Terörist; suçluluk duygusunu, savunma psikolojisi ile zırha çevirir ve kendisini her zaman haklı görür. Ona göre; kendisi gibi düşünen sayısız insanın geniş desteğini aldığını kabul eder ve sözde asıl hedefi insanlara zarar vermek değildir. Buna mecbur olduğu için yapmaktadır. Bu yanlış duygu ve düşünceyle hareket eder. Kendisi demokratik yöntemlerle ifade edememenin doğal bir yansıması olduğunu belirtiler. Örgüt tarafından böyle düşünmeleri sağlanır. Bu yansıma bazen o kadar sert tedbirler almasını getirir ki, kardeşini, babasını, kendi halkını bile öldürmek, hedeflerine ulaşmak için gerekli olduğuna karar verirse buna iç felsefesi dâhilinde meşru görür. Çoğu terörist davranışlarını adil olduğuna inanır. Sert karakterli ve hırcındırlar. Kendi hayatlarına veya kurbanlarının hayatına hemen hemen hiç önem vermezler. Aslolan hedefleridir. Yılbaşı akşamı yaşanan Reine saldırısı buna en iyi örnektir. Bazıları kiralık katil bile olabilirler.
BİR TERÖRİST İTİRAFINDA DİYOR Kİ:
“Cezaevinde özellikle örgütün malısın, kendi kişiliğini yitiren tam bir robotsun. Örgüt senin kişiliğini alır önce içini iyice boşaltır, adeta bir limon posasına çevirir. Daha sonra insanların beynine sistematik bir şekilde tamamen kişiliğini yerleştirir. Artık sen, sen olmaktan çıkıp örgütün bir maşası olursun…”
Terör örgütlerince seçilenler, daha tam olarak doğru ve yanlışın farkında bile değiller. Onların içlerindeki acizliği, küçüklüğü kullanarak kendi emellerini bir takım güçlerin de yardımıyla gerçekleştirmek isteyenler tarafından acımasızca kullanıyorlar. Bize düşense emperyalist güçlere
küfretmek ya da bu olaylar ülkemizin içimizdeki huzursuzluktan kaynaklanıyor demektense; herkesin fikirlerini özgürce ifade edebileceği bir ortam ve demokrasinin gerçek yüzünü oluşturmaktır.
Küreselleşme sonucu gelir dağılımındaki dengesizlikler servet sahiplerinin servetlerini daha fazla büyütmesine olanaklar sağlarken, alt gelir gruplarının büyümesini daha altlarda tutmaktadır. Bu durum da dünya, bölge ve ülke ölçeğinde toplumda gelir dağılım dengesini daha da bozmakta yoksulluğu artırmaktadır. İşte bu defolu sistem terör örgütlerine eleman temin eder hale gelmektedir. Vahşi kapitalizmin oluşturduğu yoksulluk sonucu bu insanlar canlı bomba olmaya sevk ediyor.
İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Psikoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Kenan Eren, terör örgütlerinin canlı bomba olacak kişileri seçerken stratejik bir yol izlediklerini belirtti. Yoksul ve çok çocuklu ailelerin öncelikli olarak hedef seçildiğini belirten Kenan Eren, “İntihar eylemcisini hazırlamak ve onları şartlandırıp beynini yıkamak örgütün adından daha çok söz ettiriyor. İntihar eylemcisiyle az bir çaba ile önemli sonuçlar elde edebiliyor ve toplumda oluşturdukları bu korku dalgasıyla isimlerini daha çok duyurmuş oluyorlar” ifadelerini kullandı. Yoksulluk ve aşırı gelir dağılım adaletsizliği bundan yıllar önce dünyanın belli bölgeleri için konuşulurken, bugün gelişmiş büyük ekonomileri de tehdit etmektedir. Yoksulluğun sona ermesi adil düzenle gerçekleşecektir.
Dünya genelindeki yoksul insanların yarısı, dünyanın en büyük 20 ekonomisine sahip G-20 ülkelerinde yaşamaktadır.
Gelişmiş ekonomilerin bir tarafında ultra lüks hayat yaşayan çok küçük zümrelerin hemen yanı başında günlük “İNSANİ” ihtiyaçlarını karşılayamayan milyonlardan söz edilebiliyor. Bu böyle devam ettiği sürece, adil paylaşım ve refahın eşit şekilde dağılmaması terör örgütlerinin işine yarayacaktır.