Değer Yargısı

Abone Ol

Değer yargılarıyla yargıların değerleri farklıdır.

Birincisinde insanın kendine özgü değerleri olduğu ve o değerlere göre yargı

bildirdiği vurgulanırken ikincisinde kendisinde olmayıp dışarıya ait hazır

kalıplarla ve o kalıplara göre yargı bildirdiği vurgulanmaktadır. Değer

yargıları olan insanlar hazır yargıları etkilerken değer yargıları olmayıp

hazır yargılarla hareket edenler değer yargılarını etkileyemiyor, etkileyemez.

Özgün dünyadan sadır olanla hercai dünyadan sadır olan arasında temelden fark

vardır. Kendi ruhundan verenle kendine verilmiş ruhtan veren elbette çok

farklıdır. İlki tamamen orijinalken diğeri yapılandırılmıştır. Başkası ya da

başkaları tarafından yapılandırılanlar aynen o başkaları gibi düşünür, hareket

eder ve yargı bildirir. Kendine özgü değerleri yoktur. Kendine özgü değerleri

olanlar ise kendine özgü bir şekilde düşünür, hareket eder ve yargı bildirir.

Çünkü kendindenlik bitimsizken diğeri dışarıdan ithal edilmiş bir genel

geçerdir. Ki genellikle de bu genelde geçerlidir. Fakat tutarlılığı yoktur.

Çünkü dışarıdan ithal edildiği için dışarının durumuna göre yön değiştirir.

Trend neredeyse o oradadır. Daha anlaşılır bir şekilde ifade etmek istersek;

popüler olan ne ise ona göre değişkenlik gösterir. Kitlesel algının oluşturduğu

ani değişkenlikler ithal edilmiş değer yargılarını sürekli değiştirir.

Toplumun çoğunluğu ani değişkendir. Politikacılara

bakalım; yargıların değerleriyle hareket etmektedirler. Değer yargılarıyla

değil. Çünkü kendi değerleri olmadığı için yapılandırılmış kitlesel değerlerle

hareket ediyorlar. Bu yüzden de bugün söyledikleriyle dün söyledikleri

tutarsızdır. Trendi süreklileştirmek adına insanların hercai duygu sinirlerine

hazır kalıp coşku matkabıyla dokunarak temelsiz inandırıcılığı sağlıyorlar.

Temelsiz inandırıcılık şöyle; dün reddettiklerini bugün trend o olduğu için

kitlelerin hercai sinirlerine dokunarak inanmış simülasyonu oluşturuyorlar.

Kitle trende inandığı için daha dün kötü gördüğünü bugün iyi görmeye başlıyor.

Türkiye de politika şaka gibidir. Hani gerçekliği olmayan gerçekmiş gibi

sunulan birkaç genel geçer tonlamayla alkış alma merasimi. Herkes yani kitle

onun merasim olduğunu biliyor ama yine de alkışlıyor. Belli kalıplar; terörü

bitireceğiz, muhalefet kötü, ya da tam tersi iktidar kötü, iktidara gelirsek

her şey iyi olacak vb. Binlerce kez aynı cümle söyleniyor kitleler binlerce kez

aynı cümlelere inanıyor. İnanmıyor da inandığını sanıyor. Kitle, kendi değer

yargıları olmadığı için hazır değer yargılarına dönüp dönüp inanıyor. Bir nevi

inanma numarası yapıyor. Çünkü o anda trend odur; inanıp inanmayanları da

inandırmaya çalışacak. Başkasının yapılandırdığı hazır kalıp değer yargılarını

kendi değer yargılarıymış gibi başkalarına anlatmaya uğraşma çabası. Oysa bugün

inandığını yarın unutacak çünkü trend sabit durmaz, durmuyor. Yarın başka bir

pop durum ortaya gelecek o ona da hemen inanacak.

Bir de işin sürekli trend kalma yönü var. Yine

değişkenliğe dayanıyor. Fakat bu sefer her şey kitlenin aaa öyle mi diyeceği

yani ağzı açık kalacağı ama kalırken de onu anında normalleştireceği yöntem.

Mesela kendisinden kumar oynaması beklenmeyen birinin kumar oynaması ya da

kendisinden içki içmesi beklenmeyen birinin içki içmesi Pop kitlenin pop

duruma inanma düzeyi bu kadardır. Hem o durumu beklemiyor hem de beklemediği

duruma anında olumlu tepki verip normalleştiriyor. Burada kitlenin trende göre

hareket etme durumu vardır. Moda gibi yani. Ben, ben olduğum için şunu giyerim

değil herkes onu giydiği için ben de onu giymeliyim düşüncesiyle kitleler aynı

zaman aralığında aynı giysileri giyiyorlar. Yargıların değerleriyle hareket

edildiği için bahane de hazır; moda bu abi! Herkes onu giyiyor! Peki, sevgili

kardeşim sen giymesen ölür müsün, ölmezsin ama böyle sorsak öleceğini bile

inandırabilirsin kendine veya başkasına. Ama o uğruna öldüğün başkasının

yapılandırdığı değeri yarın beğenmeyeceğin kesindir. Çünkü yarın trend

değişecektir.

Yargıların değerleriyle değil kendi değer yargılarıyla

yaşayanlara ihtiyacımız var.