Davetçilik ve İslami İlimler Merkezi (DAİM)

Abone Ol

Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Adana Şubesi yaklaşık 5 yıl önce gençlerimize yönelik, Davetçilik ve İslami İlimler Merkezi (DAİM) adında bir eğitim merkezi açtı.

Müracaat eden imam hatipli öğrencilerin barınma ve iaşelerini karşılamak ve son yıllarda topluma milli ve manevi değerlerine bağlı gençler kazandırmak düşüncesinden yola çıkıldı.  

Bazı kriterler konuldu; bunlar, imam hatip 1 sınıfta olmak, orta öğretimde diploma notu pekiyi olması, teşekkür ve takdir almak, Anadolu Gençlik Derneği temel prensiplerine aykırı davranmamak, üniversite tercihini Çukurova’da bulunan üç üniversiteden birini tercih etmek, kurs derslerine isteyerek katılmak, ilme istekli olmak gibi.

Kurslar tamamen ücretsiz. Gençliğin şahsiyetinin oturtulması ve bilgi ve birikiminin sağlanması için günlük ders programı haricinde Fıkıh, Siyer, Müslüman şahsiyet, Asr-ı Saadette Gençlik Adabı ve Muaşeret, Milli Görüş ve Temel Kavramlar dersi veriliyor. Geleceğin yöneticilerini yetiştirmek için verilen yönetici eğitimleri… 

Şu an pandemiden dolayı eğitim programları zoom programı üzerinden yapılıyor.  

Programlar haftanın her günü saat 21:00’da zoom üzerinden başlıyor. Program başlamadan 15 dakika önce dünyanın neresinde olursa olsun arzu edenlere zoom linki gönderiliyor.

Ders programları; Salı günü Enes Beyaz, Çarşamba günü Fevzi Tugaytimur, Perşembe günü AGDTV-Kanal 42-TV 5 ortak yayını ile Aile Okulu, Cuma günü Halit Çalışkan, Cumartesi günü Abdülaziz Kıranşal ve Pazar günü Cuma Şahin tarafından ifa ediliyor.

NİZAMİYE MEDRESELERİ VE VAKIF ÖĞRENCİ YURTLARI

Nizamiye Medreseleri’nin en önemli misyonundan biri, Anadolu'da ve devletin diğer bölgelerinde özellikle imkânı olmayan, yoksul-zeki çocuklara ücretsiz eğitim imkânı sunmasıydı. Gazali kardeşlerde olduğu gibi...

Selçuklulardan sonra dünyanın birçok noktasında bu eğitim modeli örnek alındı ve uygulandı.

Selçuklulardan sonra yine bu topraklarda, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak faaliyete geçirilen Vakıf Öğrenci Yurtları da benzer amaçla kurulan müesseselerdi. Vakıf Öğrenci Yurtları sayesinde Anadolu’da imkânı olmayan, yoksul-zeki çok sayıda çocuk öğrenim görme şansını yakaladı.

Ama 28 Şubat Darbesi’nden bu yana, yaklaşık 23 yıldır bu yurtların kapısı kilitli. Nedendir, belli değil…

Allah (c.c.) bu yurtları kuranlardan, faaliyete geçirenlerden ve bu yurtlarda emeği olan idareci, hizmetli ve bağışçılardan razı olsun...

MEVLÜT ÖZCAN

Âlim olan kişinin

Durmaz gelir

Kokusu uzaklardan.

*

Onlar,

Emek verirler ciddi ciddi

Öğretmek için dini

Ve kurtarmak için cemaati

Şeytani tuzaklardan.

*

İşte,

Onlardan biri idi

Rahmetli Mevlüt Özcan.

*

Ölseler bile

Yaşatır yine de

Rabb'ül Âlemin onları

Mümin gönüllerde

Sevgisi hiç azalmadan.  

(Abdullah Kara)  

OSMANLI HANEDANINA REVA GÖRÜLEN ACI TABLO!

Soğuk bir İstanbul akşamıydı… 

Yer; Sirkeci İstasyonu… 

Tarih; 5 Mart 1924… 

Akşam saatleri… Saat 20: 45 suları…

Bir tren sesi neredeyse tüm İstanbul’dan duyuldu. Zira akşam ve sabah saatlerinde tren ve vapur saatleri çok uzaklardan da olsa işitilir İstanbul’da, bilirsiniz…

Bu trenle eş zamanlı olarak, Sirkeci tren istasyonunun hemen arka tarafında yer alan rıhtımdan bir gemi demir alıyordu…

Tren İsviçre'ye gidecek olan Simplon Ekspresi'ydi…

Gemi ise o dönem devasalığı ile çok konuşulan ve adeta dillere destan olan Julio Sezari isimli yolcu vapuruydu.  

Önemli bir ayrıntı, Julio Sezari'nin kaptanının rotası, Beyrut'u işaret ediyordu…

5 Mart 1924 akşamı saat tam dokuza çeyrek kala çalan tren düdüğü, Anadolu'nun, Ortadoğu'nun, Balkanlar'ın, Doğu Avrupa'nın ve Kuzey Afrika'nın tarihini 600 küsur yıl boyunca etkileyen, hatta etkilemekten de öte bizzat yazmış bir ailenin artık bu topraklardan sürgüne gönderildiğinin sesiydi…

Cihanşümul Osmanlı İmparatorluğu’nu asırlarca yönetmiş bir ailenin ülkeyi terk ediş anlarıydı, bu anlar…

***

Osmanlı hanedanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin ( TBMM) 3 Mart 1924 günü kabul ettiği 431 sayılı Kanun uyarınca Türkiye sınırları dışına çıkartıldı.

Hanedan mensuplarının her birine dönüşü olmayan, sadece 'gidişe mahsus' birer pasaportla ikişer bin İngiliz lirası verildi, mal varlıkları tasfiye edildi ve Türkiye'ye değil girmeleri, Türk topraklarından transit geçmeleri bile yasaklandı.

Osmanlı hanedanı sürgünü 10 günde tamamlandı.

Şehzadelerden sonra kendilerine Türkiye'yi terk etmeleri için on gün süre verilmiş olan sultanlar, yani padişahların kızları ve kız torunlarıyla onların çocukları olan 'hanım sultan' ve 'beyzadeler' gönderildi. 

Mart'ın (1924) sonuna yaklaşıldığında Türkiye'de Osmanlı hanedanının artık hiçbir mensubu kalmamıştı. 

Yurtdışına sürgüne gönderilecek Osmanlıların sayısı 155 olarak belirlenmişti; 1924 Mart'ında Türkiye'de 36'sı erkek, 48'i kadın ve 60'ı çocuk olmak üzere 144 adet Osmanlı vardı ve bu 144 kişiden 140'ı 15 Mart akşamı artık Türkiye'de değildi.

Memleketi son terk eden Osmanlı, Sultan Beşinci Murat’ın kızı Fatma Sultan oldu. Sürgün kanunu çıktığı sırada sultan, yalı-sarayında kızamıktan yatıyordu ve iyileşene kadar Türkiye'de kalmasına izin verildi. Fatma Sultan üç çocuğuyla beraber üç hafta sonra trenle Viyana'ya gidecek ve sürgün tamamlanacaktı. 

Sürgün, hanedanın kadın mensupları için 28, erkekleri için 50 yıl sürdü. 

Sürgündeki Osmanlı soyundan gelen kadınlara, Menderes hükümeti tarafından 1952'nin 16 Mart'ında çıkartılan bir kanunla hakları iade edildi. Türkiye'ye dönüp yeniden Türk vatandaşı olmalarına izin verildi.

***

Sürgündeki Osmanlı soyundan gelen erkekler ise bu haklara 1974'te, CHP-MSP Koalisyonu döneminde, Erbakan Hoca’nın Başbakan Yardımcılığı ve Bülent Ecevit'in ilk başbakanlığı sırasında çıkartılan genel af yasasıyla kavuşabildi. 

Padişah torunlarının bir kısmı Türkiye'ye döndü, bir kısmı ise yıllar önce kurdukları düzenlerini bozamayarak önceden yerleştikleri ülkelerde yaşamaya devam etti. Çoğu 1974'ten sonra Türk vatandaşlığına geçti.

***

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde sergilenen Bellini’nin 540 yıllık Fatih Sultan Mehmet portresinin lansmanında Osmanlı hanedanından isimler de vardı.

Okurlardan, “Sahi, Osmanlı hanedanı nasıl sürgün edilmişti?” diye yoğun mesajlar aldım.

El-cevap; yukarıdaki gibi olmuştu…