Değerler Peygamberi

Abone Ol

Geçen haftayı Efendimizin (S.A.V.) doğumu münasebetiyle Mevlid-i Nebi Haftası olarak idrak etmeye çalıştık. Tabi ki bu haftanın bir gereği olarak onun hakkında çok şeyler söylendi. Hayatının her anı bizim için önemli olan bir Peygamberden bahsediyoruz. Bu öneminden dolayı onu her ortamda haklı olarak anlatma gereğini hissediyoruz. Ama şu da bir gerçek ki, onu anlatırken hep olaylar üzerinden ya da zahiri tarafına özellikle vurgu yaparak anlatmaya çalışıyoruz. Anlatmakla yetinmeyip yaşamak için gayret gösteriyor, yaşatmak için telkin ediyoruz.

Ama ne yazık ki, onun olgusal duruşu ya da temsil ettiği değerleriyle ilgili bol bol kavramlar üretirken bunları eylemsel alana dökemiyoruz. Birinci alanı alabildiğince gündeme taşırken ve uygulama alanlarını açarken ikinci alanı söylemlerimize meze yapmaktan geri durmuyoruz. Aslında Efendimizi anlamak, hayatını değerler üzerinden anlayıp eylemlerimizi bu değerler üzerinden belirlememizle mümkündür. Bunları onun zahiri tarafını göz ardı etmek için söylemiyoruz, sadece öncelik hiyerarşimize dikkat çekmek için ifade ediyoruz. Bu pencereden baktığımızda onu üç kavram üzerinden anlamaya çalışmak günümüzün sıkıntıları için önemlidir. Bu üç kavram tevhit, adalet ve merhamettir.

Şirk, insanların güce olan zafiyetinin istismar edilmesiyle oluşur. Çünkü şirk kültürü hakiki güç sahibine değil beşeri güce meyletmenin neticesidir. Bu durum, zamanla güçlünün güçsüzü ezdiği ama aynı zamanda güçlüye kutsallık yükleyen bir istismar sistemine dönüşür. Tarihin her anında var olan bu istismar sistemine karşı doğru reçeteyi Efendimizin tevhit vurgusunda görebiliriz. O, putların merkeziliğinde kurulan istismar düzenine karşı adaletin merkezinde bir düzen kurmayı amaçlamıştır.

Adil olma vasfını hem ferdi anlamda hem de toplumsal liderlik anlamında bir değer olarak göstermiştir. Bunu söylemlerinde gördüğümüz kadar eylemlerinde de bizzat görüyoruz. Uygulamalarında kimliği, rengi, itibarı, sosyal sınıfı değil adaleti esas aldığını tarihi kaynaklardan öğreniyoruz.

Ayşe validemiz Hz. Peygamberin ahlakını tanımlarken Kur’an’a işaret etmiştir. Kur’an’ın ona gerçekleştirmesini istediği emir adalettir. Kur’an onun aramızda adaleti gerçekleştirmekle emrolunduğunu bildiriyor. Buradan da görüyoruz ki, en güçlü sünnetlerden birisi adaletin tesisidir.

Efendimizin şahsiyetinde yer alan diğer önemli bir özellik de merhamettir. Çünkü merhamet mazlumun en korunaklı sığınağı, güçlününse kurtuluşa açılan kapısıdır. Merhamet Allah tarafından insana nakşedilmiş ilahi bir desendir. Bu desenin en güzel biçimini Peygamberimizde görüyoruz. Katı kalpli olmak bir Müslüman kalbinin özelliği değildir, bunun için merhum Cahit Zarifoğlu, “kalbinizi ve sesinizi yumuşatın” diyerek bizi uyarmıştır.

Peygamberimiz (S.A.V.) tarih sayfalarının bir kahramanı ya da vaaz kürsülerinin dolgu malzemesi değildir. Onu bizzat hayata taşımamız gerekiyor. Bunu yaparken de onun zahiri tarafını ön planda tutarak yüklendiği değerleri görmezlikten gelemeyiz. Onu tüm özellikleriyle örnek alalım ama en önemlisi de onu değerleri üzerinden hayatımıza yani çağımıza taşıyalım. Günümüzde ihmal edilmemesi gereken en önemli sünnetler, tevhide sahip çıkmak, adaletli olmak ve merhametli davranmaktır.