Bismillahirrahmanirrahim;
Hamdımız âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Cenab-ı Allah’adır. Salâtımız ve selamımız ise Peygamberimiz, âli ve sahabeleri içindir.
Arifler “alma mazlumun ahini, çıkar aheste, aheste” demişlerdir. AK Parti Genel Başkanı Sayın Erdoğan’a, MHP Genel Başkanı Sayın Bahçeli’ye topyekûn bir millet “ah” ediyor. Erdoğan ve Bahçeli’nin yön verdiği fanatikler, mevcut durumdan memnun olabilirler. Partilerinize yıllarca oy vermiş düşünen kesimler, şimdi size sitem edip, halinizi şaşkınlıkla izliyorlar. Yapıcı muhalefet yapan aydınlar, toplum önderleri, sağcılar, solcular, Milli Görüşçüler, Aleviler, Sünniler, Kürtler, Türkler, Lazlar velhasıl insaf ve irfan sahibi herkes size “intizar” ediyor. Millet; gerilmekten, nefret dilinden bıktı ve usandı. Kullandığınız kutuplaştırıcı dil, bu dilinizi destekleyen televizyonlar, millete sövmekten ve hakaret etmekten zevk alan troller, size yağdanlık yapmak için yarışan her kesimden dalkavuklar yüzünden bu aziz milletimiz cinnet nöbetleri geçirecek noktaya gelmiştir. Allah için, artık bu nefret dilinin terk edilmesi gerekir. Bir Müslüman’ın dili nefret dili olamaz. Bu dil yüzünden Malatya Pütürge’de iki Saadet Partili sandık başında hunharca öldürülmüştür. Hesap günü, bunun hesabı size sorulmayacak mı? Muhaliflerinize “şer, illet, zillet ittifakı” dediniz de elinize ne geçti? İçişleri Bakanı Soylu muhaliflere; CHP’ye, İyi Parti’ye ve mensuplarına demediğini bırakmadı. Saadet Partisi “milleti satan” parti olarak ilan edildi de burnunuz mu uzadı? PKK’yı koruyan Amerika ile siz iş tutuyorsunuz. Ardından muhalefeti “terör destekçisi” olarak suçluyorsunuz. HDP’ye bütçeden “100 milyon liralık” seçim yardımını, siz yapıyorsunuz. Ardından muhalefeti “HDP ile işbirliği” yapmakla suçluyorsunuz. Seçimlerde devletin bütün imkânlarını ve kadrolarını, sanki parti kadrosuymuş gibi siz kullanıyorsunuz. Arkasından hileden, hurdadan, bekadan söz ediyorsunuz. Son olarak, bir şehit cenazesine katılan CHP Lideri Kılıçtaroğlu’nun başına gelenler, sizin kullandığınız ve kullanmaya devam ettiğiniz nefret dilinin sonucu değil midir? Elinizi vicdanınıza koyunuz. Herkes gibi ecel kapıya dayanacak, siz de bu dünyadan göçüp gideceksiniz. Mezara konduğumuzda bir ön hesap olacak. O anı düşünerek bir “kabir muhasebesi” yapmanızda fayda vardır. Kullandığınız nefret dili “kul hakkı” doğurmaktadır. Kendinize acıyarak, şefkat ve merhamet ediniz, eğer bunu yapabilirseniz, o zaman millete de şefkat ve merhametle yaklaşırsınız. Demiri ancak böyle soğutabilirsiniz. Görülen o ki iktidarın ve de özellikle Bahçeli’nin demiri soğutmaya niyeti yoktur. Demir soğuyacaksa tatlı dille, güler yüzle, Milli Görüş’le soğur.
FİTNE
Peygamberimiz kendinden sonra meydana gelecek ve Müslümanların ve insanlığın barış, huzur ve kardeşliğini bozacak çeşitli fitnelerden ümmetini sakındırmış ve bu fitneleri, özellikleriyle birlikte tanıtmıştır. Müslümanların birliğini bozan faaliyetler, tefrika, dini ve siyasi çekişmeler, toplumda azgınlığın artması, helak edici günahların yaygın olarak işlenmesi, adil bir düzen için cihadın terk edilmesi, zalim iktidarlarla mücadele edilmesi gerekirken onlara dalkavukluk yapılması, ahlak ve maneviyatın zayıflaması, kamusal ve toplumsal hayattan İslam’ın dışlanması birer fitnedir. Avrupa Birliği bir fitnedir. ABD ve İsrail stratejik ortaklığına dayanan dış politika tercihi bir fitnedir. Faizci kapitalist düzen bir fitnedir. Materyalist eğitim bir fitnedir. Faiz, içki, kumar, zina, bina, insanların mallarını haksız yere yemek bir fitnedir. Liberalizm, komünizm, Marksizm, sağcılık, solculuk, ırkçılık, çıkarcılık bir fitnedir. Fitne zamanlarında bereket azalır, faydalı işler az yapılır, aç gözlülük, çıkar ve menfaat düşkünlüğü artar, terör olayları yaygınlaşır. İslam yaşanmaz olur, can ve mal güvenliği kalmaz. İnsanlar arasındaki güven kaybolur, hak ve hukuka riayet edilmez. Öldüren Siyonizm için öldürdüğünü, ölen de Siyonizm için öldüğünü bilmez. Hak ile batıl belli olmaz, zulüm ve güvensizlik alıp başını gider. Bir şeyi fark edelim. AK Parti ve Erdoğan’ın 17 yıldır yürüttüğü düzen, bir fitne ve fesat düzenidir. Erdoğan ve ekibi; yürüttükleri düzenin bir bozgunculuk ve fesat düzeni olduğunu bilmeleri veya bilmemeleri gerçeği değiştirmez. Gidilen bu yol çıkmaz sokaktır ve yanlış bir yoldur. Bu durum karşısında topluma düşen görev, bu bozgunculuğa ve fesada karşı mücadele etmek, bunun yerine adil bir düzeni ikame etmektir. Bakara Suresi 193. ayette Rabbimiz bu mücadeleyi; “Fitne; yani bozgunculuk ve fesat düzeni tamamen yok edilinceye ve din; yani ahlak ve iktisat düzeni de yalnız Allah için oluncaya kadar bozguncular ve ifsatçılarla savaşın. Şayet vazgeçerlerse zalimlerden başkasına düşmanlık ve karşı koyma yoktur” diyerek emretmektedir. Bozgunculuk ve fesattan kurtulmanın tek ilacı Milli Görüş’tür ve bu görüşü günümüzde sadece Saadet Partisi temsil etmektedir. Bunun dışındaki kanaatler, sadece bir aldanma ve aldatmadan ibarettir.
DEĞİŞİM
Bir toplumda bozuk düzenin değiştirilmesi, yerine adil bir düzenin ikame edilmesi, dört şeyle mümkündür. Her şeyden önce, herkes bilmeli ve itikat etmelidir ki, bu değişim İslamsız olmaz. Dört şey nedir? Âlimlerimize göre bu dört şey şudur: 1. Hakkın telkin ve teklif edilmesi: Biz buna tebliğ ve davet diyoruz. Tebliğ, duyurmaktır, davet ise çağırmaktır. 2. Telifat: Hakkın bilinmesi ve tanıtılması için gereken dokümanların üretilmesi ve etkinliklerin yapılmasıdır. 3. Eğitim: Eğitimin gayesi şuurlanmaktır. Doğru eylemlerin gerçekleşmesi için doğru bilgilere ihtiyaç vardır. Doğru bilgilere ulaşmak ve faydalı işleri ve davranışları ortaya koymak ancak, talim ve terbiye ile olur. 4. İktidar desteği: Hak ve adaletin hâkim olması için en müessir güç “siyasi” güçtür. Bu güç olmadan, iyilikler yaşatılamayacağı gibi, kötülükler de engellenemez. Bir toplum kendisini İslam ile değiştirmeden, Allah’ta onların bozuk düzenlerini adil bir düzen ile değiştirmez. Selam hidayete tabi olanlara…