DEMİRTAŞA 2 KRİTİK SORU!

Abone Ol

İSTİFA EDECEK Mİ

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, “Eğer Eşbaşkan olarak ben bunu anlatmayı, toplumu ikna etmeyi başaramamışsam, partim yüzde 10 barajını aşamamışsa, 7 Haziran akşamı görevimi bırakırım” dedi. Dedi ama bakalım sözünü tutabilecek mi

Neden “tutabilecek mi ” diye sordum, hemen söyleyeyim…

Hatırlayacaksınız; 2002 seçimlerinde birçok parti baraj altında kaldı. DYP’si, ANAP’ı adeta tarihten silindi. DYP ve ANAP’ın genel başkanları Prof. Tansu Çiller ve Mesut Yılmaz bu ağır yenilginin ardından bir daha belini doğrultamadı. Söz verdikleri gibi genel başkanlıktan hemen istifa ettiler.

Es geçmeyelim; bu seçimde bir parti daha barajın altında kaldı; MHP.

Devlet Bahçeli de partisinin baraja takıldığı seçim gecesi “genel başkanlıktan istifa kararı” aldı.

Ama ne oldu Devlet bey hâlâ görevinin başında.

***

Baraj uygulamasına şiddetle karşı çıktığımı bir kez daha ifade ettikten sonra şunu sormak istiyorum;

- Bakalım Selahattin Demirtaş 7 Haziran gecesi partisi baraja takılırsa görevinin başında kalmaya devam edecek mi, etmeyecek mi İzleyeceğiz…

2) PİŞMAN MI, DEĞİL Mİ

Yine ve bir kez daha Selahattin Demirtaş… Demirtaş, Kobani için söylediklerinden pişman mı değil mi

10’larca kişinin hayatını kaybetmesine yol açan o açıklama…

HDP’nin Kobani’de IŞİD ile çatışan PYD’ye destek olunması için yaptığı ‘sokağa çıkın’ çağrısı belki de Demirtaş’ın siyaset hayatındaki kırılma noktası oldu.

6 Ekim 20014 tarihli çağrı HDP’den şöyle duyuruldu: “Şu anda toplantı halinde olan HDP MYK’dan halklarımıza acil çağrı: Kobane’de durum son derece kritiktir. IŞİD saldırılarını ve AKP iktidarının Kobane’ye ambargo tutumunu protesto etmek üzere halklarımızı sokağa çıkmaya ve sokağa çıkmış olanlara destek vermeye çağırıyoruz…” 

Bu açıklamadan sonra ortalık toz duman oldu.

***

Kritik sorum şudur; Sayın Demirtaş bu açıklamayı yaptığına pişman mı değil mi Yapılan onca açıklama arasında  bir nedamet açıklaması duymadık da!..

SIRRI’NIN SIRRI!

Sırrı Süreyya Önder…

HDP İstanbul Milletvekili. 7 Haziran seçimlerinde Ankara’dan milletvekili adayı. Sıkı bir aktivist.

Kendisini ilk kez bir televizyon kanalında birkaç gençle birlikte yaptığı “felsefik” yorum ve analizleriyle tanıdık.

Ardından bir de baktık ki aynı Sırrı Süreyya Önder İstanbul bağımsız milletvekili adayı olmuş… Ardından İmralı’ya giden heyette yer aldı, çözüm sürecinin etkili isimlerinden biri oldu. Nevruz’da Apo’nun mektubunu okuma görevi de kendisine verildi.  Son olarak, Dolmabahçe’deki o fotoğrafta yerini aldı. Şunu herhalde söylemek mümkün; Türkiye’de kendisini tanımayan kalmadı, neredeyse…

***

Önceki akşam saatlerinde Şişli’nin en kalabalık caddelerinden birinde yürürken Sırrı Süreyya Önder birden karşıma çıkmasın mı

Çevresinde ne etten bir koruma, ne polis, ne de kalabalık bir çember.

Doğrusu hoşuma gitti.

Şimdilerde öyle herkesin tanıdığı ama halkın arasında rahatça dolaşabilen kaç siyasi kaldı, Allah aşkına

Ben bir tek Erdal İnönü’yü hatırlıyorum. Taksim’de görmüştüm, elinde James bond çanta ile caddeden karşıya geçiyordu.

Peki ya sizin

DAHA ÖNCE HİÇ DUYMAMIŞTIM!

Süleyman Demirel… Nam-ı diğer “Baba!”

Hastaneye kaldırılınca bir kez daha hatırladım, o ünlü cümlelerini;

*Sayın Başbakan, Yunanistan Ege Denizi’nin Yunan Gölü olduğunu savunuyor cevabınız ne olacak

Süleyman Demirel cevabını veriyor: “Ege bir Türk gölü değildir, Ege bir Yunan gölü de değildir. Binaenaleyh Ege bir göl değildir!”

* GAP’ı kimseye gap diye gaptırtmam!

* Benzin vardı şeker vardı, şerbet yapıp biz mi içtik

* Aksini diyenin alnını garışlarım!

* (Bülent Ecevit’e ithafen) Dört kaz teslim etsen, akşama üçünü kaybedip gelir.

* Şapkamı koysam o bile seçilir.

***

Bunların tümünü neredeyse biliyoruz da, benim bugüne kadar hiç duymadığım bir sözünü hatırlattı, Yakup Budak.

Yakup Bey, Saadet Partisi Adana milletvekili adayı. Demirel’in o sözü ise şu;

“Yazın enerjiyi onlar veriyor, kışın biz satın alıyoruz…”

Çok güldüm…

ERMENİ VATANDAŞLAR BU İŞİ ÖĞRENDİ!

Garo Paylan…

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi Üyesi, Yeşilköy Ermeni İlköğretim Okulu Yöneticisi. HDP’den İstanbul 3. Bölge’den milletvekili aday adayı.  İlgimi çeken cümleler kullandı; “Bu ülkede devletin soy kodları var. Rum, Yahudi, Ermeni ve Süryanilerin nüfusta soy kodları var. Hatta Müslümanlığı seçen Ermenilerin bile soy kodları var. Siz hiç Rum, Yahudi, Ermeni ve Süryani memur gördünüz mü Yazılı sınavı geçseniz bile mülakatta mutlaka eleniyorsunuz…” Tahmin edeceğiniz gibi güçlü bir AKP karşıtı, Garo Paylan…

***

Geçtim diğer sayfaya…

Markar Esayan…

Markar bey de AKP’li, anlayacağınız “yandaş”. Yeni Şafak gazetesinde köşe yazıları kaleme alıyor, ekranlarda iktidar politikalarının yılmaz savunucusu.  7 Haziran seçimlerinde seçilecek yerden milletvekili adayı.  Markar bey de Garo Paylan gibi Ermeni vatandaşlarımızdan ama bambaşka bir safta…

***

Geçtim…

Hayko Bağdat!..

Hayko bey de Ermeni vatandaşlarımızdan. O da Markar ve Garo gibi “konuşkan”, “yazgan”.  Hayko bey de Garo Bey gibi amansız bir AKP ve iktidar karşıtı… Kişisel web sitesinde yazdıklarına bakar mısınız;  “Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçimini kazandı ve hepimizin gözlerinin içine bakarak şu yemini etti:

‘… ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma büyük Türk milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine ant içerim.’ Erdoğan’ın içinde şeref ve namus kelimeleri geçen bu yeminini ciddiye aldık elbette. Fakat seçimler yaklaştıkça 12 Eylül mirası %10 barajının getirdiği ilginç bir sonuçla karşılaştık ve durum değişti…”

Hayko bey Cemaat’in bir kanalında da Nazlı Ilıcak’la birlikte program yapıyor.

***

Bütün bunları alt alta yazdıktan sonra gayriihtiyarî şunu geçirdim içimden; “Vay be!” dedim, “Bu Ermeni vatandaşlarımız da işi öğrendi, artık!..”