Demokrasi ile yönetim biraz zor geliyor!

Abone Ol

Toplumların demokrasi ile yönetilmesi dikta ile yönetmekten daha zor olsa gerek. Çünkü birinde devlet benim dersin emredersin diğerinde kanunu ve kuralları  hatırlatırsın, hatırlatırken de emredici olamazsın, güler yüzlü olmak zorundasın. Kanunu hatırlattığın halde karşındaki direnecek olursa kafasına sopayı indirip yarı baygın götüremezsin... Sanırım demokrasinin alameti farikası orantılı güç kullanımıdır. Bunun için demokrasilerde toplumun daha uyumlu, hakkına saygı gösteren, buna karşılık başkalarının da haklarını düşünen insanlardan oluşması yönetimi kolaylaştırır... Elbette bu arada yönetenlerin de demokrasiyi içlerine sindirmiş olmaları, yönetimde kral benim anlayışını terk etmeleri, dokunulmaz olmadıklarını, işgal ettikleri makamda millet adına bulunduklarını unutmamaları gerekiyor. Böyle olmazsa krallıklarda bir tek kral varken ve millet onun ne diyeceğine dikkat ederken demokrasilerde kral benim anlayışındaki yöneticilerin iş başında bulunması kralların sayısını artırmış oluyor.

Görevlilerin sopayı çekip insanları sıraya sokmak, kafasını kızdırana iki tane yapıştırıp canını yakarak sindirmek hep işin kolayına kaçmayı gündeme getiriyor. Elbette bu arada iki koyunu gütme kabiliyeti olmayan insanların kendilerini idareci noktasında görmeleri gizli komplekslerini de ortaya çıkarabiliyor. İnsanlara karşı sert, saygısız ve acımasız davranmakla kendi egolarını tatmin etmiş oluyorlar. Bu da demokrasi ile taban tabana ters bir uygulamayı gündeme getiriyor.

Söz gelimi bu tip görevliler kafalarına estiği an park yasağı olmayan bir yerde duran bir aracı parka çektirebilir. Arabanızı almaya gittiğinizde bunu niçin yaptıklarını, aracının yasak bir yerde olmadığını söyleseniz bile size tatmin edici cevap verme gereğini bile duymazlar. Çünkü, onlar devlet görevlileri siz ise halksınızdır. Yıllarca millet devlet memurunun bir düğmesini koparmanın cezasının yıllarca cezaevinde çürümek olduğu söylemi ile  yetiştirilmişsinizdir. Devletin karşısında halkın ne önemi vardır Çünkü, bu millete yıllarca devlet baba edebiyatı yapılmıştır... Devlet babadır, baba ne derse doğrudur anlayışının hakim olduğu toplumlarda her devlet görevlisi de kendisini  gaddar bir baba yerine koymayı tercih ediyor. Halbuki demokrasilerde devlet müşfik bir baba olabilir. Elbette ille de baba olması gerekiyorsa...

Diyelim ki arabanızı çektiler ve siz de çekilen parka arabanızı almaya gittiniz. Orada bulunan bir görevli polisin yemeğe gittiğini, bir saat beklemeniz gerektiğini rahatlıkla söyleyebilir... Siz arabanızın çekildiği yere bir taksiye binip gitmişsiniz, gidince de  taksiyi gönderdiğiniz için bir başka taksiye binip geri dönmeniz de mümkün değildir. Mecburen bir saat orada bekleyeceksiniz... Açık alanda oturacak bir yer bulup orada oturup görevlinin gelmesini beklersiniz... Soğuk iliklerinize kadar işler. Halbuki kapalı bir bekleme salonu oluşturmak zor değildir... Ama buna gerek duyulmamıştır. Nihayet görevli gelir. Siz de muameleyi tamamlatır hiç yoktan cezanızı verir ve evinizin yolunu tutarsınız... Tam çıkacağınız zaman bir saat beklemekten soğuğun içinize işlediğini, bu yapılanın Gavur eziyeti olduğunu söylediğiniz cezayı ödediğiniz görevli arabanızın içine girip otursaydınız, diyerek bir de sizi salak yerine koyar... İşte bunun adı demokrasidir. Halbuki muameleyi tamamlamadan park yerindeki  arabanızı bulup açarak içine girseniz bu defa da yasak bölgeye girmiş olmaktan fırça yersiniz.

Demek istediğim o ki, biz yıllardan beri demokrasi türküleri söylüyor olsak da toplumun çok büyük bir bölümünün kafası hâlâ dikta döneminde kalmış vaziyette. Özellikle devlet görevlilerinin  bu tür haşinlik, emredicilik kolaylarına gelince işler bir türlü düzelmiyor. İlişkilerimize sevgi ve saygı hakim olamıyor.

Emretmeye alışmış insanlara siz hak ve  hukuku hatırlatmaya kalktığınızda hemen alınganlık gösterirler. Hatta, yapılan bir eylemi yanlış bulsanız ve buna yönelik eleştirileri gazetenizde yazsanız, haber yapsanız ilgili görevli bir anda öfke ile ayağa kalkıverir, size tehditler savurur. Halbuki ortada ne öfkelenecek ne de tehditler savuracak bir durum vardır. Bir işin yanlış olduğunu ifade edilmektedir. Siz doğru olduğuna inanıyorsanız bunu söylersiniz, hatta delillerini ortaya koyarsınız mesele de biter. Niçin herkes birbirine meydan okuyor, birbirini tehdit ediyor Bunun tek bir sebebi var, o da toplum olarak ve özellikle de idarecilerin demokrasiyi içlerine sindirememiş olmalarıdır. Yöneticiler demokratik davrandıklarında ellerinde yetkinin ve gücün kaybolduğunu sanıyorlar. Halbuki onların kullandıkları yetki  millet adınadır ve yapmaları gereken de millete hizmettir. Ne var ki bizde millete hizmeti değil, milletin yöneticilere hizmet etmesi esastır. Bu yüzden de her gün devlet kapılarında insanlar istenmeyen davranışlarla karşılaşırlar. Kısacası demokrasi bizim için zor bir yönetim şeklidir... Bir takım çevreler düdüğü öttürüp milleti hizaya dizmeyi öylesine özümsemiştir ki, varlıklarının tek sebebinin millet olduğunu sürekli unuturlar.