Değer kaybı asıl insanlığımızda

Abone Ol

Başlığı okuyanlarımızın aklına ilk önce ne gelir bilemem. Gazeteler ve canlı yayınlarda, “…Değer kaybetti” diye okuduğumuzda o boşlukta yüzde doksan dokuz, “Para değer kaybetti” diye yazdığından bu tür yazılı ve sesli yayınlar her okunuşunda okuyanın veya duyanın kişiliğinde değer kaybı sağladığı unutuluyor gibi geliyor bana. İnsanımız değer kaybediyor. Kaybetmeye devam ediyor. Aynı ailede büyüyen kardeşler, aynı okulda okuyorlar ve aynı eğitimden geçiyorlar, ama miras davasında sınırdaki elli metre kare bile olmayan küçücük arazi için mahkemelik oluyorlar, kan akıtıyorlar, gözyaşı döktürüyorlar.

Baba, anne, çevre ve eğitim kurumlarından okuma yazma alırken bunların hepsi bir olmuşlar dünyaya tertemiz gelen çocuğun pırıl pırıl parlayan, seven, sayan, gülümseyen, mutluluk saçan gönlünün bu özellikleri zaman içinde silinmeye başlar. Çevrede etkili olan herkes tarafından bir şeyler silinerek ortaya diplomalı bir silik adam çıkıveriyor. Çocuğun ruhunda var olan imanın üzeri, eğitim silgisiyle siliniyor ve ortaya inkârcı silik biri dikiliyor. Tabiata, tüm insanlara ve bütün kâinatı yaratana karşı insani sınırları, İslami kurallar içinde görevini yerine getirme doğruluğunun üzeri çiziliyor ve bu üçünü de kendi aşağılık isteklerini elde etmek için kullanarak eğri büğrü bir adam olup çıkıyor.

İki yaşında çocukken ayrı renk, ırk veya dinden iki yaşında bir çocukla karşılaştığında bize göre manasız çocuk diliyle anlaşıp gülüşebilen bu sevgi dolu, barışçı çocuk, aldığı eğitimde zirveye çıkıyor ve kendisi gibi biriyle karşılaştığında kaşlar çatık, suratlar asık, diller kılıç gibi keskin, konu savaş. Biden ile Putin örneğinde olduğu gibi.Bunlar, çocukken bir araya gelselerdi, anlaşırlar, oynaşırlar, gülüşürler, emziklerini paylaşırlardı. Şimdi dünyayı paylaşamıyorlar. Dindarlık çizgileri papazın, hahamın silgisiyle silinmiş, kindarlığı ağacın gövdesine kendi adını yazan gaddarlar gibi kazımışlar. Çocuğun medeni cesareti vardır.

Ana rahminde iken onu besleyen Rabbinin, dünyaya gelince de ana sütüyle beslediğini gördüğünden beslenme korkusu olmaz. Ama eğitim ve çevreden edindiği bilgilerle, “dünyanın bütün malı benim olsun” diyen kapitalistlerin acımasızlığıyla ekmek korkusu aklına kazınınca herkese boyun eğen bir adam haline geliverir ve değer kaybeder. Paranın değer kaybı telafi edilebilir ama insanın değer kaybının telafisi çok zordur. Ekmek korkusundan herkese boyun eğen bu silik adamların zararı daha fazladır. Rabbin koyduğu mizan terazisi bozulanların terazisi onun çıkarlarıdır.

İman, amel, insaf, adalet, sevgi, saygı, merhamet, gayret, cömertlik, mertlik, isar/sencil, ahde vefa, Allah’a tevekkül, sabır, iffet, namus, kanaat gibi altın, pırlanta, yakut, inci, mercan gibi madenlerle kıyaslanamayacak kadar değerli insani ve İslami özelliklerimizi kaybedenler için Rabbimiz: “Yemin olsun ki cehennem için cin ve in¬sanlardan birçok kişi yarat¬tık. Onların anlamayan kalpleri, kendisiyle göremedikleri göz¬leri, kendisiyle işitemedik¬leri kulakları vardır. Onlar hayvanlar gibi¬dirler. Hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar gafillerin ta kendileridirler” (A’raf süresi, ayet 7/179). İçinden çıkılmaz bir çukura domuz bile düşse, bizim görevimiz onu oradan çıkarıp dağa salıvermektir.
Hayvanlardan daha alt derekeye düşen bu insanları iman, adalet, hikmet, merhamet, sevgi, saygı liflerinden örülmüş Hablüllah’il Metin ipiyle çekip çıkarmak ve aslına döndürmektir bizim asli görevimizdir. “Ne halin varsa gör” diyen de, değer kaybına uğradığını bilsin.