Darbelerin duvara çarpması

Abone Ol

28 Şubat belgeseli dolayısıyla kendisiyle görüştüğüm –rahmetli- Mehmet Ali Birand,               “Türkiye, darbeler ülkesi, 28 Şubat’ı bu karanlık dönemler içinde hangi boyutta ve kategoride görüyorsunuz?” sorumuza, “28 Şubat darbelerin duvara çarpışıdır. Bu şekilde artık herhangi bir şekilde bir darbenin bundan sonra olmayacağının o sürecin sonucunda ortaya çıkmasıdır” demişti.  Darbe olmamasının garantisi var mı Türkiye Cumhuriyeti’nde?” sorumuza ise, “Bundan böyle bir darbe daha olur. Bu toplum bu darbeyi alkışlar, omuzlarında taşır muhalefet etmezse, bu toplum ondan sonra askerin vesayeti altında yaşar. Bu kadar basit. Bundan sonra söylenecek hiçbir laf kalmaz. Dünya, darbeyle işbaşına gelmiş bir iktidarı Türkiye’de yaşatmaz. Kaldırmaz. Yoktur böyle bir şey. Niye bundan önceki darbeler böyle kolay oldu. 27 Mayıs, 500 bin kişi yürüdü Menderes’in arkasından. Üç gün sonra darbe oldu. Bir kişi bile yürümedi. Ondan önce kaç kere darbe oldu. Kimse kafasını çıkarıp da itiraz etmedi” demişti Bu darbelerin sonuncusudur. Darbe zihniyeti artık duvara vurmuştur” ifadelerini kullanmıştı.

Tankların üzerine çıkanlar, paletlerin altına yatanlar, kendi gövdesini kurşunlara siper edenler… 15 Temmuz darbe kalkışmasının özeti bu aslında. 15 Temmuz’da Türkiye’nin önüne set çekmeye çalışanlar, Türkiye’yi 40 sene öncesine götürmek isteyenler büyük bir darbe yedi. Bendeniz 1960 ihtilalini görmedim, 1970 muhtırasında küçük bir çocuktum, 1980 darbesinde ise bir lise öğrencisiydim. Darbeyi öylesine anlatıyorlardı ki, Türkiye yangın yerine çevrilmişti. Aslında bunu yapanlar da darbeye zemin hazırlamak için ellerinden geleni artlarına koymamışlardı. 1980 darbesinden sonra en kapsamlı, en şumullu ve en korkutucu darbe girişimi oldu 15 Temmuz gecesi. Başta da söylediğim gibi aslında darbeler 28 Şubat post modern darbesiyle sona erdi. İnsanlarımız 28 Şubat’ta yapmaları gerekeni 15 Temmuz’da yaptılar. Acaba günlerce hazırlığı yapılan bu darbeden neden MİT’in istihbaratı olmamıştı.

Şu anda yüzlerce asker gözaltında… Acaba ne diyorlardır?  Binlerce hâkim ve savcı hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Demek ki onlar hakkında daha önce yapılan bir hareket varmış, istihbarat varmış.

1980 darbesinde sağcılık ve solculuk figürleri kullanılmıştı. Sağcılık figürü Süleyman Demirel, solculuk figürü ise Bülent Ecevit’ti. Binlerce insan öldü, yüzlerce insan idam edildi. Allah muhafaza etsin, Türkiye gerçekten büyük bir badire atlattı.

Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne silahlar çevrilmemişti. 1960 darbesinde, 1971 muhtırasında, 1980 darbesinde bile böyle bir şey vuku bulmamıştı. Gözü dönmüş darbeciler, Türkiye Büyük Millet Meclisine, hem Başbakanın makamının yanı başına bomba attılar.

Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir döneminde, milletine silah doğrultup daha sonra Yunanistan’dan sığınma hakkı isteyen darbe korkakları çıkmamıştı.  Yapılması gereken bürokrasiden, askeriyeden, milli eğitim bünyesinden bu darbeci korkakları temizlemek olmalıdır. Türkiye, bu badireyi bir şekilde atlattı. Darbe püskürtüldü. Ama insanlarımızın gayretiyle, insanlarımızın gözünü budaktan esirgemeyen tavrıyla yapıldı bunlar. Sokakları kimseye bırakmayacağız… Caddeleri kimseye bırakmayacağız…

Feryat eden halkımız gibi, “Asker kışlasına dönmelidir”

15 Temmuz. Türkiye’de hâlâ darbe yapılabileceğini zanneden korkakların, millete kurşun sıkmakta beis görmeyenlerin kara bir lekesi olarak tarihe not düşülmüştür.

15 Temmuz, insanları korkutarak bir yere varabileceklerini zanneden kendileri de korkudan beslenenlerin kara bir lekesi olarak tarihe not düşülmüştür. Son sözümüz ise medyaya… 28 Şubat’ta darbe heveslilerine çanak tutan medya, bu kez karşılaştığı sınavdan başarıyla geçti.