Davanın adamı olmak

Abone Ol

Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün sahibi,

dünya ve ahiret saadetimiz için İslam ı bir nizam olarak gönderen, Allah (c.c) a

hamd, muallimimiz, liderimiz, Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya,

âline ve ashabına salât ve selam ederiz.

Bizler Allah ın kullarıyız. Allah bizi, kendisine kulluk

edelim diye yaratmıştır. Rabbimizin emir ve yasaklarına uyulmadan kullukta bulunma

imkânı yoktur. Kur an bize Allah ın emirleri karşısında boyun eğmenin esas ve

usullerini bildirmiştir. Bizler bu esas ve usullere uyarak Allah ın sadık

kulları olabiliriz. Kulluğun en önemli şartlarından birisi şüphesiz, iman

etmektir. Rabbimiz buyuruyor: Ey iman edenler! Allah a, Peygamberine,

Peygamberine indirdiği Kitaba ve daha önce indirdiği kitaba iman ediniz. Kim

Allah ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini ve kıyamet gününü inkâr

ederse tam manasıyla sapıtmıştır. İman edip sonra inkâr edenleri, sonra yine

iman edip tekrar inkâr edenleri, sonra da inkârlarını arttıranları Allah ne

bağışlayacak, ne de onları doğru yola iletecektir. (Nisa:136-137) İman tasdik

etmeyi ve teslim olmayı gerektirir.  Tasdik

etmeden ve teslim olmadan hakiki bir imana sahip olmanın imkânı yoktur.

Bizler Allah ve Resulünün emirlerine teslim olduğumuz

kadar MÜSLÜMANIZ.

Allah, Peygamberimiz (s.a.v) i İslam ı yaşamak isteyen

fert ve toplumlar için en güzel örnek kılmıştır. Rabbimiz buyuruyor: Andolsun

ki, Resulüllah, sizin için, Allah a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve

Allah ı çok zikredenler için güzel bir örnektir. (Ahzab: 21) Bu örneğe uyarak

bizler Allah a gerçekten kul olmanın hazzını tadabiliriz. Kuran ve sünnetin

koyduğu esaslara değil de; heva ve heveslerimize uyar, zanlarımıza tabi

olursak, iki yakamız bir araya gelmez. Allah bize yolumuzu göstermiştir. Bu yol

İslam yoludur. Bu yolun dışındaki bütün yollar batıldır ve çıkmak sokaktır.

Gösterilen bu yol aynı zamanda yüklenilmiş bir emanettir. Rabbimiz buyuruyor:

Biz emaneti, göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten

çekindiler, (sorumluluğundan) korktular. Onu insan yüklendi. Doğrusu o çok

zalim, çok cahildir. (Allah bu emaneti insana vermek suretiyle), münafık

erkeklere ve münafık kadınlara, müşrik erkeklere ve müşrik kadınlara azap

edecek, inanan erkeklerin ve inanan kadınların da tövbesini kabul buyuracaktır.

Allah bağışlayandır, merhamet edendir. (Ahzab: 72-73) Allah bizi İslam

emanetiyle imtihan ediyor. Bu emanet karşısında münafıklık yolunu seçen erkek

ve kadınlar ile başka nizamları İslam nizamına denk görüp şirke düşmüş erkek ve

kadınlara Allah azap edecektir. Bu azap emanete hainlik etmenin azabı

olacaktır. Allah bizi, bu hallere düşmekten korusun. İnanan ve emaneti yüklendiğinin

şuurunda olan erkek ve kadınlar ise Allah ın lutfuna mazhar olacaklardır.

Bunlar yüklendikleri yükün manasını idrak edip hayatı İMAN ve CİHAD olarak

gören, Allah yolunda malıyla canıyla cihad eden sadıklardır.

Rabbimiz bu sadıklar için şöyle buyuruyor: Müminler

içinde Allah a verdikleri sözde duran nice er adamlar vardır. İşte onlardan

kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir; kimi de (şehitliği)

beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir. Çünkü

Allah sadakat gösterenleri sadakatleri sebebiyle mükâfatlandıracak, münafıklara

-dilerse- azap edecek yahut da (tevbe ederlerse) tevbelerini kabul edecektir.

Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. (Ahzab: 23- 24)

DAVAMIZ

Milli Görüş hareketinin merhum lideri ERBAKAN hocamız

bizlere hep şunu öğretmiştir: Bizim bir davamız vardır. Bu dava HAK davadır ve

TEK davadır. Hocamızın hak ve tek dava dediği şey İslam dır. Bu gün bu davayı

Milli Görüş temsil etmektedir. Bu davanın adamı olmak şereflerin en büyüğüdür.

Bu şerefi taşıyabilmek hassasiyet, disiplin ve ciddiyet ister. Erbakan hocamız

bu konuda bir sohbetinde şunları söylemiştir: İslam ın dışında, hiçbir hak ve

hakikat kaynağı yoktur. Fen ve hikmet, sanat ve sanayi dahi, İslam ın içindedir

ve onun bir şubesidir. İlhamını Kur an dan almayan hiçbir ilim ve teknik asla

hayr-ı mahz (Faydalı) olamaz, şerden ve zarardan arınmış sayılamaz. Mutlaka

yeterli ve yararlı olduğu savunulamaz. Felsefelerin ve filozofların birbirini

inkârı, ideolojilerin devamlı çatışması, beşeri kanun ve nazariyelerin eskimesi

ve değişmesi, hatta yapılan ilaçların bile, bir müddet sonra yan tesirlerinin

anlaşılması, hep bu yüzdendir.

İslam ı bir dava olarak bize ihsan eden Allah tır.

İnsanların İslam dan başka davalar edinmesi yaratan Allah karşısında

kibirlenmektir. İnsanın Allah a karşı kibirlenmesi ise belasını aramasıdır. Nuh

(a.s) un kavmi, Nemrut, Firavun ve Ebu Cehiller bu kibirlerinin sonucu olarak

Allah ın gazabına uğramışlardır. Günümüz müstekbirleri de Allah karşısında

kibirlenmişler ve onun saadet yolu olan İslam ın nurunu söndürmek için topyekûn

bir savaşın içine girmişlerdir. Siyonizm in, Siyonist AB ve ABD nin ve

işbirlikçilerinin bu savaşı kazanmaları mümkün değildir. Allah hükmünü icra

edecek ve önceki kibirlenmiş tolum ve önderler gibi bunlar da Allah ın gazabına

uğrayacaklardır. Allah mutlaka nurunu tamamlayacaktır. Allah nurunu inanmış

sadık müminlerin cihadıyla tamamlayacaktır. Dünya hayatının HAK-BATIL

mücadelesi şeklinde tanzim edilmiş bir imtihan yeri olması sebebiyle Allah ın kâfirlere,

münafıklara, müşriklere ve önderlerine mühlet veriyor olması kimseyi

aldatmamalıdır. Bu mühlet ilahi takdirin bir neticesi olarak onlara verilmiş ve

verilmektedir. Rabbimiz buyuruyor: İnkâr edenler sanmasınlar ki, kendilerine

mühlet vermemiz onlar için daha hayırlıdır. Onlara ancak günahlarını

arttırmaları için fırsat veriyoruz. Onlar için alçaltıcı bir azap vardır. (Ali

İmran: 178)

DAVANIN ADAMI OLMAK

Davanın adamı olmak, Allah eri olmak demektir. Allah eri

olmak ise Allah ve Resulüne iman edip itaat etmekle olur. Allah a itaat edin,

Resule de itaat edin ve (kötülüklerden) sakının. Eğer (itaatten) yüz

çevirirseniz bilin ki Resulümüzün vazifesi apaçık duyurmak ve bildirmektir.

(Maide: 92) İtaatsiz ve biatsiz verilen mücadeleden hayır gelmez ve yapılan iş

ise cihad olmaz. Bir dava adamı İslam ın hem şekline, hem de ruhuna uymak

zorundadır. İslam bilinmeden, İslam ın ümmete dâhil olmak, itaat, biat,

ittifak, ihlâs, ittika, iyi ahlak, ihsan, istişare, infak, sadakat, nefis

terbiyesi gibi esasları benimsenmeden hakiki bir dava adamı olunamaz. İslam ı

bilmek ve tanımak ancak onun kendi öz mefhumlarıyla olur. Batılıların

ürettikleri mefhumlarla İslam bilinemez ve öğrenilemez. Biz, ittifak ederek

Allah yolunda cihad eden bir topluluk olma yolunda Rabbimizin: Hep birlikte

Allah ın ipine (İslâm a) sımsıkı yapışınız; tefrika yapmayınız. (Ali İmran:

103) emrine tabi olmaz isek nasıl şuurlu bir Müslüman olabiliriz Allah ın

emirlerini çiğneyerek Müslüman bir toplum inşa edilebilir mi

Rabbimiz kesin olarak emrediyor: Ey iman edenler!

Allah a itaat edin. Peygamber e ve sizden olan emir sahiplerine (cihat

emirlerine) de itaat edin. Eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah a ve

ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah a ve Resul e götürün (onların talimatına

göre halledin); bu hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. (Nisa:

59) Allah a, Resulüne, emir sahiplerine itaat etmeden başka hangi usullerle

yaratan Allah ın rızasını kazanabileceğiz. Böyle bir şey mümkün mü

Ümmeti olmakla övündüğümüz Peygamberimiz bize emrediyor:

Dinleyiniz ve itaat ediniz! Hatta başınıza, başı kuru üzüm tanesi gibi siyah

Habeşli bir köle bile tayin edilmiş olsa, aranızda Allah ın kitabını tatbik

ettikçe... (itaatten ayrılmayın). (Buhari: Ahkâm 4) Bu hadisi okuyan şuurlu

bir dava adamı, seçilmiş başkanına, bu iş bu adamla olmuyor diyebilir mi Yine

Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır:  Kim

bana itaat ederse mutlaka Allah a itaat etmiştir. Kim de bana isyan etmiş ise,

mutlaka Allah a isyan etmiştir. Kim emire itaat ederse mutlaka bana itaat etmiş

olur. Kim de emire isyan ederse mutlaka bana isyan etmiş olur. (Buhari: Cihad

109; Müslim: İmaret 33,  Nesei: Biat 27)

Bilelim ki biat ve itaat edilecek lider zahir olmalıdır.

Erbakan hocamız bu asırda İslam ı en iyi bilen kimselerden

biriydi bunun için hiçbir tefrika eğilimine fırsat vermemiş, bu eğilim içinde

olanları da her zaman şiddetle ikaz etmiştir. Bu duruşun yakın şahitlerinden

birisi olmayı Allah bize nasip etmiştir. Onun şu sözü bu gerçeği açıklayan

beyanlarından birisidir Bizim davamızda kimse kendi için yaşamaz, herkes

kardeşi için yaşar, menfaati öldürmenin en kolay yolu budur. Erbakan hocamız

ömrünün hiçbir döneminde tolumu ERBAKANCI olmaya davet etmemiştir, tam aksine

toplumu Milli Görüşçü olmaya ve birlikte Adil Düzeni kurmaya davet etmiştir.

Erbakan hocamız bize, şahısların adamı değil, davanın adamı olmayı öğretmiştir.

Rabbimiz buyuruyor: Allah a ve ahirete iman eden bir toplumu, Allah a ve

Resülüne karşı kanun koyanlarla seviştiklerini bulamazsın velev ki bunlar

(kanun koyanlar) babaları, oğulları, kardeşleri veya akrabaları olsa da. İşte

onların kalplerine imanı yazdı ve onları kendinden bir ruh ile destekledi.

Onları altından ırmaklar akan cennetlerde ebedi kalmak üzere koyacaktır. Allah

onlardan razı olmuştur, onlarda ondan razı olmuştur. İşte onlar Hizbullah

(Allah ın taraftarı) dır. İyi bilin ki Hizbullah; kurtuluşa erenlerin ta

kendileridirler. (Mücadele: 22)  Dava

adamı bu ayette tarif edilen kimsenin ta kendisidir. Rabbimiz bizleri uyarıyor:

Dinlerini parçalayan ve bölük bölük olanlardan (olmayın. Bunlardan) her fırka,

kendilerinde olan ile böbürlenmektedir. (Rum: 32) Bizler, inanalar olarak

birbirimizle kenetlenip dost olursak zafere ulaşabiliriz. Rabbimiz müjdeliyor:

Kim Allah ı, Resulünü ve iman edenleri dost ve önder edinirse (bilsin ki)

üstün gelecek olanlar şüphesiz Allah ın tarafını tutanlardır. (Maide: 56)

vesselam.