DARBENİN KOLLARI

Abone Ol

Darbenin merkez üssünü yazmıştık. Şimdi bunun kolları, köleleri ve tetikçileri var. Bunun üzerinde düşünelim. Dünya tamahına kapılan insanlar için idealizm yoktur. Değerler yoktur. Onların bütün derdi, kendi dünyalarıdır. Dünyaları ise ne yazık ki bu dünyadan göçtüklerinde sadece yiyip, içip dışkı ile attıklarıdır. Bu, insan için en vahim olanı.

Efendimiz, bir gün Ebu Hureyre’yi yanına alır bir vadinin başına gider, orada insan kemiklerinin, giysilerini olduğu yeri gösterir. “Bak şuraya, onların yedikleri içtikleri hepsi toprak olmuş. Görüyorsun. İnsandan geriye kalan hasenatlarıdır.” Bunu “Efendim” başlıklı öykümde anlatmıştım. Kapıda Bir Çift Ayakkabı kitabımda yer alıyor.

Adına “Hoca Efendi” denen zatın, köleliği, uşaklığı hayatı boyunca özellikle de son dönemde ortadadır. Hakkı ile Allah’a iman etmiş bir müminin dünyayı ezen, haçlılar adına tahakküm altında tutan, bir yere sığınır mı? Sığınır işte. Orada tutsak olmaya razı olmuş ve mitleştirilmiş adı ile Müslümanlara zulmetme aracına dönüşmüş bulunuyor. Buna razı olması bile onun ne olduğunu göstermeye yeter. Burada köle de olunur, tetikçi de olunur, fetva makamı da. Ama ne yazık ki yüzbinleri bulan insan safları onun peşinden koşar. Bu darbenin merkezinde onun mitleştirilmiş ve onun etrafında kurgulanmış bulunuyor. Ortada ve açık.

Ama bu, bir başına yeter mi, yetmez. Çünkü özellikle yönetimin, üst katmanlarını oluşturan bürokrasi büyük ölçüde bu düşüncede değil.

Kemalist, laik, jakoben kesim var ki bu en önemli merkezlerden biri. Ta, İttihat ve Terakki’den beri, ülkemizin ana doğrultularını zorbalıklarla elinde tutuyor.

Siyaset doğrultusu; CHP, AP, DYP, ANAP. Belki ANAP’a itiraz edecekler olur ama bu partiyi ele geçiren ya da önemli mevkilerde bulunanları göz ardı edemeyiz. Mesut Yılmaz, Kaya Erdem ve daha niceleri. Bunlar sonraki partilerde de iz sürme gayretinde olmuşlardır.

Ordu, İttihat ve Terakki’den beri en önemli güç olmuştur. İki dönem bir kırılma yaşamıştır. Biri 1973 yılındaki Kıbrıs Barış Harekâtı, biri de 15 Temmuz darbesi gecesi ve sonrası.

Sanayi sektörü; biliriz ki TÜSİAD ve onları oluşturan güçler. Sermaye ortaklıkları bulunulan yabancılar. Özellikle de Yahudi sermayesinin ortak bulunduğu çevrelerin güçleri.

Medya; kendisine muhalefet eden kapalı ve düşman, ya da milletin kendisine tamamen karşı. Bu önemli güç damaları yıllarca bu ülkeyi bölgeyi denetiminde tutmuştur. Bugüne kadar yapılan bütün darbeler İttihat ve Terakki ruhu merkezlidir. Yukarıda sıraladıklarımızdır.

Türkiye’nin değişen sosyolojik durumunda emperyalizm at ve tetkikçi değiştirmiştir. “Derenin kuşunu derenin taşıyla” vurmuştur. Müslümanları Müslümanlara vurmaya başlamıştır. Ki biz uzun zamandır bunu anlatageliyoruz. Özellikle bölgemizdeki terör örgütlerinin tamamı aynı merkezden beslenmektedirler. El-Kaide, DEAŞ, DAİŞ ve diğerleri.

15 Temmuz darbesi ile bu yan ana unsurları asla göz ardı edemeyiz. Nihayet ordunun içindeki asıl unsur önem kazanıyor. Oradan yola çıkılıyor. İlk kez orduda ciddi bir çatlama olmuştur. Şu ana kadar tutuklanmalara bakılırsa büyük bir yekûn oluşturuyor. Tabii, darbe sürecinin seyri kimilerini dizginlemiş olabilir. Eğer başarılı olunsaydı o zaman durum farklı olurdu.

Sivil kesimde, özellikle de radikal, laik Kemalist kesim büyük bir travma geçiriyor. Çünkü ne zamandır gözleri yapılacak olan bir darbede idi. Bu günü bekliyorlardı. Zaten sosyal medyaya yansıdığı kadarıyla umudunu yitiren imkânı olanlar bu toprakları terk ediyorlar.

Artık iktidar olamayacağına kani olanlar da bu darbeye gerek maddi ve gerekse manevi desteklerini vermişlerdir ve veriyorlar.

Dünya tamahına kapılan ve bugün artık eskisi kadar nasiplenemeyenler de bu darbenin destekçileridirler. Manen ve madden. Yoksa FETO denen mitin tek başına fazla bir anlamı ve gücü yok asıl güç bunları bir araya getiren ve arka planları.

Yani bulunduğu ülkenin, gücün himayesi ve desteği. Asıl güç ve destek de orası.