Değişmeden değiştirmenin şifresi: 555

Abone Ol

Değişmeyen tek şey hak ve batıl mücadelesidir. Değişen ise sadece mücadelenin şeklidir. 21. yüzyılda da olsak, bilgi ve teknoloji çağını da yakalasak imtihandayız. İmtihanı kazanmak, cevherle cürufu karıştırmadan, dünyayı ahiretin bir tarlası olarak görmekten geçmektedir. Bu açıdan, amaçla aracı karıştırmamak en büyük meziyettir. Değişimi amaç zannedenler, mücadeleyi görmez.  Bu hastalığın ilacı ise hakkı üstün tutmaktır.

Ümmet olmanın temelindeki; hedef farkı, sistem farkı ve zihniyet farkını bilir, çalışmalarımızı bu temel üzerine bina edersek, biliriz ki; saadet evi (dersaadet) tamamdır. Oluk oluk Müslüman kanı akan bu toprakların bize bir miras değil, kutsal bir emanettir olduğunu tekrar müşahede etmek için lazım gelen tek şey: değişmeden değiştirmenin şifresini bilmektir. Bu milletin aslı, tarihi, inancı ve değeri olan bizler, Hakkın hâkim olduğu bir dünyanın mücadelesi verdiğimiz için bu şifre bize nasip olmaktadır. Bu yılın şifresi 555 dir.

"Ey Müslümanlar hurmaların altını havalandıracağız, yapraklarını temizleyeceğiz diye dünyalık işlere dalıp, hakkı, adaleti hâkim kılmak ve bütün herkesin saadeti için çalışmaktan kendinizi tehlikeye atmayın. Unutmayın ki asıl tehlike hakkı ve adaleti hâkim kılmaktan geri durmaktır" şuuruyla her yıl kendimizi ve biatimizi tekrar yenilediğimiz için şifremiz de yenilenmektedir.

Düşünce ile savaşamayanlar düşünürle savaşmaya başlar. Fikir kirlenmesi aracılığıyla ifsadı kalıcı ve hâkim hâle getirme yönündeki çalışmalar, doğrudan doğruya insanı hedef alarak düşünürle irtibatı koparmayı amaçlamaktadır. Ne var ki "kalpten kalbe giden bir yol" olduğunu bilemediğinden başarıya ulaşamaz. Çünkü düşünürü durdurmak düşünceyi durdurmaz. Ve gün gelir binlerce yeni düşünür ortaya çıkar.

Erbakanın sayesinde sağ-sol kavgası, "Hak-Batıl davasına" dönüşmektedir. Değişik marka ve ambalajdaki farklı malları üreten, aynı Siyonist firmanın sözde rekabet anlayışına benzeyen siyaset ve particilik dönemi kapanmaktadır. Bu gerçeği kabul ve ikrar etmek en azından bir teşekkür borcudur. Evet, kutlu yürüyüş, şimdi zafer sabahına doğru ilerlemektedir.

Millî Görüş ün, sadece ülkemizde ve bölgemizde değil, aynı zamanda bütün yeryüzünde hızla yayılacağı ve bütün insanlığı etkisi altına alacağı ve çok mutlu ve muhteşem bir dönemi başlatacağı büyük bir umutla beklenmektedir. Manevi değerlerinden tamamen yoksunlaşan ve yozlaşan batı insanı, İslami gelişmelere karşı başlatılacak saldırı ve savaşlara katılma ve bu uğurda fedakârlıklara katlanma duygusunu çoktan yitirmiştir. Şehvetin, lezzetin ve servetin esiri olmuş bu insanların, Hakkı üstün tutan ve insanlığa hizmet duygusuyla dopdolu olan şuurlu Müslümanlar karşısında tutunmaları imkânsızdır. Bu sebeple bu zamanın en büyük farz vazifesi İslâm Birliği için çalışmaktır.

Yapılan bir şeyin kime yaradığını bilmenin adı "şuur"dur. Bizler bu millete hizmet etmenin, değişmeden değiştirmenin bir bedeli olduğunun şuurundayız. Bu şuur, fethin müjdecisidir. Fetih: "Ben bu yolu nasıl aşarım " korkusundan kurtularak, yolun zor da olsa bir müddet sonra aşılmış, yürünmüş ve gidilmiş olduğunun görülmesidir. Mesele; dert meselesidir! Senin İstanbul gibi bir derdin var mı O zaman sen Fatih sin, Ulubatlı Hasan sın. Meselene vakıf olursan, ülkenin ve dünya insanlığının meselelerinin çözümüne de vakıf olacaksın. Çünkü şifreyi biliyorsun.