Darbeciler niçin hep yüzde 90ın üzerinde oy alır?

Abone Ol

Başlığı; darbeciler ve diktatörler niçin hep yüzden 90’nın üzerinde oy alır, şeklinde de düzenlemek mümkündü… Ülkemiz dâhil darbelerin ardından yapılan ilk devlet başkanlığı seçimlerinde darbeciler yüzden 90’nın üzerinde oy almışlardır. Hatta bazı ülkelerde bu oran yüzde 99’lara kadar çıkabilmektedir. Çünkü halkın başka bir seçeneği yoktur. Ya seçime katılmayacaktır, katılacaksa çeşitli baskılar ve hileler sebebiyle darbecilerin isteği doğrultusunda oy kullanacaktır. Yıllar önce Irak’ta takip ettiğim bir devlet başkanlığı seçiminde; oyların açıktan atıldığını, seçmenin kime oy verdiğini belli etmesini sağlayacak bir yöntem uygulandığını, ardından da oyların sayımı gizli yapıldığını görmüştüm.  Bunun adı da seçim oluyordu. Hatta bazı seçmenler sandık başındaki görevlilere verdikleri oyun rengini özellikle gösteriyorlardı. Darbe dönemlerinde verilen oyların bir başka özelliği de, darbecilerden bir an evvel kurtulmak, normal döneme geçebilmek için de seçmen darbecilerin isteği istikametinde oy kullanabiliyor. Anayasa oylaması ya da devlet başkanlığı seçiminde darbecilerin istediği yönünde davranıp ilk genel seçimlerde seçmenin gerçek iradesini ortaya koyduğuna da şahit olduk. Ülkemizde 1982 Anayasa oylamasında yüzde 92 ‘evet’ oyu verilmiş olmasının izahı bundan başkası değildir. 1960 darbesinin ardından da benzer bir durum yaşanmış, ama genel seçimlerde darbecilerin tüm istek ve çabalarına rağmen sandıktan istedikleri sonuç çıkmamıştır.

Bu noktada darbecilerin ve diktatörlerin -diktatörlerin iş başına gelişi genellikle darbelerle olur- seçim adı verdikleri hileli oyunu eleştirmek tek başına yeterli değildir. Bu hileli oyuna zemin hazırlayan, darbelere birtakım ülkelerin verdiği destek üzerinde de durmak gerekiyor. Çünkü dünyanın neresinde olursa olsun darbeciler mutlaka bir dış destek sağlayarak harekete geçerler. Mısır’da böyle olduğu gibi Suriye’de baba Esad dış destek ile darbe yapmıştı. Oğul Esad da iktidarını yine dış destek ile sürdürmektedir. Pakistan ya da ülkemizdeki darbelerde de benzer durum yaşanmıştır. Kısacası, darbeciler öncelikli olarak temas halinde oldukları ülkelerde ön temas gerçekleştirip, gerekli onayı ve desteği sağladıktan sonra ülkelerinde yönetime el koymaktadırlar. Bu bakımdan darbeler kendi halklarının çıkarlarını korumak, ülkeyi birtakım karışıklıklardan kurtarmak iddiaları ile yapılsa da aslında dış destekçilerin çıkarlarını korumaya yöneliktir. Meseleye bu açıdan bakıldığında dost kabul edilen ülkelerin doğru belirlemesi gerekiyor. Söz gelimi Türkiye, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren kendisine Batı’yı ve özelikle de ABD’yi dost ve müttefik olarak benimsemiştir. Ne var ki, ülkemiz demokrasi şarkıları söyleyen darbecilerden yakasını uzun yıllar kurtaramamıştır. Sıkça balans ayarına(!) muhatap olmuştur. Her ne kadar balans ayarlarının gerekçesi ülkemizde demokrasiyi kökleştirmek ve ülkemizi karmaşadan kurtarmak olarak ilan edilse de Batı’nın çıkarlarını garantiye alacak uyum yönünde bir ayar söz konusu olmuştur.

Mısır’da da yıllarca hep darbeciler ve diktatörler yönetimde oldular. Yıllar sonra ilk defa halkın serbest iradesi ile yapılan seçimlerde Mursi cumhurbaşkanı seçildi. Ama demokrasi yanlıları(!) Mursi’nin İslami kimliği sebebiyle hemen bir darbeciyi devreye soktular. Halkın oyları ile işbaşına gelen Mursi uzaklaştırılarak hapse atıldı. Geçtiğimiz günlerde halkının yarısının katılmadığı bir seçim ile bu defa darbeci Sisi devlet başkanı seçildi. Aldığı oy oranı da yüzde 96,9 olarak ilan edildi. Bu durum ABD ve diğer Batılı ülkelerce hiç yadırganmadı. Yadırganmadığı gibi gelen haberlerden Sisi’yi tebrik kuyruğuna girdiklerini, ABD’nin Sisi ile çalışmak için sabırsızlandığını öğreniyoruz. Aslında darbeye destek verenlerin farklı bir tavır sergilemesini beklemek yanlış olur. Darbeciler ve darbeye destek verenlerin ikiyüzlülüğünü görmek ve teşhir etmek kadar bu ikiyüzlülerle kol kola demokrasi şarkısı söyleyenlerin durumu çok daha önem kazanıyor. Çünkü sömürgeci güçlerin yerli taşeronları sadece ortada görünen darbecilerden ibaret değil.