Dâvâcıyım!

Abone Ol

Öyle doluyum ki, derdimi kime açacağımı, kime dert

yanacağımı, bu yapılanlar karşısında nasıl hareket edeceğimi tam olarak

bilemiyorum. Bu ülkede yaşayanlar olarak, bizi biz yapan değerlerimiz üç çeyrek

asırdan fazla zamandır horlanıyor, hakârete uğruyor, değiştirilmek; bu ülkenin

insanları inanç ve kültür cihetinden başka şekle dönüştürülmek isteniyor.

Tek Parti devrinde yapılanları, bütün belgeleriyle gözler

önüne sermiştim. İlk önce Bize Nasıl Zulmettiler diye bir yazı serisi

hazırlamıştım. Bu yazı serisi gazetemizde neşroldu. Daha sonra kitap olarak

yayınlandı ve büyük ilgi gördü. Daha sonra Anadolu yu baştanbaşa dolaşıp o

günlerin canlı şâhitleriyle görüştüm. Bu çalışmamızı da Oy Zulüm Zulüm

başlığıyla kitaplaştırdık. Daha sonra bir başka yayınevi bu iki kitabı

birleştirerek, İşte Zulmün Belgesi diye yayınladı. Gerçekten o devrede,

insanlık tarihinde emsali görülmedik bir zulüm tablosu sergilenmiş, bir

milletin bütün temel değerleri kökünden kazınıp yok edilmeye çalışılmıştı.

Bütün bunları yapanlar, yaptıklarının üstüne bir bardak soğuk su içmiş,

yaptıkları yanlarına kâr kalmıştı. Daha sonraları da iktidarlardan bazıları

benzer icraatlar sergilediler.

Bu kültürel transformasyonu yapmaya çalışanlar muharrik-i

bizzat mı idiler, yoksa birileri adına mı bunu yapıyorlardı İşte bu soruya

cevap vermek, benim boyumu aşar. Sadece bu husus değil, bu ülkenin gariban

insanlarının vâridatını har vurup harman savuranlar, ecnebilere peşkeş çekenler,

bu ülke topraklarını ecnebi güçlere açanlar, kim adına hareket etmekteydi

Bunları kendi kafalarından mı yapmaktaydılar, yoksa birilerinin arzu ve

isteklerini yerine getirmek için mi

Yakın tarihimizde darbecilerin yargılandığını gördük.

Gerçekte bu ülkeye ve bu ülke halkına yapılan bütün darbeler yargılanmalıdır.

Minareyi çalan kılıfını hazırlarmış denilir. Bu tarihî yargılamada

kılıflara itibar edilmemelidir.

Yakın tarihimizde millî olmayan bütün faaliyetlerden

işkillenmekteyim. Ama elimde imkân yok. Ciddi bir hesap sorma zeminini

araştırmaktayım. Bunun için hukûkî yapıyı incelemekteyim. Meşrû yoldan hakkımı

arayacağım, hesap soracağımız bir delil bulsam, derhal teşebbüs edeceğim ve

Dâvâcıyım Hâkim Bey! diyeceğim.

Evet, dâvâcıyım! Bize öksüz ve yetim muâmelesi

yapılmasından, bizi biz yapan değerlerin horlanmasından, aşağılanmasından, yok

edilmeye çalışılmasından dâvâcıyım.

Ele göz kırpılıp, bize dirsek çevrilmesinden, sahne

önünde başka, kapalı kapılar ardında başka konuşulmasından, yani artistlik

yapılmasından dâvâcıyım.

Nesillerin inanç ve kültür köklerinden koparılıp, hoyrat

ellere teslim edilmesinden dâvâcıyım.

Bu ülkenin harcında milyonlarca şehidin ve gâzinin

mübarek kanı ve alın teri var. O şehitler ne uğruna canlarını fedâ etmişlerdi

O gâziler hangi değerler uğruna hayatlarını ortaya koymuşlardı Bütün o

şehitlerin ve gâzilerin değerlerinin yok farz edilmesinden dâvâcıyım.

Bu ülke her yönüyle, Cenab-ı Hakk ın müstesna nimetlerle

donattığı bir beldedir. Şayet bu ülkenin imkânları yerli yerinde kullanılmış

olsa bu ülkede yaşayanların hiçbiri sıkıntı çekmez. Bu ülkenin imkânlarının

çar-çur edilmesinden, har vurup harman savrulmasından, ülkenin insanları çile

çekerken, ecnebilerin ülkemizin sırtından maddî ve mânevî kazanç elde etmesinden,

beynelmilel hesaplar yapmasından dâvâcıyım.

Müslümanlara ve ülkemize karşı yapılan zulüm hareketleri,

bölüp parçalanma operasyonları karşısında kılını kıpırdatmayan, hattâ, köy

yanar, kahpe taranır misali keyif alan BM den, NATO dan, AB den ve para verip

üye olduğumuz bilumum örgütlerden dâvâcıyım.