Demirel, hangi fotoğraf gösterildiğinde çok korktu?

Abone Ol

Yıl; 2012… Yer; Ankara, Güniz Sokak. Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in evi.
Konu; Demirel, TBMM Darbeleri Araştırma Komisyonu üyelerinin sorularını cevaplıyor
Burada, iktidar partisinin Manisa milletvekili ve TBMM 15 Temmuz Darbesini Araştırma Komisyonu Başkan Vekili Selçuk Özdağ, nam-ı diğer “Baba’ya bir soru yöneltti. Soru şu; “Neden her askeri darbe sonrası şapkanızı aldınız gittiniz? Şapkanızı koruyacağınıza demokrasiyi neden korumadınız?”
Selçuk Bey, rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ile 17 yıl siyaset yapan bir isim. Deneyimli bir politikacı. Bu soruyu neden sorduğunu gayet iyi biliyor. Demirel, bu “iğneli” ve de “göndermeli” soruyu, her zaman yaptığı gibi usta bir manevrayla önce bir “bilek hareketi ile” geçiştirmek istiyor;
“Ne yani şapkamı onlara mı bırakacaktım?”
Komisyon üyelerinin “sonrası yok mu?” diyen bakışlarını görünce de “Baba” şunu aktardı:
- “Korktum kardeşim, korktum! Adamın biri bir toplantıdan sonra yanıma geldi, bir fotoğraf gösterdi... Ben önce görmezden geldim. Biraz sonra aynı adam yine geldi, aynı fotoğrafı bana yine gösterdi... Yine görmezden geldim. Bir daha geldi yanıma ve aynı fotoğrafı üçüncü kez gözüme soka soka gösterdi. Gösterdiği fotoğraf Adnan Menderes’in idam fotoğrafı idi...”
***
Demirel’in daha önce kendisine yöneltilen, “Derin devlet nedir?” sorusuna verdiği, “Derin devlet askerdir…” cevabını da bu vesile ile hatırlatayım…
KUDÜS VE MESCİD-İ AKSA’YLA İLGİLİ ACİL YAPILMASI GEREKENLER
1- Küçük yaşlardan itibaren Kur’an’ı, sünneti ve İslam tarihini neslimize öğretelim.
2- Toplum olarak gündemimizden hiç çıkmamalı, gaz alınma durumunda olmamalıyız.
3- Çağın baş belası Siyonizm’i öğrenelim, öğretelim.
4- Her platformda Müslüman ülkeler nasıl bir araya gelebilir? Bu hususta fert, toplum ve devletler bazında adımlar atılmalı. Erbakan hocamızın D-8, D-60, D-160 projesi acilen değerlendirilip başlangıçta Kudüs ve Mescid-i Aksa merkezli bir araya getirilmelidir.
5- Müslüman ülkeler büyükelçilerini çeksin, İsrail›in büyükelçilerini geri göndersin.
6- Siyonizm’e destek veren malları almayalım ve aldırmayalım.
7- İsrail ile yapılan ticari ve siyasi anlaşmalar askıya alınmalıdır.
8- Kudüs ve Mescid-i Aksa davası ile ilgili samimi olmalı ve müeyyide oluşturacak organizasyonlar kurulmalıdır. (MEHMET PARLAK/ AGD KONYA ŞUBE BAŞKANI)
O YAZI CAMDA OLMAMIŞ MEHMET KARDEŞİM!
Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde güzel bir gelenek var; 70 yıldır lokantalarda ihtiyaç sahiplerinden ücret alınmıyor. Örnek bir dayanışma.
Güzel düşünmüşsünüz; yoksul, fakir fukaraya ücretsiz yemek vermeyi, Mehmet Öztürk kardeşim; “Günde 20 kişi gelip yemeğini yiyor. Dua alıyoruz, bize tek kalan şey de budur. Trilyon lira da kazansam fakir fukaraya verdiğim kadar beni mutlu etmiyor. Benim için en büyük kazanç bu.»
Ne kadar hoş ve güzel. Allah razı olsun. Eyvallah!
Ama bir “ince” noktayı hatırlamakta fayda var;
Dinimizde “sağ elinin verdiğini sol el görmeyecek, duymayacak, fark etmeyecek” kuralı var…
Göstere göstere ya da ilan ederek iyilik yapmak çok tavsiye edilmez…
Dükkâna asılan, “Lokantamızda fakir masası mevcuttur” yazılı A4 kâğıdı ise biraz “olmamış!” Bu biraz incitici… En azından bana gelen telefonlar, mailler böyle algılandığı yönünde…
Elbette, “Ameller niyetlere göredir.”
Ama bence o yazıyı camdan kaldırmak daha isabetli olur… Başka bir metotla anlatılabilir, belki…
Ve de… Bana sorarsan ihtiyaç sahipleri, kendileri için ayrılan masada değil, lokantanın herhangi bir yerinde yemeklerini yiyebilmeli…
Yine de siz bilirsiniz…
Bu güzel/örnek geleneklerinden dolayı, Elazığ/Karakoçanlılara buradan tebriklerimi iletiyorum…
MEHMET HOCAM
Diyanet’imizde şık bir başkan
Yakışıklı, az ve öz konuşan
Gece gündüz azimle çalışan
İşinin ehli Mehmet Hocam.
***
Bir ayağı vatanda, diğeri ummanda
Hep Müslümanlarla bir arada
Ümmet bilinci had safhada
Peygamber izinde Mehmet Hocam.
***
Bir keresinde Filistin ziyaretinde
Gördük onu El Aksa minberinde

Hutbesi dinlendi gözyaşları içinde
Selahaddin yürekli Mehmet Hocam.
***
Kibir ve gururun zerresi yok
Polemiklerden uzak, sevgisi çok
Sözleri dosta güven, düşmana ok
Kur’an ahlaklı Mehmet Hocam.
***
Dinlerarası diyalog… Dinler bahçesi
Cehenneme yol almaktır, bu işin Türkçesi
Kurtarmaya çalıştın bu ayıptan herkesi
Feraset sahibi Mehmet Hocam.
***
Diyanet’in çıtasını yükselttin
Âlimlerle hep istişare ettin
Gerekince salâları emrettin
Dirayet sahibi Mehmet Hocam.
***
Hüzünlendim bu ani ayrılığa
Mevlâm düşürmesin darlığa
Yol verecektir, karanlıklar aydınlığa
Umutlarımızı yeşerttin Mehmet Hocam.
(Abdullah KARA, ORTAHİSAR/ TRABZON)
MERAK ETTİĞİM ZİRVE!
Bu köşede sürekli vurguladığım hususlardan biri, “yerli” ve “milli”lik ile yatırıma ve üretime ağırlık vermek. Türkiye’nin sanayi ve ekonomide kendi ayakları üzerinde durması, hatta dışarı açılması...
Mimar ve Mühendisler Grubu (MMG) tarafından ilki geçen yıl düzenlenen Ar-Ge İnovasyon Zirvesi ve Sergisi, 6-7 Eylül 2017 tarihlerinde ikinci kez toplanacak.
Söylenen şu; “Bazıları ilk kez olmak üzere Türkiye’nin milli ve yerli projeleri görücüye çıkacak.”
Dikkatimi çeken bazı başlıklar şöyle:
- Savunma, Uzay ve Havacılık Alanında Milli Projeler,
- Yerli ve Milli Ulaşım Teknolojileri,
- İklim Değişikliği ve Yeşil Teknolojiler,
- Yerel Kalkınma: Teknokentler ve Sanayi Kümelenmeleri,
- Enerjinin Depolanması ve Yeni Nesil Batarya Teknolojileri,
- Ar-Ge ve İnovasyonun Finansmanı,
- 4.5G Teknolojilerinin Getirdiği Yerlilik ve Yenilik Fırsatları,
- Sağlık Sektöründeki Yerlilik ve Yenilik Fırsatları,
- Sivil Havacılıkta Başarılı Yerlileştirme ve Yenilik…
***
Doğrusunu isterseniz heyecanlandım ve de meraklandım. Bunlar kâğıt üzerinde güzel şeyler. Ama bir de “gerçeğin peşinde koşmak” diye bir tabir var. Asıl önemli olan yanı da bu değil mi? Bakalım ne çıkacak bu zirveden…