Dava insanı olabilmek

Abone Ol

İdealler insanı anlamlandırır, yücelme yolunda yüceltir. Bir amacının, ülküsünün, bir gelecek düşüncesinin olduğunu gösterir. Hayatta bir bilinç olması gerektiğinin yolunu açar, ufkunu belirler, geleceğe bakar sürekli.

Her insanın kendine göre bir yolculuğu olur. Kısa, kestirme, günübirlik, öylesine bir yolculuk. Hayatını rastlantılara bırakır. Yolu onu nereye götürecekse oraya yönelir. Bazan savrulur, bazan hiçbir şey yapmadan sadece anın gereksinimlerini edinmeye ve karşılayamaya bakar.

İnsan, en kutlu varlık. Amacı ve hedefi olması gereken. Sadece bugün için değil, yarın ve öte için. Hayat sonsuzdur. Sonsuzluk bilinci Müslüman’ın ilk hedefi ve ideali. Hayatı bu dünyadan ibaret saymayanların acıları, çileleri, zorlukları olur. Zorlukları göze alırlar.

Müslüman hiçbir zaman umutsuzluk içinde olmaz, olamaz. Bir başına kalınsa bile bir amacı ve ideali var. Müslüman’ca yaşama. Hakkını vererek yaşama. İnsanlar içinde hakiki ve saf bir insan bir Müslüman olduğunun göstergesi olmak. İnsan kendini göstermek için bir çaba içinde olmaz. Olması gerekeni yaparsa o zaman ne ve kim olduğunu gösterir.

Dünyanın hemen her zaman ve dönemde bin bir hâlleri olur. Baskın zamanlarda insanlar içlerine çekilirler, kimi umutsuzluğa kapılır, kimileri de âdeta yenilir. Bu, insanın asıl özünü yansıtmaz. İnsan dünyaya geldiği andan itibaren bir ilk adımdır, bir idealdir, bir ülküdür, bir gelecektir. Varlığı bunun içindir.

Hayatta olduğu sürece attığı adımların, eylemlerinin bir hesabının olacağı bilincindedir. Bu bilinç onun hayatını daha değerli kılar. Neler yapması gerektiğini ihsas ettirir.

Duraksamaları olabilir, kimi zaman soluklanabilir ama hiçbir zaman onda yenilgi duygusu yoktur. Biliyor ki hayat var ve olacak, yol önünde uzayıp gidiyor. O, bu hayatı yaşayacak ve bu yolu yürüyecek. O var ise yol var, yol var ise ülküsü var, ülküsü var ise geleceği var. Son nefesine kadar bu devam eder.

Üzünülen şudur ki Müslümanlar iktidar olunca, güçler karşısında pes ederek, teslim olmayı yeğlediler. İdeallerinin sonuna geldiğinin duygusuna kapıldılar. Geçmişte olanlar sadece bir ütopyaydı, hayaldi.

Geçenlerde bir rektör ile sohbetimizde yaşadığı duygu, içinde bulunduğu durum bunu gösteriyordu. Geçmişte ne bir dava olmuş ne bir umut. Sadece bir yanılsamaymış. Yenilgiler ve sonuçlar onu âdeta o idealden ve ülküden koparmış. Gelecek duygusu bu psikoloji içinde olunca artık hayatın bir anlamı ne bir amacı olurmuş.

Bulunduğu makam onun bir finali olmuş. Orada oyalanır gibi duruyor. Arzuları bir makam, bir yer, bir imkânmış gibi görünüyor. Bu tip insanlar geçmişi sorgular, yapılanların tamamının boş olduğu, bugün bir karşılığının olmadığını düşünürler. Geçmişte yaşanan yanlışlar ve onların sonuçları bir ölçü oluyor. İçinde bulundukları hayat onlar için yeterlidir.

İnsanlığa sunulacak bir şeyi olmayanlar yolun sonuna gelmiş gibi oluyorlar.

Biz biliyoruz ki son soluğumuza kadar bir çaba içinde olmak durumundayız. Biz bu çağda yaşıyoruz, bu çağdan ve bu çağın insanından sorumluyuz. Gücümüz neye ne kadar yetiyorsa yaşama çabasında oluruz.

Biz var isek çağ var, biz var isek insanlık için bir örnek oluruz. Her şey bizim varlığımıza bağlı. Yoksak, ortada görünmüyorsak, bir şey yapmıyor, yapmayı gerekli görmüyorsak kendi sonumuzu getirmiş oluruz.

İdeali olanlar sırtlarındaki kamburlardan silkinir kurtulurlar. Yükü hafif olanlar çileye razı olurlar, yolcuklarını kazasız belâsız sürdürürler. Gözleri ufukta olur.

Onların aşk dili kuvvetlidir. Gönülleri engindir. Sıradanlıkların tuzağına düşmezler. Her türlü dış etkilerin farkında olurlar ancak onlar kendilerini bildiklerinden sadece yollarına ve önlerine bakarlar.