Davete icabet etmek gerek

Abone Ol

Şu dört ayetin mealini dikkatle okuyalım:

"Peygamberin emrine aykırı davrananlar, başlarına bir felâket gelmesinden veya kendilerine korkunç bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar..." (Nur S. Ayet: 63)

"Allah, kendisine karşı gelmekten sakınmanızı emrediyor." (Âl-i İmran S. Âyet: 30)

"Şüphe yok ki Rabb inin yakalayıp helâk etmesi çok korkunçtur." (Bürûc Suresi, Âyet: 12)

"Rabb in zâlim olan toplulukları cezalandıracağı zaman, O nun azâbı şüphesiz pek korkunçtur." (Hûd Suresi, Âyet: 102)

Bu dört âyet, mü minleri Allah ın ve Rasûlü nün emirlerine uymaya dâvet etmekte, onların emirlerine karşı gelmekten sakındırmakta, Allah ve peygamber sözü dinlemeyen toplulukların başına pek korkunç belâlar geldiğini hatırlatmaktadır.

Kur ân-ı Kerim de birçok âyette tekrar tekrar hatırlatıldığı üzere, bir zamanlar yeryüzünde çok saltanatlı yaşayan milletler vardı. Bunlar:

Allah ın emirlerini,

Kendilerine gönderilen peygamberlerin uyarılarını dinlemediler.

Direktifleri önemsemediler.

Bunlar değişik şekilde yok edilmek suretiyle cezalandırıldılar. Bu toplumlar Allah ın ve Peygamberinin sözüne kulak vermemek suretiyle kendi sonlarını hazırladılar.

Akıllı insanlar, tarihte bâzı milletlerin başına gelen felâketleri, onların yaptıkları zulüm ve haksızlıklardan kaynaklandığını bilir ve tedbirlerini buna göre alırlar.

Zulüm ve haksızlığın en büyüğü Allah ın ölçülerini dikkate almamaktır.

Allah ın ve Rasûlü nün koyduğu kuralları dikkate almayan fert, toplum ve milletler helâke müstehak olurlar. Bundan kurtuluş da yoktur.

Müslüman olduklarını söylemekle beraber Allah ın emirlerine aykırı hareket edenler de başlarına gelecek -muhtemelen de gelmiş- sıkıntılardan, belâlardan uzak durmalıdırlar.

Bunun yanı sıra biz Müslümanlar, içinde yaşadığımız zillet, hakaret ve perişanlıklarımızın, itilmişliklerimizin sebepleri üzerinde iyi düşünmeliyiz, bunların neden ve niçinlerini sorgulayarak dersler çıkarmalıyız. Başlangıçta beyan ettiğim âyetlerden biz Müslümanlara bu öğütler veriliyor.

Allah (c.c) kullarını her iki cihanda da mutlu etmek için yaratmıştır. Bu, insanın O nun istediği bir tarzda yaşamasına bağlıdır. Buna uyan ebedi mutluluğu yaşamaya muvaffak olur. Aykırı her davranış kendisini bu bahtiyarlıktan uzaklaştırır.

Kulun ilahi tekliflere uyması Allah ı memnun eder. İlahi yasakları çiğnemek Mevlâ yı gücendirir.

Şu geçici dünyada kulun görevi, Allah ı hoşnut etmek, O nun rızasını kazanmaktır. Peygamberlerin geliş hikmeti budur. Onlar, insanların önünü açmışlardır. Allah ın emirlerine uymamanın kötü sonuçlarını göstermişlerdir, insanları uyarmışlardır.

Konu ile ilgili âyet ve hadislere baktığımızda Rabbimiz Teâlâ ve Efendimiz  aleyhisselam yaratılış hikmetinizin de:

Cennete ulaşmak, Allah ın cemâlini görmek,

Haram ve yasaklardan kaçınıp günahlardan korunmak,

Cehennem azabından kendimizi korumaktır.

Bu gaye doğrultusunda yaşayanlar mutlu olur. Aksi; dünyada da, ahirette de hüsrandır.