun un Devlet adındaki kitabı Amirleri sormuş, "Evde ne buldunuz " Görevli, "Eflatun Devlet" diye bir kitap bulduk Amir, öğrencilere dönmüş, "Yahu kızıl devlet duymuştuk da, eflatun devleti yeni duyuyoruz. Nerden edindiniz bu kitabı " Aslında yazdıklarımızın tümü, güleriz ağlanacak halimize deyişinin bir özeti

Türkiye, demokrasisi özürlü, siyasi yelpazesi demokrasi dışı güçlerin oluşturduğu rüzgarla sağa-sola savrulan, her yönüyle güdük anlayışların hakim olduğu bir ülkedir Her on senede bir ihtilal, her on senede bir demokrasinin inkıtaya uğraması Bugünkü siyasi tablo bile demokramizin paspas edildiği bir sürecin ürünüdür Türkiye de iktidarı belirleyen iç ve dış mihraklar, medya manivelasıyla, siyaseti istedikleri gibi yönlendirebiliyorlar. Siyaset kendi yatağında yürümüyor Olması gereken zeminde yürümüyor Birileri, kendi arzuladıkları bir dünya görüşü çerçevesinde toplumu dizayn etmek için vargücüyle çalışıyor. Demokrasiyi kendilerinin tapulu malı gibi görüyor. İktidarları kurmak, iktidarları düşürmek onlar için sanki çocuk oyuncağı Hükümetler bozuluyor, hükümetler kuruluyor. Memleketin dümenine geçenlerin, kendileri gibi olması için tüm enerjilerini sarfediyorlar. "Bu memleket bizim, biz ne dersek o olur" zihniyetinin temsilcisi olan bu tiplerin, makamların, mevkilerin dağıtılmasında sergiledikleri yaygayaraya bakıp, kimler olduğunu rahatça anlayabilirsiniz.

"Biz yönetiriz, herkes yönetilir Biz çobanız, millet sürü Olmadı mı, el koyarız Zor kullanırız" Biz de bu demokrasicilik oyununda figüranlık yapıyoruz