Dedeye Sahip Çıkalım

Abone Ol

Bir mitingle Kudüs’ün düşman işgalinden kurtulmayacağını adımız gibi biliyorduk. İsrail denen şeyin Mescid-i Aksa kapısına yerleştirdiği dedektörleri sökmesiyle felah bulmayı da ummuyorduk. Öyle kınamayla, tel’in etmekle, reel yahut reel olmayan politik söylemlerle özgür ve müreffeh bir Kudüs’ün mümkün olmayacağını da biliyorduk. Rahmetli Erbakan Hoca’dan sonra yerli ve yabancı Siyonist projelerini, İslam yararınaymış gibi gösterip İsrail ve Amerika hizmetinde koşturanları kimseden işitmemeyi doğrusu ummuyorduk. Bir miting düzenleyip adını saklamayı, yüzde yüz Saadet Partisi’nin düzenlediği bir miting olduğunu bile bile bir araya toplanan insanları sanki birtakım yarabandı dernekleri; otoriteden izin koparamayınca Gazze’ye yardım götürmekten vazgeçebilenler oraya getirmiş gibi gösterebilmeyi de hiç anlamadık. Siyonist paçavraların yakılmadığı, işbirlikçiler aleyhine sloganların atılmadığı bir eylemi düğün alayı havasında icra ettik! Oysa Kudüs, Filistin, Türkiye ve tüm coğrafyanın o ismi anılmayan Saadet Partisi’nden başka şansı olmadığına inanıyorduk.

Biliyorduk ki bu topraklarda İsrail denen varoluş sebepleriyle sövüşmek de sevişmek de işbirlikçi yönetimlerin harcıdır! Şu halde -onbeş temmuz ruhu sindiğinden midir nedir- Yenikapı’da, o mitingde söylenmeyenlerin bir kısmını söyleyelim ki kursağımızda kalmasın: İşgal atında olan herhangi bir toprak parçası direniş gösterip sahip çıkılmadığı için işgal altındadır. Mescid-i Aksa ve Kudüs gibi bir mekan için “sahip çıkalım” ifadesini kullanmak Yahudi işbirlikçisi birinin dilinden dökülüyorsa aklın göremediği, görmek istemediği bir menfaat unsuru söz konusudur. Bir yandan işgal güçleriyle her türlü işbirliğini, anlaşmaları, dayanışmaları devam ettirirken diğer taraftan işbirliği yaptığı güçlerin karşısında yer alan insanların, kurumların hoşuna gidecek şekilde söz sarf edebilmek elbette ahlaksızlıktır. Bu kadarla kaldığına dair hüsn-ü niyet de bize aittir, zira sahip çıkmaya dair söylenen sözlerin, Müslümanların menfaatine müstenit olduğunu düşünmek de son derece güçtür. Sahip çıkmak nedir ve elde olmayan yahut çoktan elden çıkmış bir yere nasıl sahip çıkılır? Kudüs işgal altındadır, bir emanete sahip çıkılamamıştır; eğer düşman güçten anlıyorsa her imkan kullanılıp geri alınmalıdır.

İşgal güçleri ve yerli yersiz işbirlikçilerinin Mescid-i Aksa’nın kurtuluşundan, özgür bir Kudüs’ten anladıkları Kudüs’e turistik gezi, tur düzenlemektir. İşgalci israilin yüksek müsaadeleriyle düzenlenebilen bu turlardan hem tur şirketleri, hem israil, hem de Türkiye kazanır. Böylece Yahudi bir taşla birkaç kuş öldürmüş; işgal ettiği her bir toprak parçası için meşruiyetini ve vize verebilmesi itibariyle otorite olduğunu tanıtmış, turizm gelirini artırmış olur. israilceğizlerini yahudigillerden fazla düşünen işbirlikçi yönetimler, samimi ilişkilerini en kötü ihtimalle böyle yürütürler. İyi ihtimal ise bir şey almak bir şey vermek suretiyle ticari ilişkiler neviinden evlada bağışlanmış minik gemiciklerle Aşdod Limanı – İskenderun, bilemedin İstanbul arasında sürüp gider. Babalar, oğullar ve rencide ruhlar arasında bir garip ilişkidir yani…

“Sahip çıkın” cinsinden bir söylem bu yöneticilerde alışkanlık haline gelmiştir. Kendilerine yahut kurumlarına yönelik bir hareket sezdiklerinde de bunu ustalıkla halka izafe ederek ‘demokrasi elden gidiyor, ezan susacak, bayrak inecek’ şeklinde terennümlerle halkın ilgisini celbedip, reaksiyon gösteren kitleleri kendilerine mal etmeyi başarırlar. Böylelikle halk hem yöneticilerin isteği doğrultusunda demokrat, bazen kahraman, kimi zaman nankör, bazen de sıradan muhafazakar oluverir. Tehdit söz konusu olduğunda yönetici zevat halkın temsilcisine dönüşüp sahip çıkılması gereken bir şey görüntüsü verirken sair zamanda halkın çok çok üstünde, ayrıcalıklı, aracından konutuna konfora sahip, hizmet bağlamında bir şey yaptığında lütfetmiş olan; çoğu zaman da yaptıkları-yapmadıkları dolayısıyla halka nankör yakıştırması yapabilendir. Sahip çıkmak halka icbar edilendir; ancak sahip çıkmanın yöntemi ya sokağa çıkmak ya da tur düzenlemektir!

Tur düzenlemek, sahip çıkın talimatı vermek, kınamak ve kabul edilemez olduğunu söylemek, canları çekerse İslam Konferansı Örgütü, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi stepne kurumları bir araya getirmek yöneticilerin Kudüs hususunda yerine getireceği en mühim işlevlerdir! Böylece Kudüs öpözgür ve de güllük gülistanlık olur! Gündem hava durumundan daha hızlı, değişiverir.