Değiştirelim! -1

Abone Ol

Emaneti ehline vermemek de, hak etmeyene vermek de zulümdür. Şunun bunun hatırı için, gündelik, geçici hesap/beklentilerimizle korkularımızla “ağu” yutup, geleceğimizi karartmayalım. Hakkın hatırını üstün tutalım.

Dinimizin, temel hak ve hürriyetlerimizin, dünyalıklarımızın azına bizi mahkûm edip de, buna rıza göstermemizi isteyen iktidarımız ve düzenimiz var. Bu düzen, zulüm düzeni. Bu düzenden beslenenler tekrar bizden destek istiyorlar. Ne yazık ki bunlar, dünkü Milli Görüşçüler… Hem de bizi korkutarak, karalayarak, şantajla… “Bak biz gidersek elinizdekileri de ararsınız” diye. Algı, yalan, dolan, talan ve sömürü düzeni sürecek mi yoksa adaletten yana değiştirilecek mi?

Tamam mı, devam mı? Aynı yılan deliğinden kaçıncı kez ısırıldık? Zulme destek/ortak olamayız. Olmamalıyız. Zulme rıza zulümdür. Zulüm ile devlet payidar olmaz. Devletin/düzenin direği adalet nerde? Bu nedenle büyük boyuttaki tahribatı, ifsadı durdurmaya, onarmaya, düzeltmeye bir fırsattır seçim. Gelin, DEĞİŞTİRELİM… ADALETLE… İtiraz edelim, ZULME karşı çıkalım, oyumuzla...

Hukuksuz, siyasetsiz bir toplum, bir hayat mümkün mü? Kaynağı, yöntemi farklı olsa da siyasetsiz, hukuksuz bir devlet de düzen de olmaz. Kulluğumuz da, vatandaşlığımız da hem hukuki hem de siyasi birer olgudur. Kulluğumuzla vatandaşlığımız çoğu zaman çatışır, çelişir. Laik hukuk sistemlerinde böyledir, bizde de…

Kurallar, emirler, yasaklar, cezalar hep farklı ve çelişkilidir. Bu gerçek, ülkemizdeki fikri, siyasi, dini görüş farklılıklarını hem çoğaltır hem de siyasi tercihlerimizi zorlaştırır, kafalarımızı karıştırır. Siyasi partiler demokratik hayatın olmazsa olmazları…

Siyasi partiler bizde genellikle Batı taklitçisi olup, Batı medeniyetini üstün gören, tüm çözümleri, reçeteleri Batı’dan alan, dünyaya, kendimize hatta dinimize/kimliğimize bile Batı gözlüğüyle bakan, Batılı kavramlarla düşünmeye, değerlendirmeye çalışan siyasi partiler sağcı, solcu, ulusalcı, liberal, sosyalist vb. tanımlamalarla ifade edilirler.

Bunun dışında bir de bu BATICI görüşlere karşı, ruh kökümüze, kimliğimize, tarihimize bağlı, “önce ahlak ve maneviyat” diyen Milli Görüşçü partiler ortaya çıktı.

Milli Nizam, Milli Selamet, Refah, Fazilet ve Saadet… Bunlardan ilk 4’ü aynı gerekçeyle -laikliğe aykırı görüş ve faaliyetleri nedeniyle- kapatıldı… Özetle Batıcı olmayan, milli ve yerli görüşlere geçit verilmek istenmiyor. Başka bir ifadeyle zalim egemen güçlerle, odaklarla işbirliği yapmayan, onlara itiraz eden, kendi yolunu, reçetesini, dünya görüşünü savunan hak ve adalet temelli bir görüşe dünyada da ülkemizde de iktidar olma hakkı verilmeyecekti. Aslında süreç işliyor, işletiliyor. Küresel sistem, uyumlu olmayan, parçası olmayan, boyun eğmeyen görüşe izin vermiyor. İşte 16 yıldır iktidardaki AKP bu vize ve anlayışla tüm vahim hata, yanlış ve millete rağmen politikalarıyla iktidarını sürdürebiliyor. Neyle? Bağımlı olduğu -siyasi, hukuki, ekonomik- nedenlerle BATI’nın stratejik ortaklıklarının doğrudan veya dolaylı/örtülü desteğini sürdürüyor. Hem de tekel olan medyanın Batı karşıtı söylemleri algısını oluşturmasıyla sürdürebiliyor. Gerçek başka, görüntü ve algı başka… “IMF’ye borcumuz yok” deniliyor, 453 milyar $ dış borcumuz gizlenebiliyor. İhracat rakamları veriliyor, ithalat rakamları gizleniyor. Dış ticaret açığı 77 milyar $ bulmuş, gözükmüyor. Bütçede en büyük pay 71,7 milyar faize gidiyor. Her şey ithal ediliyor. Tarım, hayvancılık destek yerine köstekleniyor, 90 yıllık birikimimiz, fabrikaların %90’ı elimizden çıkartıldı, satıldı. Toplamı 60 milyar $ satılanlar, bugün tekrar yapılmak istense 600 milyar $ gerekiyor.

Ne zamandır Müslüman coğrafyalarda kan, gözyaşı… Irak, Suriye, Libya, Sudan, Yemen, Afganistan işgal, parçalanma ve işgal altında. Bu iktidarın vebali yok mu? “İkiz Yasalar”ı bu iktidar yasalaştırmadı mı? İsrail’e Mavi Marmara şehitlerinin kanlarını bu iktidar satmadı mı? BOP’un BİP olduğunu herkes biliyorken, BOP eş başkanlığı payesi, Siyonistlerden “cesaret ödülü”, AB kriterlerine, projesine tam gaz gayret ve uyum çabaları neyin nesidir? Hem Fatiha okumak hem de AB yolunda gayret ve hedefler neyin nesidir? Düşmanlıklarını açıkça belli eden AB, ABD, İsrail’le stratejik ortaklıkların sürdürülmesi ne yaman çelişkidir. Afganistan’da ABD’nin yanında ne işi var? Suriye’de Afrin’de hem PYD hem ABD’yle nasıl, niye birlikteyiz? 20’den fazla üs ülkemizin bekasını tehdit etmiyor mu? Ülkemiz uygulanan yanlış/batıcı politikalarla uluslararası müdahaleye açık hale getirilmedi mi? Kutuplaştırıcı, bölücü, nefreti besleyen söylemler ve politikalar kimlere yarıyor? Boşanmalar, suçluluk, madde bağımlılığı, fuhuş, zina, intihar azalıyor mu çoğalıyor mu? Dini değerlerimiz sömürülüyor. Tüketiliyor, israf ediliyor, pazarlanıyor. İffet, bereket, güven, sevgi, saygı neredeler?..