Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sakarya İmam Hatip Lisesi eski öğretmenleri Fatma Karaduman ile Sevil Tandoğan ın başörtüsü ile ders verebilmeleri talebini reddetmiş. Böylece öğretmenlerin meslekten uzaklaşmalarını/uzaklaştırılmalarını hem de kamusal alanda başörtüsü yasağının devamını onaylamış oldu. AİHM nin daha önce de benzer iki kararı olduğu düşünülürse son karar sürpriz değil. Ayrıca parti kapatma davalarındaki tutumu da gösteriyor ki, AİHM nin laiklik anlayışı ile bizdeki laiklerin anlayışı arasında bir fark yok. Özellikle üniversitede başörtüsü ile okumak isteyen Leyla Şahin davasında AİHM nin, laikliğe vurgu yapması ve "Demokrasi için laiklik gerekli" gibi mantık ile Leyla Şahin in üniversitede başörtüsü ile okumasının inanç özgürlüğü çerçevesinde değerlendirilemeyeceğini karara bağlaması da gösteriyor ki, AİHM ye göre laiklik inanç özgürlüğünün sınırlandırılması anlamına geliyor. Çünkü, demokrasi için laikliğe ihtiyaç olduğu iddiasının arkasından başörtüsünün kamusal alanda yasaklanması ister istemez sanki demokrasinin korunması için inanç özgürlüğünün en azından bir bölümünün askıya alınması anlamına geliyor.
Buraya kadar aktardıklarımız olayın Türkiye ile ilgili bölümü. Yani laikliğin Türkiye açısından yorumu. Peki laiklik anlayışı Avrupa da da böyle mi yorumlanıyor Yani inanç özgürlüğü demokrasi için bir tehlike ve bunun için de laikliğin inanç özgürlüğünü sınırlandırması gerektiği şeklinde bir yoruma mı gidiliyor
Bu soruya evet demek mümkün değil. Avrupalı kendi insanı söz konusu olduğunda laikliği din ile devlet işlerinin karıştırılmaması, tüm inançlarn serbestçe yaşanmasının teminat altına alınması olarak yorumluyor ve böyle uyguluyor. Bu bakımdan AİHM nin kararı kesinlikle insan haklarını korumaya yönelik değildir. Batı nın Türkiye ye bakışının bir devamından ibarettir. Kısacası insanımıza Batı yı bir özgürlükler toplumu olarak takdim edenler bilerek ya da bilmeyerek Batı nın Müslümanlara ve İslâm a bakışını gizlemiş oluyorlar. Bu bilerek yapılıyorsa işbirlikçiliği, bilmeden yapılıyorsa gaflet anlamına gelir. Bu arada AİHM nin başörtüsü konusunda aldığı 3 karar Avrupa ile ülkemiz, daha doğrusu Hıristiyan kültürü ile İslâm Medeniyeti arasında ciddi bir kan uyuşmazlığı olduğunu gösteriyor. Bu gerçek görüle görüle AKP iktidarının ille de Türkiye yi AB ye sokacağım çabaları sağlıklı bir yaklaşım olarak düşünülemez.
Bu arada iki öğretmenin İmam Hatip Lisesi nde derslere başörtüsü ile girebilmek için AİHM ye yaptıkları müracaatın reddedilmesinin ardından AKP Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş ın "Mevcut anayasamıza göre kamu görevinde türban yer almıyor. Anayasa nın 10 ve 42. maddelerinde yaptığımız değişikliklerde de böyle bir şey getirilmiyor. Orada sadece üniversite öğrencileri için böyle değişiklik öngörülmüştü. Bu nedenle AİHM nin kararı Türkiye deki mevcut uygulamayla uyumlu görünüyor" diyerek AİHM nin kararını onaylar görünüyor. İşte bu noktada sanıyorum esas üzerinde durulması gereken husus AİHM nin kararından çok seçim meydanlarında millete başörtüsü yasağını kaldıracaklarını söyleyerek oy isteyenlerin AİHM ile aynı noktada bulunuyor olmalarıdır.
AKP ye AİHM nin kararının doğru olduğunu ispat değil, var olan yanlışlığın şimdiye kadar niçin düzeltilmemiş, başörtüsü yasağının önündeki engellin niçin kaldırılmamış olduğu sorusunun cevabının verilmesidir. Yaklaşık 6 yıldır iktidar olan hem de bir dönem tek başına anayasayı değiştirecek bir çoğunluğa sahip bir iktidar partisinin bugün AİHM nin kararının mevcut uygulamaya uygun olup olmamasını değerlendirmeden çok bu problemin çözümü ile meşgul olması gerekmez miydi
Bu noktada "Biz bir adım attık onunla da başımız ağrıyor" şeklinde bir değerlendirmenin arkasına sığınmak doğru olmaz. Böyle diyecek olurlarsa eski partilerinden ayrılırken sıraladıkları gerekçeleri ve sergiledikleri kabadayılıkları hatırlatmak bizim için bir vazife haline gelir. Çünkü iktidar partisinin yapması gereken AİHM nin kararına gerekçe bulmak değil, AİHM nin elindeki gerekçeyi kaldırmaktır. Ayrıca insanımızın inancına karşı böylesine kararların sahibi ve ülkemiz üzerindeki hedef ve niyeti açıkça bilinen AB ye girmek için çırpınmak AİHM nin aldığı bu kararı da paylaşmak anlamına gelmez mi